Taksi şoförü yasaların önünde işçidir ve...
Reklam
Reklam

Taksi şoförü yasaların önünde işçidir ve işçinin bütün haklarına sahiptir

Nakliyat İş Sendikası Şoförler Temsilcisi Hüseyin Evcimen: “Sizi kimse kurtarmayacak. Siz kendinizi kurtaracaksınız. Hak verilmiyor hakkı herkes söke söke alıyor. Haklarınızı isteyin artık, bırakın patronlara para vermeyi, siz isteyin patronlardan. Taksi şoförü yasaların önünde işçidir ve işçinin bütün haklarına sahiptir.”

Taksi şoförü yasaların önünde işçidir ve işçinin bütün haklarına sahiptir

Nakliyat İş Sendikası Şoförler Temsilcisi Hüseyin Evcimen: “Sizi kimse kurtarmayacak. Siz kendinizi kurtaracaksınız. Hak verilmiyor hakkı herkes söke söke alıyor. Haklarınızı isteyin artık, bırakın patronlara para vermeyi, siz isteyin patronlardan. Taksi şoförü yasaların önünde işçidir ve işçinin bütün haklarına sahiptir.”

Taksi şoförü yasaların önünde işçidir ve işçinin bütün haklarına sahiptir
15 Haziran 2020 - 16:05

Jale Yanılmaz / İstanbul - Ülkemizde sorunlarının çözülmesini bekleyen pek çok sektörden, işkolundan biri taksi şoförlüğü. Hatta, aslında yasalar karşısında bir çalışan, işçi olan ve bu kapsamda tüm haklara sahip olan taksi şoförünün yıllardır verilen mücadelelere rağmen haklarından yararlanamayışını, çalışabiliyorsa çalışabildiği kadar kazanıp, çalışamıyorsa kaderine terk edildiğini, çalışma güvenliğinde tabiri uygun ise “Allah’a emanet” olduğunu, rantçı plaka sahiplerinin insafında geçim kaygısından, yaşam kaygısından bir tık fazla yevmiye için taksiden taksiye koştururken örgütlenip hakkını aramaya mecali, motivasyonu hatta bilinci dahi olmadığını ve daha birçok sorunu düşünürsek öncelikli çözüm bekleyen işkolu.
 
İşte temelini tüm bu sistemsel kangrenin yarattığı ve zaman zaman kamuoyuna yansıyan olumsuz taksici davranışlarının, güvenli ulaşım hakkına sahip toplumda yarattığı endişeler ve sıkıntılar da bu öncelikli düzenlemelerin gerekliliğini ayrıca dayatıyor.  
 
Küresel koronavirüs salgını nedeniyle her alanda alınan birtakım önlemler de düzenli gelir imkânı olmayan taksi şoförlerinin sorunlarını ağırlaştırdı. “Pandemi ülkedeki bütün sektörleri zorladığı gibi taksi şoförlerini de zorladı ama taksi şoförlerini iki misli daha fazla zorladı” diyen Nakliyat İş Sendikası Şoförler Temsilcisi Hüseyin Evcimen zaten zor geçinecek bir kazanç içinde olan taksi şoförlerinin işlerinin, sağlık önlemleri, hijyen önlemleri ve çalışma koşulları sebebiyle iyice öldüğünü, hatta bir ara hayata geçirilen çift plaka, tek plaka uygulamasında bir ayda sadece 7 gün çalışabildiklerinin de olduğunu söylüyor. “Bu kime yetecek” diye de soruyor Evcimen.
 
Normalleşme sürecinin başlaması ile yine salgın öncesi çalışma düzenine geçti taksi şoförleri, tabi hijyen, sağlık ve güvenlik önlemlerinin devam etmesi koşuluyla, diğer tüm sektör ve işkollarında olduğu gibi. Peki sorunları çözüldü mü? Bir süre önce İstanbul Büyükşehir Belediyesinin, İBB’nin taksi sahibi olup kiralama yapacağı ‘kiralama modelini” uygulamaya koyacaklarını açıklaması üzerine kopan fırtına, rahatlığı tehlikeye düşen plaka sahiplerinin yerinden hoplaması; belki de örgütlü olmanın önemini yeni yeni kavramaya başlayacak şoför işçilerin sorunlarının ne kadar köklü olduğunu yeniden gözler önüne seriyor.
 
Ekonomi Gazetecisi Çetin Ünsalan’ın Reel Piyasalar’daki köşesinde bugün yazdığı, İBB’nin yeni modeli ile ilgili gündeme gelen tartışmaları ele aldığı, taksi şoförlerinin sorunlarına değinen, aşağıda iki paragrafına yer verdiğimiz makalesini okumaya ve değerlendirmeye değer görüyoruz.

“Elbette açıklamanın ardından feryat figan koptu. Çünkü bu sistem ulaşılabilir plakaları, ulaşamayanın da maaşlı çalışmasını getirir. Bu durumda da 2,5 milyon TL’ye, yani eski parayla 2,5 trilyon TL’ye plaka rantı yiyemezsiniz. Şoför kazanç kaygısına düşmez; kazandığı için agresifliği ortadan kalkar, hatta işçi statüsünde olacağı için sigortalanır.
 
Açıkçası bu iş çok tartışılır. Çünkü bir yanda siyasetin öte yanda rantiyenin tekerine çomak sokuyor. Fakat gerçekten mesleği bu olanları korumaya alıyor; piyasaya regülasyon getiriyor. Ekrem İmamoğlu, arı kovanına çomak soktu. Şimdi merak ettiğim şu: Rantiye taksiden inecek mi? Bu sistemde iner; ama çok direnir. Hep birlikte izleyip, bu ülkenin rantiyenin mi, vatandaşın mı olduğunu göreceğiz.”
 
http://reelpiyasalar.com/yazarlar/cetin-unsalan/rantiye-taksiden-inecek-mi/331/?fbclid=IwAR2CyGrjJJBVmbkxpJd5nDpLFZj2keocDqqmG4NAL_Xrys3_sc3M58a0vN4

 
Kâğıt üstünde sigortalı çalışan işçisiniz ama belediyeden yardım almaya muhtaç olacak hale geliyorsunuz
 
Geçen hafta Nakliyat-İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Mehrali Yücedağ ve Nakliyat İş Sendikası Şoförler Temsilcisi Hüseyin Evcimen’in elektronik ortamda yaptıkları söyleşide taksi şoförlerinin, salgında ikiye katlanan, aslında yıllardır göz ardı edile edile kangrene dönen meseleleri hem iç hem de dış faktörleri ile ele alındı.



Taksi şoförlerinin, yasaların verdiği fakat patronların vermediği pek çok hakkı olduğunu söyleyen Hüseyin Evcimen salgın döneminde yaşanan sıkıntıları şu sözlerle dile getiriyor:
 
“Çalışan işçinin emeğinin karşılığı alnının teri kurumadan verilmesi gerekirken taksi şoförlerine ödenen hiçbir para hiçbir ücret yok. Patronun payını çıkaracak eğer artarsa evine ekmek götürecek. Bu pandemi sürecinde öyle işverenler çıktı ki, ‘kardeşim çıkın çalışın, 50 liranızı alın evinize gidin’ diyen... Ya 50 lira nedir, asgari ücret bile değil. Bütün sektörlerde kısa çalışma ödenekleri çıktı, ücretsiz izinler çıktı ama taksi şoförlerinin zaten görünen aldığı bir maaş yok ki bunlardan faydalansın. Keza işverenlerin hiçbiri ortada yok. İşveren ortada yok derken; mevcut 17395 tane plakanın 10 bine yakını otocenter galerilerinde plaka baronlarının elinde kiradayken 5 bine yakını da hısım akrabada kirada. Arabasında kimin çalıştığını dahi bilmeyen plaka sahipleri var, kaldı ki şoförle uğraşacak. Zaten zordu taksi şoförlüğü, pandemi sürecinde iyice zorlaştı. Düşünebiliyor musunuz kâğıt üstünde sigortalı çalışan işçisiniz amma velakin belediyeden yardım almaya muhtaç olacak hale geliyorsunuz. Bir işçi ya maaşını alır ya kısa çalışma ödeneğini alır ya da ücretsiz izine çıkarsa devletten para alır. Şoför bunların hiçbirini alamıyor. Alamadığı gibi belediyenin yardımına muhtaç kalıyor.”
 
Salgın sürecinde bazı sivil toplum kuruluşlarının eylemlerini sarı sendikacılık olarak değerlendiren Evcimen bu durumu şöyle eleştiriyor: “Bir de buna utanmadan aracılık eden sivil toplum kuruluşları var. Neymiş ‘biz şoföre yardım sağladık’… Bırakın şoföre yardımı, niye muhtaç onu sorgulayın. Şoföre sadaka vermek değil, şoför neden bu halde, neden emeğinin kazancını almıyor bunun peşine düşün. Ama bunun peşine düşmek yerine sadaka vermeyi marifet saydılar. 10 binden fazla taksi şoförü yardım almak için belediyeye müracaat etmiş. Bu adamların hepsi sigortalı. Bu adamların görünürde, kâğıt üzerinde bir maaşları olması lazım ve yardıma muhtaç olmamaları gerekiyor ama öyle mi, değil! Keza pandemi sürecinde takside hijyen tedbirleri diye kurallar getirdiler; arabada dezenfektan olacak, 80 derece alkollü kolonya olacak, maske olacak. E bunları kim alacak?! Her işyerinde işçilerin gideri işveren tarafından karşılanır ama taksinin sahibi taksiye çıkmıyor. Arada taşeron var, kiralık baronları var onların da umurunda değil. Yani şoför hem çıkacak çalışacak hem para almayacak hem cebinden kolonyasını, dezenfektanını, maskesini alacak, elinde para kalırsa evine götürecek.”
 
Yaklaşık iki hafta önce başlayan normalleşme süreci akabinde yevmiye ücretlerini açıklamaya da başlayan şirketlere “Ülke normal değil ki, akşam 10 dedin mi bütün eğlence yerleri kapanıyor. Açık meyhane yok, bar yok, pavyon yok. Bu şoför nereden kimi bulacak da taşıyacak” diye soruyor Evcimen ve ekliyor: “Keza gene takside hijyen tedbirleri diyorlar, herkes kafasına göre naylondan kabin yapıyor, pileksiden kabin yapıyor ki bunların hepsi kanun dışı ve suç. Yani siz 50 liralık 10 liralık poşetle, 300 -400 liralık pileksiden yaptığınız kabinle şoförün canını, sağlığını ve ailesini korumuyorsunuz. Sadece koruyormuş gibi yapıyorsunuz. Ama buna isyan etmek imkânı var mı? Şoför iki ayda belediye yardımına muhtaç hale gelmiş, hiçbir hakkını alamamış, kısa çalışma ödeneğinden yararlanamamış, ücretsiz izinden yararlanamamış, maaşını alamamış, nasıl bu insan isyan edecek de karşı çıkacak buna.”
 
Sen taksici değilsin. Taksici olan o arabanın sahibi, işin patronu. Sen sadece şoförsün
 
Tüm bu sorunların temelinde öğütlenme sorununun olduğuna dikkat çekiyor Evcimen, daha doğrusu “ÖRGÜTLENEMEMEK”'ten yakınıyor... Örgütsüzlüğün getirdiği sıkıntıları şöyle anlatıyor Evcimen: “Taksi şoförleri örgütlü değil, var olan örgütler, STK’ların da adlarında koskoca “şoförler” yazıyor amma velakin başlarındaki insanlar bile taşeron işverenler. Bu camiada bir de böyle bir sıkıntı var. Kim nerede nasıl durması gerektiğini bilmiyor. Ticari taksi şoförlerine öyle bir ezberletilmiş kölelik var ki adam “ben taksiciyim” diyor. Ya arkadaş sen taksici değilsin. Taksici olan o arabanın sahibi, işin patronu. Sen sadece şoförsün. Bugün taksi kullandığın için adın taksici, yarın minibüs kullanırsın adın olur minibüsçü. Şoförlüğün değişmiyor. Yani sınıf farkındalığında değiller. Bugün realitede var olan ama kâğıt üzerinde hiçbir yerde gözükmeyip kağıt üzerinde işçi gözüken 10 binden fazla taşeron işveren gurubu var ortada. Bunlar da esasında baktığınızda mağdur. Bunlar da gittiler Oto Center’ın kapısının önünde eylem yaptılar. Sektörde kavram kargaşası var, kimin ne olduğu ne yaptığı belli değil. Bu durumda en zor durumda olan yine işin en alt tabakasında olan şoförler. Çünkü 80 sonrası sendikalar öcü olarak gösterilmiş, işverenlerin esnaf odalarına üye olup örgütlenmesi zorunlu hale getirilirken, ticari taksi şoförlerine, işçi olan şoförlere yasalar demiş ki, sendikalara üye olmak sizin keyfinize kalmış. Niye, çünkü işçi çok daha büyük bir güç. Böyle büyük bir gücün karşısına örgütlü olarak çıkmasını bürokrasi istemiyor. Dolayısıyla bir sürü sorun yaşanıyor ve yaşanmaya devam ediyor.
 
Taşeronun, plaka sahibinin sorununu şoförün sorunu zannediyor
 
Bu pandemi sürecinde 70’e yakın taksi şoförü vefat etti. Covid-19 biliyorsunuz ki iş hastalığı sayılmıyor. E yazık günah, işe çıksa bir dert, çıkmasa bir dert. Hani madenciler için söylenir “toprağın altında ölüm, toprağın üstünde açlık”… Şoförler için de “evde kalsan açlık, sokağa çıksan ölüm”. Şoför ne yapacak? Örgütü yok, sırtını dayayabileceği bir yer yok, var olan örgütler zaten kendi halinde, dediğim gibi kendisi veya yönetim kadrosundakiler taşeron işverenken kimin sorunu ile uğraşacaklarını karıştırıyorlar. Ben şoförüm diyor diğer yandan da yanında birini çalıştıracak yetkisi var. Sen yanında birini çalıştırabiliyorsan patronsun, işçi değilsin. Şimdi bu adamın kalkıp şoförün sorununu çözmesini istiyorlar.  Bekledikleri adamlar da gidiyorlar kendi gurubundan insanlarla muhatap oluyorlar. Kimler, taşeron işverenler. Taşeronun, plaka sahibinin sorununu şoförün sorunu zannediyor. Şoförün sorunları belli; can güvenliği yok, mal güvenliği yok, maaş garantisi yok, iş güvenliği yok… bunların hiçbirini sağlamak için adım atılmıyor. İki yıl önce vitolar ve transporterın siyah taksi olma kararı çıktığında demiştik ki en azından bunlara bir kabin mecburiyeti getirin. Yazısını yazdık, iki yıl oldu hala tık yok. Bugün, o gün yazdığımız yazının önemi çıktı ortaya. Şayet ticari taksilerde standart kabin zorunluluğu olsaydı bir nebze de olsa hem taksicinin hem ailesinin hem toplumun sağlığı korunmuş olacaktı.”  
 
Şoför, yasaların önünde işçidir ve işçinin bütün haklarına sahiptir
 
Taksi şoförlerinin, kendilerinin de birer çalışan, işçi olduklarının ve bu kapsamdaki haklara sahip olduklarının bilincinde olmadıklarını söylüyor Evcimen; “Hiç kimse sormuyor; benim haklarım var, haklarıma neden ulaşamıyorum diye. Çünkü ezberletilmiş, öğretilmiş bir kölelik sistemi var. Bunu yıkamıyoruz. İnsanların kafasındaki bu sorunu aşamıyoruz ne yazık ki. Bir de son günlerde öyle paylaşımlar yapılıyor ki aşırı derecede karalama kampanyası var. Sarı sendikacılar yüzünden yaşıyoruz otel direnişinde, real markette… Onların sürdüğü bir leke var ki bir de onları temizlemeye uğraşıyoruz. Bundan vazgeçecek miyiz tabi ki vazgeçmeyeceğiz. Sonuçta şoför yasaların önünde işçidir ve işçinin bütün haklarına sahiptir. Yeter ki örgütlenebilsin.
 
Sendikal faaliyetlere ilk başladığım zamanlar adımız Nakliyat-İş olduğu için kıyamet koptu. ‘Kamyonunda sığır taşıyan, kamyonunda saman taşıyan ot taşıyan, vay ben kamyoncu muyum, nakliyeci miyim, o muyum bu muyum’ gibi söylemlerle alay ettiler sektörde sözüm ona sözü geçen abiler. Aradan bir yıl geçti, yandaş sendikalardan birine gittiler. Kendi iki adamlarını koydular bir de Anadolu Ajansını çağırıp basın açıklaması yaptılar. Bir yıl önce benimle alay ediyordun ne oldu! Şunu anlatamıyorum insanlara, kamyonunda sığır da taşısan, saman da taşısan, öğrenci servisi de yapsan, personel servisi de yapsan, ticari taksi de kullansan, minibüs de kullansan, eğer bir aracın şoförüysen, o araçta çalışansan işçisin. Herkesin daha doğrusu bizlerin bildiği bir şey var, Devlet, yük ve yolcu taşımacılığının hepsini kara, hava, deniz dahil “taşımacılık” altında birleştirmiştir. Bunu anlatamıyoruz, kıramıyoruz.”
 
Kaostan düzen çıkartılmaya çalışılıyor ama kara düzen olarak devam ediyor
 
Şoförlerin çalışma saatleri ve koşullarına değiniyor Hüseyin Evcimen; bazı çalışma saatlerinin kanuna aykırılığına, şoförlerin sosyal güvencede yalnız bırakılmışlığına, aslında birçok yasa ile ilişkili sektörün yaşadığı kaosa: “Taksiciler günde 12 saat çalışır. Büyük çoğunluk gündüz 3’te alır gece 3’te bırakır, gece 3’te alır gündüz 3’te bırakır. 12 saatlik çalışma dilimidir, bir de bunu 24 saat yapanlar yani tek çalışanlar var. Bunlar sabah 8, gece 12 çalışıyorlar ki bu baştan aşağı kanunsuz. 24 saat diliminde 9 saatten fazla araç kullanamazsın. Takside bulunduğun her süre işyerinde bulunma kabul edilir ve çalışma saati olarak kabul edilir. Düşünün bu şoför 12 saat araba kullanacak, karayolu trafik kanununa aykırı, uluslararası İLO sözleşmesine aykırı, çalışma kanununa, iş kanununa aykırı, bütün kanunlara uygunsuz şekilde çalışıyorsunuz, aldığınızın ne olacağını bilmiyorsunuz, taksinin farı patladı sen değiştir, stopu patladı sen değiştir, sileceği eskidi sen değiştir, paspasını sen değiştir… Ben senin arabana neden para harcıyorum. İşyeri senin, benim değil ki. Ben niye para harcıyorum. Bir de böyle bir saçmalığı var bizim işimizin. Tüm yasaları hiçe sayan bir çalışma sistemi. Bizim bir yasamız mı var, yok ama bizimle ilişkili 10 tane yasa var, birine uydursan diğerine uymuyor. Yani saçma sapan bir kaostan düzen çıkartılmaya çalışılıyor ama kara düzen olarak devam ediyor.
 
SSK’dan araç sahibi sorumludur. İşveren kimse sigorta primini ödemekle mükellef olan da odur. Ama o gücü elimize geçirip de maliyeye bastıramadık, yazar kasayı taktırtamadık ki şoförleri maaşlı yapalım. Adam diyor ki “benim arabamın yevmiyesi 300 lira kardeşim, ya da 250 artı 30 lira da sigorta parası vereceksin”. Adam şoförden alıyor parayı kendi yatırıyor. İşveren işçinin sigortasını ödemekten mesuldür ayrıca işçinin vergisini de ödemek zorundadır ama vergisini de şoföre yıkıyorlar.”
 
Taksi şoförlerinin E-Devlet’teki sistem sorunu nedeniyle sendikalara üye olmak konusunda da sıkıntı yaşadıklarını dile getiriyor: “Eğer 4A kapsamında 30 gün sigortalıysanız çok kolay. E-Devlet’ten girersiniz, taşımacılık sektöründeki sendikalar karşınıza çıkar, bir tuşa basar üye olursunuz” diyor ve ama diyerek ekliyor Evcimen: “25 binden fazla taksi şoförü EK-6 kapsamında sigortalı. E-Devlet üzerinden yapılan başvurularda EK-6 kapsamındaki sigortalılık isteğe bağlı gözüktüğü için sistemde görünmüyor. En son birkaç ay önce yine bir yazı yazdık, sisteme bunu entegre edin, EK-6’lılar da girebilsin diye. Sendikalı olma hakları var ki bunu bizlere ıslak imzalı belge ile verdiler. Maalesef hükümet, karşısında örgütlü güç istemediği için 6 yıldır bu düzenlemeyi yapmadı. Yasal olarak engel yok ama devlet içerdeki uygulamalarda gerekli düzenlemeyi yapmadığı için sıkıntı yaşıyoruz. EK-6’daki diğer büyük sorunlardan biri de sağlık hizmetiyle ilgili, çünkü eğer iki ay sigorta priminizi ödemezseniz sağlık hizmeti alamıyorsunuz. Prim borcunuz da faiziyle birlikte katlanarak büyümeye devam ediyor.”
 
Sizi kimse kurtarmayacak. Siz kendinizi kurtaracaksınız!
 
Elektronik ortamda gerçekleşen ve taksi şoförlerinin köklenmiş sorunlarının dolu dolu ele alındığı söyleşinin sonunda, “Sizi kimse kurtarmayacak. Siz kendinizi kurtaracaksınız. Hak verilmiyor, hakkı herkes söke söke alıyor” diye seslendi Nakliyat İş Sendikası Şoförler Temsilcisi Hüseyin Evcimen ve işçilerin örgütlü, sendikalı olmaları durumunda kazanımlarını sıraladı:  
 
“Her şeyden önce maaşını bilir, akşam eve gidince ay sonunda alacağı parasını bilir ya da günlük yüzdesini bilir -artık toplu sözleşmede neye karar verilmişse-. İşyerinin masrafları umurunda bile olmaz; paspasıydı, farıydı, ampulüydü umurunda olmaz. Araba tamirde yattığı zaman ben nasıl para kazanacağım kaygısı olmaz. Yasaların verdiği ama işverenlerin bugüne kadar kendilerine vermediği ücretli izinler, hafta sonu izinleri, mesai ücretleri, ikramiyeler, tazminatlar… bunların hepsini alabilirler ama örgütlenmek gerekir önce. Bu hakları yasalar zaten vermiş ama bizim işverenlerimiz yasalara uymak yerine yasaları kendilerine uydurmaya çalışıyorlar. Şoför de aslında bu haklarının hepsini biliyor ama ezberletilmiş bir kölelik var ve onu kıramıyor, aykırı geliyor söylemler. Bir de kara propaganda var tabi. Yasaların verdiği hakları almak çok çok kolayken herkes istiyor ki başkası mücadele etsin, biri gelsin beni kurtarsın. Sizi kimse kurtarmayacak. Siz kendinizi kurtaracaksınız. Hak verilmiyor hakkı herkes söke söke alıyor. Haklarınızı isteyin artık, bırakın patronlara para vermeyi, siz isteyin patronlardan.”


YORUMLAR

  • 3 Yorum
  • Hasan Çokal
    3 hafta önce
    Biz taksi şöför leri olarak belediye başkanımızı destekliyoruz ve bu plaka rantını bitireceğine inanıyoruz yıllarca biz şöför leri sömürdüler artık yeter
  • jan can
    4 hafta önce
    Bakiniz londrada siyah taksi haricinde 4 ayri sirket var..kullanici lisansini aliyorsun araba senin belediyeye yillik aidatini yatiriyorsun kurallara uymazsan atiliyorsun ve kara listeye girince bi daha siktin sene bu isi yapamazsin..akilli telefonla cagriliyorsun ve calisiyorsun sofer arabanin lisans sahibi olacak yoksa yine iptal...ozel kart var kimin arabasina bindigin veya sofer senin kim oldugunu biliyor ayrca butun masraflar belgeleniyor...Tamirci vs...ve Verginide veriyorsun...
  • Muammer
    4 hafta önce
    Servis şoförü veya kamyon şoförü para ile meşgul değilse kendini işçi gorebilir her yer kapalı para kazanilmiyor diyip maaş istemek rasyonel değil masrafa ortak olalım getirdiğinin yarısını vereyim desen kimseyi calistiramazsin
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Heybeliada’daki yangın kontrol altına alındı
Heybeliada’daki yangın kontrol altına alındı
Heybeliada'da meydana gelen yangınla ilgili 3 kişi gözaltına alındı
Heybeliada'da meydana gelen yangınla ilgili 3 kişi gözaltına...