Reklam
Reklam

Umut insanda

Belgin Gülbağçalar Yazıları / Umut insanda

Umut insanda
01 Kasım 2020 - 17:54 - Güncelleme: 01 Kasım 2020 - 18:03

"Ve güneş doğarken hiç umut yok mu?

Umut, umut, umut...

Umut insanda"

Nazım Hikmet Ran

 

"Güneş doğmadı bu sabah benim çocuklarıma" diyor enkaz başında çocuklarının çıkarılmasını bekleyen anne, verilen suyu içmiyor, çocuklarım orada susuz diye.

 

Ne acılar sığıyor o küçücük yüreklere! İzmir'e doğmayan güneş, olmayan sabah, depremi yüreğinde hisseden, vicdan sahibi insanlara da doğmadı, onlara da sabah olmadı, İzmir'deydi yürekler.



Deprem değil bina öldürür gerçeği bir kez daha tokat gibi patladı yüzümüze. Oysa bizler hala 99 depreminin travmasını atlatamamışız, aradan 21 yıl geçmiş 18'i bu iktidarla ve her yıl yıkıcı bir depremle ama yapılan hiçbir şey yok!

 

Oysa kural açık ve net! Binayı sağlam yapacaksın, yap- tır - ta - cak - sın! çalmayacaksın, çaldırtmayacaksın. Bunun adı "hırsızlık” el birliği ile hırsızlık!

 

Eskiden hırsız var deyince hırsız yakalanırdı şimdilerde "hırsız var" diyeni yakalıyorlar. Deprem doğanın gerçeği, hırsızlığı nereye koyacaksın?

 

Ülkemizde müteahhit sayısı tüm Avrupa'nın 10 katı, yalnızca İstanbul'da kayıtlı müteahhit sayısı 60 bin, 80 milyonluk Almanya'da 3 bin 800 müteahhit var yalnızca.

 

Belge alamayan müteahhit de geçici belge alıyormuş 145 bin geçici belgesi olan müteahhit varmış. (Kaynak 24 Ocak Elâzığ depreminden sonra Mustafa Balbay'ın yazısı)

 

Geçici doktor, geçici mühendis, geçici mimar olur mu?

 

Sanki işsiz kalan müteahhit olmuş. (Dürüst, namuslu ve işinin ehli olanları tenzih ediyorum)



Siyasette de çok önemli görevler alır bunlar, özellikle yerelde, başkan adayı olmak için neredeyse "Müteahhitlik" şartı aranır olmuştu. 99 Düzce depreminde yaptıkları binanın çökmesi sonucu 20 kişinin ölümüne neden olan iki ortaktan biri milletvekili oldu diğeri belediye meclis üyeliğine ve imar komisyonuna seçilebildi, al takke ver külah, denetim falan hak getire...

 

Namus yoksunundan vicdan, namus, adalet, dürüstlük beklenir mi?

 

Bir de "İmar affı" var.

 

Af suç işleyene olur, imar suçu işleyene para karşılığı af mı olur? Bu da seçim rüşveti.



Dükkân yapmak için kolonların kesilmesine sessiz kalan, oturduğu binanın deprem riskinin duyulmasını istemeyen ve buna göz yuman insanlara çok rastladım uzun yıllar yaptığım denetçilik görevimde. Eski binaların köpükten yapılmış kartonpiyer şeritler le süslenip, geometrik şekillere boyanarak süslenmesi moda oldu. Binaların genel kurullarında dış boya mı, yoksa korozyon tamiri mi? diye oylandığında dış cephe öncelikli gelir genellikle.

 

Çekilen acıların tarifi yok, yıkılan bina sayısı çok değil belki ama hasarlı bina çok fazla bir de pandemi şartlarında gel de uyu, uyuyabilirsen.

 

Deprem resmi paylaşmadım özellikle, dün çektiğim iki fotoğraf bugünün umudu olsun istedim.



Oysa doğa ne kadar cömert davranmış ne güzellikler sunmuş bize, yol kenarındaki o küçücük limon fidesi iki dal, birkaç yaprağa onca limon vermiş aslında birkaç gün önce daha çoktu, koparılmış olmalılar.

 

Şu dengeye bakar mısınız doğadaki, kışın limon veriyor ve çeşit çeşit narenciye, yesin hasta olmasın insan der gibi yazın karpuz, terledikçe susuz kalmasın, enerji olsun diye sanki, yazın olmazsa olmazımız, kışın hiç aramayız, ne müthiş bir zamanlama. Bize sunulan nimetler saymakla biter mi?



Ama doymuyor bazıları, doymuyor, daha, daha hep biraz daha fazla, daha fazla, para, iktidar, güç, ayrıcalık, en lüks arabalar yetmez, özel uçaklar, bir tane yetmez çokça olmalı...

 

Keşke biraz da insanı sevseydi, çocuğu, hayvanı, doğayı, ülkesini, biraz şiir okusaydı, biraz kitap...



Bir de kendi ülkesindeki depreme sevinip, "oh olsun" diyenler var. Bunlar tıpkı insan görünümündeler, insana benzerler, ayırt etmek zor ve maalesef içimizde yaşıyorlar, coronaya dikkat ettiğimiz gibi bunlara da dikkat etmeliyiz.!

 

Dilemekle olmuyor biliyorum ama İzmir ve çevresinde yaşayan tüm dostlarıma geçmiş olsun diliyorum ve kolaylıklar...

 

Yitirdiklerimiz ve hala enkaz altında olanlara ve onların yakınlarına ne denir bilemiyorum?



Her canlı ölümü tadacak elbet ama hayatı da tatmalı.

 

Siyasetçiler şovlarını yaparken, canları pahasına göçük altında çalışan kahramanlarımız ve enkaz altındaki kediyi bulup çıkaran kurtarma köpeği kahramanımıza teşekkürler.

 

"Bu da gelir, bu da geçer" İzmir'im ağlama

İnsan yaşadıkça umut hep olacak, olmalı…

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 7 Yorum
  • Hüseyin Turan
    3 hafta önce
    Deprem konusunu yılın 12 ayına dağıtarak gündemde tutmak ve yazının içindeki realitelerden hareketle yeniden "hayatı tatmalı" kokuşmuş sistemin parçası olmamak için sorgulama yetimizi artırmalıyız.
  • Nesrin Halıcılar
    3 hafta önce
    Her şeye rağmen; umut dolu yüreğe sahip olmalı... "Yolun Sonu Umut" olmalı... Yoksa; yaşayamayız & yaşanmaz!... Geçmeyecek biliyorum, yaralar kolay kapanmıyor; farkındayım... Yine de; başarmalıyız!... Zorundayız çünkü!... Umut dolu nice yazılarına sevgili Belgin'im...
  • Seniha Yürük
    3 hafta önce
    Günümüzü ve yapılan ve yapilmayanlari net bir şekilde ortaya koymuşsun. Kalemine sağlık
  • M. Arif eriş
    3 hafta önce
    Kalemine sağlık can dostum ♥️♥️
  • Yaşar AYDOĞAN
    3 hafta önce
    Zihninize sağlık, bileğinize kuvvet.
  • Bülent Erdas
    3 hafta önce
    Tebrikler belgin hanım güzel yazıların efendisi
  • AYŞEN Sybr Özgür
    3 hafta önce
    Gene nokta atışı. Nedenler, niçinler ve sonuçlar. Hepsi yalın bir biçimde anlatılmış. Kalemine, yüreğine sağlık arkadaşım. Sevgiler.