Reklam
Reklam
Reklam

Zeytin Ağacı

Belgin Gülbağçalar Yazıları / Zeytin Ağacı

Zeytin Ağacı
24 Kasım 2020 - 11:22 - Güncelleme: 24 Kasım 2020 - 11:28

"Yani öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı
Yetmişinde bile mesela, zeytin dikeceksin
Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil...”
Nazım Hikmet Ran


Zeytin hasadı başladı, sonbaharın ilk yağmurlarını da gördükten sonra iyice yağlandılar, tam zamanı aslında neredeyse geçiyor bile. Ben biraz erken başladım heyecanla, ilk yağmurla, onlar oldular bile ama biraz daha yapacağım.

Kim söylemiş hatırlamıyorum "zeytin ağacının olduğu her yerde yaşayabilirim" diye aynen katılıyorum zeytin ağacı ve tabii deniz de olmalı...

Hatta deniz kenarında ve zeytin ağacının altında...

İlk çocukluğumun geçtiği Çarşamba'da yeşil zeytini bilmezdik pek, siyahı bilirdik daha çok.

İstanbul'da gördüm çeşit çeşit yeşil zeytinleri alışkanlığımız olmadığı için pek de almazdık.

Ayvalık'a tatile gittiğimizde o yörenin zeytinleriyle sevdim yeşili de siyahı da.

Burada Turunç'ta yani, ağacıyla tanıştım hatta dost oldum bu buruşuk yüzlü ve her sene budanmaktan şeklini kaybetmiş ama bilge bakışlı zeytin ağaçlarını. Önünde düğmemi ilikleyesim geliyor hatta kucaklayasım...

İki zeytin ağacı arasına kurulmuş hamağımda sallanırken sanki kucağına alıp ninni söylüyor bana, nine gibi. Ağaçların bilgesi gibi bir hali var. Zeytin dalı da barışı simgeliyor, bereketli de. En çelimsizi bile yıkılıyor meyveden, yalnız bir yıl iyi veriyor, bir yıl az.

Her kahvaltıda bizi yalnız bırakmayan dost zeytinler.

Ama biz onlara ne kadar dostuz bilmiyorum bu vefalı dostlarımızı katlettik, katlediyoruz, altın çıkarmak uğruna, rant uğruna betona kurban verdik onları.

Çoğu ülke de yok zeytin ağacı. Bazı Güney Amerika ülkelerinde hatta İngiltere'de falan eczanede ilaç gibi satılır zeytinyağı, ilaç gibi de zaten. Ne kadar şanslı bir ülkeyiz; zeytin yağının en güzeliyle yemek yapabiliyor doyasıya tüketiyoruz. Doğal güzelliklerinin yanında zeytin ağaçlarının görselliği ve nefasetini yaşayabiliyoruz ama pek de kıymetini bilmeden.

İtalyanlar bizim üreticimizden ucuza aldıkları zeytinyağını şık ve pahalı şişelere koyup Avrupa'ya İtalyan zeytinyağı diye satıyor.

Zeytinin bu kadar çok çeşidinin olduğunu bilmiyordum, siyahı ve de yeşilini, irilisi, ufaklısı, rengarenk seyretmesi bile keyifli ama bir o kadar da meşakkatli toplaması ve de salamura yapması.

Son beş yıldır zeytinimi kendim yapıyorum büyük bir keyifle. Kırma seviyorum, bahçede özel bir taşın üzerinde yapıyorum yine taşla kırarak. Etrafa sıçrıyor kırma esnasında hele de göze gelince bayağı bir yakıyor, elleri de boyuyor biraz. Sonra o kırdığın zeytinleri bidonlara ya da kavanozlara doldurup her gün sabah akşam suyunu değiştirmek, her defasında kokusunun güzelleştiğini ve renginin değiştiğini görmek çok keyifli. Bir de suyunu değiştirirken etrafa yayılan koku müthiş!

On gün yeterli oluyor suyunu değiştirmek için, on günün sonunda salamura yapmaya hazırdır. Biraz kaya tuzu, az limontuzu ben biraz da şeker koyuyorum acısını alsın diye. On beş gün sonra zeytininiz olmuştur artık. İstediğiniz gibi soslayarak sevdiklerinizle paylaşmaya hazır.

Zeytinin mutlulukla mutlak bir ilgisi olduğunu düşünüyorum, toplaması, kırması, salamura yapması, yemesi, paylaşması...

Zeytin ağaçları bize hayatın en güzel armağanları gibi, yetmişimizde dikelim gene ama yetmişi beklemeden de barış, sevgi ve umut adına zeytin ağaçları dikelim.

Biraz uzun oldu biliyorum ama zeytini ne kadar da anlatsam az...

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum