Tüketici Federasyonları, "Türkiye...
Reklam
Reklam

Tüketici Federasyonları, "Türkiye #konutmagdurlari Raporu"nu açıkladı; Sorun, "kaldırılmayan cenaze" niteliğindedir!

Tüketici derneklerinin çatı kuruluşları olan dört tüketici federasyonu güçlerini bu kez konut mağdurları için birleştirdiler. 14 Haziran 2019 tarihinde, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nde bir araya gelen federasyonlar, “Türkiye #konutmagdurlari Raporu”nu basın organları ve kamuoyu ile paylaştılar.

Tüketici Federasyonları, "Türkiye #konutmagdurlari Raporu"nu açıkladı; Sorun, "kaldırılmayan cenaze" niteliğindedir!

Tüketici derneklerinin çatı kuruluşları olan dört tüketici federasyonu güçlerini bu kez konut mağdurları için birleştirdiler. 14 Haziran 2019 tarihinde, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nde bir araya gelen federasyonlar, “Türkiye #konutmagdurlari Raporu”nu basın organları ve kamuoyu ile paylaştılar.

Tüketici Federasyonları,
15 Haziran 2019 - 18:40

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Genel Başkanı Aziz Koçal, Tüketici Örgütleri Federasyonu (TÖF) Genel Baaşkanı Fuat Engin, Tüketici ve Çevre Hakları Federasyonu (TÜÇEDEF) Genel Başkanı Osman İlhan ve Konutla Dolandırılan Hak Sahipleri Komitesi Sözcüsü Özlem Hanelçi ve farklı bölgelerden mağdur platformlarının temsilcileri tarafından yapılan toplantıda, çeyrek asra varan, neredeyse evladiyelik bir hal alan, ömür yetmeyince geridekilere miras kalan hak arayışlarının çarpıcı gerçekleri  gözler önüne serildi.


 
Tam mağdur sayısı ve ekonomik maliyetin tespiti mümkün değil
 
Dört tüketici federasyonunun, konut mağdurlarının temsilcileri ile arama konferansı gerçekleştirerek ve birlikte çalışarak hazırladıkları “Türkiye #konutmagdurlari Raporu”’nda, mağdur sayısının iki yüz bin (aileleri ile bir milyon) civarında olduğu öngörülse de “Kaç proje, kaç mağdur” sorusunun, zihinlerde belirsizliğini koruduğu ifade ediliyor.


 
Daha önemlisi, mevcut sorunun yol açtığı ekonomik büyüklüğün ne olduğu konusunda, yetkili ve ilgili kamu kuruluşlarının dahi genel ve yaklaşık bir rakam vermekten öteye gidemeyecekleri vurgulanıyor. Raporda bu durum, “Geçen süre, rant etkeni, mevcut yapılanmalarda meydana gelen aşınma, inşaat maliyetleri, faiz oranlarındaki artış, enflasyon ve benzeri irili ufaklı birçok etken nedeniyle gerçek mali kaybın ne olacağının tespit edilmesi mümkün değildir” ifadeleri ile açıklanıyor.


 
Federasyonların yaptığı araştırmada mağduriyetlerin nedenlerine ilişkin tespitler ise şöyle sıralandı;
 

1-Yerel yönetimlerin ruhsatlandırma, denetim uygulamalarından kaynaklanan sorunlar,
 
2-Ülke ekonomisi ve inşaat sektöründe yaşanan olumsuzluklar nedeniyle inşaat maliyetlerinin artması, konut satışlarının düşmesi, yüklenicilerin finansman sorunu yaşamaları,
 
3-Yüklenicilerin bir kısmının kötü niyetli olarak iflas erteleme, konkordato, hileli iflas, muvazaalı işlemler ile mal kaçırmak suretiyle kendilerini hukuki koruma altına almış olmaları,
 
4-15 Temmuz Darbe Girişimi sonrasında bazı yüklenici firmalara kayyum ataması yapılmış olması,
 
5-2014 yılında yürürlüğe giren 6502 saylı tüketicin korunması hakkındaki yasanın “maketten konut satışı” olarak adlandırılan alışverişe getirdiği sözleşmede şekil şartı, tapuya tescil, bina tamamlama sigortası gibi hukuki koruma olanaklarının satısı ve alıcı tarafından dikkate alınmamış olması.



 
“Kandırılmasaydın kardeşim!..”
 
Raporda yer alan en çarpıcı hatta sersemletici ifade ise, mağdurların hak arama sürecinde sıkça karşılaştıkları cümleler; “Bize mi güvendiniz de aldınız!”, “Kandırılmasaydın kardeşim!”... Vahim olanı ise bu cümlelerin, yasaların layıkıyla uygulanmasını sağlamak için toplumdan vekalet alan vekiller, bürokratlar ve yetkili kurum kişilerince sarf edilmiş olması.


 
Raporda bu duruma ilişkin yapılan uyarıcı hatırlatma ise şöyle; “Dokuz ya da on kata kadar yapı ruhsatı alan yüklenicilerin proje kapsamında otuz katlı bir proje varmış gibi olmayan hayali konutları satışa çıkarmalarına ilişkin hiçbir yerel veya merkezi kamu kurumunun denetim yapmamış olmasının bu mağduriyetlerin oluşmasındaki en büyük etkenlerden biri olduğu gerçeğinin unutulmaması gereklidir.”


 
Toplantıda görüşlerini açıklayan Tüketici Örgütleri Federasyonu (TÖF) Genel Başkanı Fuat Engin’in sözleri ise bu konuda sorumluluk alma gayretinin henüz tam anlamı ile güven vermediğini gösteriyor. Engin, geçen günlerde Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ile konut mağdurları arasında yapılan toplantıya ilişkin “Çözüm bekliyorduk, söz çıktı” ifadelerini kullandı ve ekledi, “Siyasiler sözleri sadece seçim öncesi veriliyorsa oy almaya yöneliktir...”


 
Açıklanan raporda yaşanan mağduriyetlere ilişkin örnekler de verildi;
 
Raporda mağduriyet yaşanan konut projelerinden bazı örnekler de yer aldı. Bir kısmına aşağıda yer verirken bir kısmına da metin içerisinde yer verdik.
 

“…Sakarya Arifiye ilçesinde, İNNOVİA Arifiye Projesi. … 217 koutluk projede, mağdur sayısı 217. 2016 yılında başlayan projede, 2014 yılında yürürlüğe giren Tüketicinin Korunması hakkındaki Kanunun getirdiği hukuksal koruma düzenine uyulmaksızın maketten satış yapılmıştır. 2017 yılında teslimi öngörülen projenin yüklenicisi teslim tarihini ileriye doğru birkaç defa revize etmiş, tapu kaydı üzerinde onlarca ipotek, haciz konulurken, yüklenici firmanın malvarlığı kaçırılmış, yargıya başvuran ve haklı olduklarına ilişki mahkeme kararı alan tüketicilerin haklarını tahsil etmeleri mümkün olamamıştır.”


 
“… Esenyurt’da bulunan ve Ukra İnşaat tarafından yürütülen Ukra City Porjesi. 2011 yılında 2560 adet konut maketten satıldı. 2012 yılında yüklenici firma iflas erteleme başvurusu yaptı. Sonrasında Esenyurt Belediyesi’nin girişiyle Özyurtlar firması projenin sahibi oldu. Ancak süreç içinde yaşanan bir dizi aşama sonrasında halen 800 kişi mağdur halde ve Ukra İnşaat’a kayyum atanmış bulunmaktadır. Yargısal süreç mağdurların haklarına ulaşmalarını sağlayacak herhangi bir karar üretememiştir.”
 
“… Kamuoyu tarafından yakından bilinen Fadıl Akgündüz tarafından başlatılan Caprice Gold devre mülk projesinde 16.500 kişiden para toplanmış olmasına karşın inşaat bitirilmemiş ve yaklaşık kişi başı 250.000 TL. lık mağduriyet oluşmuştur.”
 
“… Aynı zamanda halka açık ve payları BİST 100’de işlem gören Yeşil GYO firması tarafından yürütülen İNNOVİA 4 projesinde 6.500 konut ve 180 ticari alan bulunmaktadır. Firma 2018 yılında konkordato işlemi gerçekleştirmiştir.  Firma projeyi tamamlamak için mağdurlardan ek ödeme talep etmekte, ancak alınacak ödemeler ile inşaatın bitirilip teslim edileceğine ilişkin bir denetim mekanizması olmaması nedeniyle proje alanı kaba inşaat mezarlığı olarak durmaktadır.”



 
Hukuk zemininde neler oluyor?
 
Aynı zamanda avukatlık mesleğini icra eden Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, mağduriyetlerin giderilmesi için hukuki zeminde verilen çabaların ise mahkeme kalemlerinde dosya yığını oluşturmaktan öteye gitmediği acı gerçeğini önümüze serdi. Deniz, hukuk mücadelesindeki tabloyu rapora şöyle aktardı;


 
"Yıllara dayanan mağduriyetler, sorunun mağdurlarının hukuka başvurmaları sürecini de beraberinde getirmiştir. Yüklenici firmaların yetkilileri hakkında savcılık nezdinde yapılan yakınma başvuruları, tüketici mahkemelerinde açılan tapu tescil, bedel iadesi, tazminat davaları ve benzeri girişimler, mağdurların haklarına kavuşmalarını sağlamamış, mahkeme kalemlerinde dosya yığını oluşturmaktan öteye gidilememiştir.


 
Örneğin tapu tescil davası açıp kazanan mağdur için mahkeme kararı gereği tapunun kendi adına tescili anında; tapuda sicilinde mevcut onlarca tedbir, haciz ve ipotek kaydının yanı sıra tescil edilen tapunun sadece arsa payına ilişkin bir kayıt olmasının dışında bir anlamı olmamaktadır. Yani kazanılan davaların ilamları, mağdur için haklı olduğunu gösteren bir kâğıt parçasından ibarettir.
 
Yine ceza yargılamalarına konu olan dosyalar bakımından da yüklenicilerin hapsen tazyikinin, projenin kurtarılmasına ilişkin bir yarar sağlamayacağı da ortadadır.
 
Gelinen nokta, mevcut hukuk düzeni içinde hukuksal girişimler ile bu toplumsal sorunun çözülemeyeceğini net olarak göstermektedir."


 
Peki çözüm nedir, ne yapılmalı?
 
Son bölümünde çözüm önerilerine yer verilen raporda, sorunun, iki özel hukuk kişisi arasında çözümlenmesi gereken bir uyuşmazlık olmanın ötesinde bir hal aldığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yerel yönetimlerin öncelikle ortada yüzbinleri ilgilendiren, ekonomik büyüklüğü ölçülemeyen bir sorunun varlığını kabul etmeleri gerektiği vurgulandı.
 
“Sorun ‘kaldırılmayan cenaze’ niteliğindedir” tespitinin yapıldığı raporda çözüm önerileri şöyle ifade edildi;
 
"Çevre Şehircilik Bakanlığı’nın asli görev alanı içinde olan bu toplumsal soruna el atması, Bakanlık ve başta TOKİ olmak üzere bağlı kuruluşlar ile birlikte harekete geçerek kamu erkinin olaya dahil olması gerekmektedir.


 
Bu çözüm sürecinde; öncelikle ortada bir toplumsal sorunun varlığı kabul edilerek işe başlanmalı; mağdurlar, tüketici örgütleri, yüklenici firmalar, finans kuruluşları, toprak sahipleri TOKİ başkanlığında bir konsorsiyum içinde bir araya getirilmelidir. İnanıyoruz ki, kamu yönetiminin güç ve denetimi içinde, artık kangren olmuş bu sorunun çözüm yolları bulunacak ve uygulanacaktır."


 
TOKİ önerisi mevcut mağduriyetlerle sınırlı
 
TOKİ’nin konuya dahil olmasının özel sektör açısından örseleyici olup olmayacağı, TOKİ’deki tekelleşme sürecini oluşturup oluşturmayacağına yönelik sorumuza ise Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Genel Başkanı Aziz Koçal, “TOKİ’nin konuya dahil olmasını sadece mevcuttaki mağduriyetler için öneriyoruz. Yeni oluşumlar için önerdiğimiz bir koşul değil. Yeni mağduriyetlerin yaşanmaması için mutlak önerimiz, yasaların layıkıyla uygulanıp uygulanmadığı ile görevli denetleyici kurumların işlevselliklerinin artmasıdır” yanıtını verdi.



En önemli şey yasanın tüketiciyi gerçekten koruması
 
Raporun okunmasından sonra sona eren toplantıda mağdur platformlarından gelen temsilciler, bu uzun soluklu hak mücadelelerinde her ne kadar kırılgan bir hale gelmiş olsalar da haklarına kavuşuncaya kadar devam edeceklerini ifade ettiler. En fazla dile getirdikleri ve endişe yaratan belirsizlikleri ise, yasaların haklarını koruyacak şekilde uygulanıp uygulanmayacağı… En önemli beklentileri de yasanın tüketiciyi gerçekten koruması…

Hep birlikte göreceğiz…
 


YORUMLAR

  • 0 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Faruk Gergerlioğlu: Kanun açık, kadınlar hamilelik döneminde veya bebeği 6 aylık olana kadar cezaevinde tutulamaz
Faruk Gergerlioğlu: Kanun açık, kadınlar hamilelik döneminde...
TEMA Vakfı'ndan kampanya: Kirazlı'da uydulara göre; söylenenin 4 katı ağaç kesildi. İşletme durdurulsun! #altındaölümvar
TEMA Vakfı'ndan kampanya: Kirazlı'da uydulara göre; söylenenin 4...