Reklam
Reklam
Reklam

Sevginin de günü mü olurmuş?

Belgin Gülbağçalar Yazıları / Sevginin de günü mü olurmuş?

Sevginin de günü mü olurmuş?
14 Şubat 2021 - 11:27

Yeni bir ekşi maya ürettim, daha önce de üretmiştim nohuttan, değişik unlardan falan ama bu bambaşka!

Ekşi maya üretmek ve devamını sağlamak biraz karmaşık ama zor değil, çocuk büyütmek gibi. Son aldığım tarifte 35 dakikalık bir video izledim tabi üzerine kendi bildiklerimi ve yorumumu da katarak.

Videoyu paylaşan hanım sevin diyordu mayayı, her beslediğinizde sevin onu, sevmezseniz tutmaz mayanız, kabarmaz, güzel olmaz, hatta bir isim koyun ona, o isimle hitap edin, ben de öyle yaptım, rahmetli annemin adını verdim ona, "Fatmanur", on günde ürettim, sardım, sarmaladım, en çok seveceğini düşündüğüm kapalı, sıcak bir yere koydum, ilgimi ve sevgimi eksik etmedim. İlk kabarcıklar oluştuğunda çok mutlu oldum sonra çoğaldılar ve ardından o müthiş koku oluştu.

Üçüncü kez ekmek yapışım bu yeni mayamla, her defasında daha güzel oluyor, hamuru katlayarak yoğuruyorsun, mayalanma süresi biraz daha uzun sürüyor hazır mayaya göre ama hiç zor değil, yoğurduktan sonra katlayıp, katlayıp unutuyorsun ama hep severek ve hissettirerek.

Sevgi mayamızda, ruhumuzda aslında en temel ihtiyacımız, aşk ile sevgi ile her şey, özenle ve sevgiyle.

Ama ne kadar çok sevsek de bunu sıkça söylemiyoruz sevdiklerimize, öfke sözcükleri daha bir kolay çıkarken ağzımızdan sevgi kelimesi zorluyor çoğu kere, biraz utangaçlık bazen geçmiş kırgınlıklar, biraz yersiz bir gurur ve en çok da alışkanlığımız olmadığı için belki de. Öfkemizi göstermekten çekinmiyor ama sevdiğimizi söylemeye utanıyor muyuz ne?

Annem de öyleydi, çok mıncık mıncık seven, öpen koklayan bir anne değildi ama çok belli ederdi sevgisini her sabah erkenden kalkıp biz uyanmadan hazırladığı kahvaltılar, ardından önüne oturtup özenle taradığı saçlarım, hiç üşenmeden her sabah şekil verdiği kurdele, o zamanlar hazır kurdeleler yok, kolalanıp ütülenen kurdeleye elinde şekil verip iple sıkıca bağlayıp tokalarla saça tutturmak, gelin başı hazırlar gibi her sabah hiç üşenmeden, sevgi daha nasıl anlatılır ki? Ama ben sıkılıp hareket edince arada bir tarağı vururdu kafama o ayrı bir şey, o da sevginin tezahürü.

Bizde "babana söylerim" sözü yerini "annem duymasın" almıştı, öptürmezdi de kendini, çoğu kez abim sıkıca kavrar hadi derdi bize öpün şimdi, kızmış gibi yapsa da çok hoşuna giderdi bu annemin.

Sevmek ve vermek ayrı kavramlar gibi de olsa aslında ayrılmaz bir bütün, en çok sevilenler vermesini bilenler ve paylaşanlar hep alarak mutlu olacağımızı düşünürüz ama paylaşmanın keyfi ve mutluluğu bambaşka, sevgi fedakârlık aynı zamanda...

Söylemek isteyip de söylemediğimiz ne çok şey vardır hepimizde, hatta küskün ayrıldığımız ve bir daha hiç göremediğimiz, yitirdiğimiz sevdiklerimiz, söylenmesi gerektiği halde söylenmemiş, boğazımızda düğümlenmiş sözler ve sevgiler.

Sevginin de günü mü olurmuş?

Ama olmuş işte, bari fırsat olsun bu sevgi günü.

Ben sevgimle yoğurup harmanladığım bu şahane ekşi maya ekmeklerimi kattım bugüne o müthiş kokusuyla ve bereketiyle, daha ne olsun? Ekmeğin lezzeti yemeğin önüne geçti, neredeyse ekmeğin yanında yemek yiyeceğiz, Karatay duymasın.

Bugün değil daima sevgili kalınmalı, bütün sevdiklerimizle...

"Dışarıda şimdi zemheri kışmış... kimin umurunda?

Sevgi günümüz kutlu olsun.


FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum