Reklam
Reklam
Reklam

Yemekte Ne Var?

Adil Adalet Hacıömeroğlu Yazıları / Yemekte Ne Var?

Yemekte Ne Var?
25 Nisan 2021 - 12:41

İnsanoğlu, yaşamda kalmak için beslenmek zorunda. Evrimleşen insan, üç öğün yemek yemeyi alışkanlık ve bir beslenme düzeni durumuna getirdi. İnsanoğlunun sosyal bir varlık olması bu üç öğün yemeği, aile üyeleriyle yemeyi gerektirmekte, hatta zorunlu kılmakta. Bu nedenle yemek yeme insanın sosyalleşmesi açısından önemlidir.

İnsanlar yemek yerken hem beslenme hem de sosyalleşme gereksinmesini yerine getirirken hem de aile içi dayanışma, yardımlaşma, paylaşma duygularını pekiştirirler. Bu nedenle dünyanın neresinde olursa olsun aile üyelerinin birlikte sofraya oturması önemsenip değerli bulunur.

İnsanlar, çoğu zaman yemeklerini aile dışında kalan dost, arkadaş, komşu ve tanımadığı kişilerle de paylaşır. Farklı kişilerle yemek yemek, insanlara doyulmaz bir mutluluk verir. Doğaldır ki bu da bir sosyalleşmedir. Her sosyal ilişkide olduğu gibi sofralarda kurulup pekiştirilen sosyal ilişkiler de kişi mutlu kılar.

Kişinin bir lokmasını başkalarıyla paylaşmak istemesi, insanca bir davranış. Kendisi var olurken başkalarını da var etmeye çalışmak… Ne güzel duygu bu. Bu duygu, bencilliği yok ederken toplumsal düşünüp davranmayı yerine koymakta.

“Tanrı misafir”leri gelirdi zamanlı zamansız sofralara. Bu “tanrı misafir”lerinin çoğunu ev sahipleri tanımazdı bile. Aile bireyleri ile otururlardı sofraya tanıdık biri gibi. Allah ne verdiyse birlikte kaşık çalınırdı sahanlara, ekmek eşitçe bölünürdü.

Sofraya oturmadan önce hangi yemeğin olduğu sorulmazdı. Zaten bu, kimsenin de umurunda olmazdı. Çünkü Allah ne verdiyse o olurdu sofrada. Bir öğünü kurtarmanın mutluluğu yaşanırdı sıcak çatılar altında. Yokluk, yoksunluk, yoksulluk zamanıydı. Herkes, bir lokmanın değerini bilirdi. Tabaklarda bir bulgur tanesi bile tabakta bırakılmazdı. Çöpe dökülen yemek, ekmek günahın en büyüğüydü.  Ayrıca yaşamımıza Cumhuriyet değerleri egemendi. Buna göre savurganlık yapmak, çok ayıptı. Tutumlu olmak, her yurttaşın göreviydi.

Şimdilerde öyle mi? Annelerin çoğu çalışmakta. İş dönüşü eve gelip iki arada bir derede yemek pişirmekteler. Çocuklarını yemeğe çağırdıklarında bir soru: “Yemekte ne var?” Anneler, babalar kızgınlıkla “Yemeeek…” diye yanıtlamaktalar bu soruyu.

Çocukların çoğu, yemeği görünce “Ben, bunu yemem; şu olsaydı belki yerdim.” diye mırıldanarak uzaklaşmaktalar yemek masasından. Bazıları ise birkaç lokma alıp tabaklarını öylece bırakmaktalar masaya. Yemeğin çöpe gitmesi umurlarında bile değil. Yapılan masraf, harcanan emek… Hele annelerinin verdikleri emek… İnsan emeğine bu denli saygısızlığın nedeni ne?

Sokaklardaki çöp kutuları neredeyse silme yemek artıklarıyla dolu. Yemek savurganlığında dünyada ön sıralardayız. Bu yemek artıklarını gören insanın yüreği parçalanır. Ama ne fayda?

Çocuklarımıza bir lokmanın değerini ne yazık ki öğretemedik. Bir iş için harcanan emeğin ne denli önemli olduğunu anlatamadık. Savurganlığın yıkıcılığını, tutumluluğun bereketini yüreklerine yerleştiremedik. “Allah ne verdiyse yiyelim.” yaşam ilkesinden “Yemekte ne var?” sorusunun sorulduğu bir dönemdeyiz.

Doğanın bizlere cömertçe sunduğu yiyecekleri söyleşerek ve savurganlık yapmadan tüketeceğimiz güzel günlerin özlemini içimizde yeşertmekten başka ne yapabilir ki…


FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum