Reklam
Reklam
Reklam

"Türk Yargısı Son 50 Yılın Altın Devrini Yaşıyor" Sözünün Nedeni Şimdi Belli Oldu!

Av. Yusuf Kadıoğlu Yazıları / "Türk Yargısı Son 50 Yılın Altın Devrini Yaşıyor" Sözünün Nedeni Şimdi Belli Oldu!

"Türk Yargısı Son 50 Yılın Altın Devrini Yaşıyor" Sözünün Nedeni Şimdi Belli Oldu!
22 Ocak 2021 - 18:50

Bir ülkenin mahkemeleri ne ise siyasi partilerin ve derneklerin disiplin kurulları da odur.

Merkez Disiplin Kurulları da yerel mahkemelerin üzerindeki, Yargıtay, Danıştay gibi üst derece mahkemelerinin karşılığıdır. Aralarında esas açıdan hiçbir fark yoktur, bağımsız olması gereken bu kurumlar mahkemeler açısından bakarsak ülkenin yurttaşlarının Anayasa ve yasalar doğrultusunda, hak ve hukuku bakımından adaletin sağlanmasını, disiplin kurulları ise o siyasi parti ya da derneğin program ve tüzüğü doğrultusunda üyelerinin hak ve hukukunu güvence altına alır ve karar oluşturur.

Parti ve derneklerin Merkez Disiplin Kurulları, Genel Kurul tarafından seçilir ve sadece kendilerini seçmiş olan Genel Kurula karşı sorumludur ve sadece oraya hesap verirler, kararları Genel Başkan dahil herkesi bağlar. Yani Merkez Karar Kurulu ya da Genel Başkan verecekleri karar için disiplin kuruluna örtülü de olsa talimat veremez, kararlarınızı tanımıyor ve uygulamıyorum diyemez, verilen kararları değiştiremez.

Basından ve sosyal medyadan Vatan Partisinden önce, yıllardır partinin en önemli kadrolarında görev yapmış Mehmet Bedri Gültekin'in ve ardından da çok sayıda partili üyenin basın açıklaması da yaparak istifa ettiğini öğrendik. İstifaların süreceği anlaşılıyor.

İstifaların haklılık ya da haksızlığı üzerinde yorum yapmayacağım çünkü beni ilgilendiren bir durum olmadığı gibi istifa kurumu kişiye özel bir hak olması karşısında haddim de değil.

Ancak hukukçu kimliğim nedeniyle en başta yazdıklarım doğrultusunda bir duruma dikkat çekmek ve tespitte bulunmak amacıyla şu durumu paylaşmak isterim.

İstifa edenler basın açıklamasının bir bölümünde şu ifadelere yer vermişler;

“16- 17 Ocak 2021 günlerinde toplanan Vatan Partisi Merkez Yürütme Kurulu, Merkez Karar Kurulu ve genişletilmiş il başkanları toplantılarında yaşananlar, dünya siyasi partiler tarihinde örneği olmayan ibret verici bir durum ortaya çıkarmıştır.

Bu toplantılarda Vatan Partisi yöneticileri, Parti’nin intiharına karar vermişlerdir.

Merkez Yürütme Kurulu, 16 Ocak günü yaptığı toplantıda, Mehmet Bedri Gültekin ve Hikmet Çiçek hakkında kesin ihraç talebini ret eden Merkez Disiplin Kurulu’nun yedi üyesinden altısını, “üyelik haklarını askıya alarak tedbirli olarak Merkez Disiplin Kurulu’na (MDK) sevk etme” kararı almıştır. Kurultay’ın iradesiyle seçilen MDK, Genel Başkan’ın talebiyle ortadan kaldırılmıştır.

Merkez Yürütme Kurulu, Merkez Disiplin Kurulu’nun Mehmet Bedri Gültekin ve Hikmet Çiçek hakkında verdiği kararı “tanımayacağını” ilan etmiştir. Parti hukuku ayaklar altına alınmıştır.

Merkez Disiplin Kurulu, Partinin yargı kurumudur. Genel Kurultay tarafından seçilir. Sadece Kurultaya karşı sorumludur. Parti tüzük ve programı çerçevesinde alacağı kararlar bütün Partiyi bağlar. Genel Başkanı da, Merkez Karar Kurulu’nu da bağlar." Açıklama çok daha uzun ancak ben buraya yazmak istediğim konu ile ilgili küçük bir bölümünü aldım.

Bu açıklamadan anlıyor ve görüyoruz ki; partinin Genel Başkanı, Merkez Disiplin Kurulunun kararını tanımadığını ifade etmiş ve bununla da kalmayarak kararın ortadan kaldırılarak yeni bir karar oluşturulmasını sağlamıştır.

Değerli dostlar; şu durumun bir fotoğrafını çektiğimizde gördüğümüz, Tayyip Erdoğan'ın ülke ve partisini tek adam olarak yönetimi ile Doğu Perinçek'in partisini yönetirken yaptığı uygulamaları arasında hiçbir fark yoktur. İkisinin anlayışı da "tek adam" olma anlayışıdır ve bu durumun demokrasilerde bir karşılığı da yoktur ve olamaz da. Ancak buradan aynı düşünce yapısına sahip olduklarını ve yakınlaşmalarının nedenlerini daha iyi ve anlıyoruz.

Çok iyi bir hukukçu olduğunu yakından bildiğim Vatan Partisi lideri Doğu Perinçek'in, ülkemizde bağımsız yargının ortadan kaldırılarak yandaş hale getirilmesi, siyasileştirilmesi ve siyasilerin istemleri doğrultusunda kararlar veriliyor olmasına rağmen nasıl "Türkiye'de yargı son elli yılın altın yılını yaşıyor" sözlerini anlamakta güçlük çekiyordum. Şimdi bu durumun yanıtını kesin olarak almış olduk. Çünkü kendisi de, partisinin yargısına müdahale ediyor ve istemi doğrultusunda karar oluşturulmasını sağlıyor. Gelecekte iktidar olsa, ülke genelinin yargısının nasıl olacağı konusunda bizlere bir fikir veriyor. Çünkü Tayyip Erdoğan ile belki de ruh ikizi olabilecek kadar çok benzer yanları var!


FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum