Reklam
Reklam

Solu Reddetmenin Kılıfı

Adil Adalet Hacıömeroğlu Yazıları / Solu Reddetmenin Kılıfı

Solu Reddetmenin Kılıfı
27 Ocak 2021 - 11:24

Kılıçdaroğlu’nun yönetime gelmesiyle CHP, sol siyasetten adım adım uzaklaşıp sağ çizgiye yanaştı. Liberalizmi solculuk olarak sundu ve geniş kitlelerin siyasal açıdan dönüşmesine neden oldu. Bu siyaset mühendisliğiyle Kemalist tabana, alt kimlikler temelinde siyaset yapmak öğretildi. İşçi sınıfı unutuldu. Sendikaların bazıları bile temsil ettiği sınıfın değil, alt kimliklerin hakkını savunur oldu.

YCHP, önce reddi miras yaptı. Altıok’un oklarını kırdı. Altıok’un temsil ettiği Kemalizmi partiden sildi. Altıok, içeriği boşalmış bir biçimsel simge olarak kaldı. Parti yönetimi Atatürk’ün devletçiliğinden köşe bucak kaçar oldu. Kılıçdaroğlu “1930’ların CHP’si değiliz.” diyerek reddi mirası açıkça belirtti.

CHP lideri, muhafazakâr kişilerin katıldığı bir toplantıda “sağ-sol kavramlarına karşı olduğunu” belirtti. Bu söylemle solculuğu reddederek sağcılığı kabul ediyor Kemal Bey. Diyelim ki bizim dediğimiz gibi değil. O zaman solu reddederek toplantıda olduğu muhafazakârların birden CHP’li olacaklarını düşünmekte. Böyle ise nasıl büyük bir saflık içinde. Bu saflıkla, şark kurnazlığıyla siyaset olur mu?

Kılıçdaroğlu başka bir açıklamasında da “Sağ-sol kavramları 18. yüzyıla ait. 18. yüzyılın kavramlarıyla 21. yüzyılın sorunları çözülmez.” demekte. Kılıçdaroğlu’nun sağ-sol kavramlarının içeriklerini bilmemesi olanaksız. O halde bu açıklama niye? Sorosçu TESEV Vakfı üyesi olan Kemal Bey, bu üyeliğiyle yolunu çoktan seçti. Yeni liberalizmi yeğlediğini buradan anlamaktayız.

Bir kişi hem Sorosçu vakıflara üye olup hem de solcu olamaz. Üstelik bu kişi, Altıok’ta vücut bulan Kemalizmi hiç savunmaz, onun yanından bile geçmez.

Kemalizm tam bağımsızlıktır, Sorosçuluk ise emperyalizmin boyunduruğuna girmektir. TESEV üyeliği liberalizmi savunmaktır. Oysa Altıok, devletçiliği ve milliyetçiliği öngörür.

Günümüz dünyasında liberalizmin en büyük düşmanı, ulus devletlerle devletçiliktir. İkisinin bir arada olması olanaksız. Sorosçu vakfa üye olan bir siyasetçinin Atatürk’ün kurduğu ulus devleti savunmasını bekleyebilir miyiz?

“Sol öldü. Sınıf mücadelesi sona erdi. Sosyalizm iflas etti.” Söylemlerini yeni liberalizmin yükseliş döneminde sıkça işittik. Bu yolla sol düşünceyi kabul etmiş kitleler, liberalizme yönlendirildi. Bu yolla alt kimlikler üzerinden siyaset yapmak solculukmuş gibi kabul ettirildi birçok kişiye. Böyle yapılarak alt kimlik siyasetini solculuk sananlarla liberaller aynı paydada buluştu. Bu evrilme, günümüzde tamamlanmış durumda. Artık öldüğü düşünülen solun gömütüne ilk toprağı atmak söz konusu. Bu görev Kılıçdaroğlu’na verildi. O da görevden kaçmadı ve küreği eline aldı. Solu reddetmeye kılıf uydurdu. Hem de liberallerin ağzıyla konuşarak.

Dünyada sömürü olduğu sürece sağ da sol da olacak. Bu kavramlar, TESEV Vakfı üyesi bir siyasetçinin demesiyle yok olmaz. Yaşam, solcu olmayı dayatıyor bize. Tıpkı yurtsever olmak gibi.

Atatürk Ocak 1904’te anı defterine: “Evvela sosyalist olmalı, maddeyi anlamalı yazmıştı. Evet, bugün de bu söz hepimiz için geçerlidir. Sosyalist olup maddeyi anlama zamanıdır.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum