Reklam
Reklam
Reklam

Radyoaktif çay

M. Çınar Çetinkaya Yazıları / Radyoaktif çay

Radyoaktif çay
19 Nisan 2020 - 09:00 - Güncelleme: 19 Nisan 2020 - 09:04

Hatırlayınız:

 

1986 yılında, o zamanki adıyla SSCB’nin Ukrayna bölgesindeki Çernobil santralının patlaması sonucu yayılan radyasyonların yüklendiği bulutlar, insan sağlığı için büyük tehlikeleri ülkemize taşımıştı.

 

Bilhassa Karadeniz bölgesinde halk çıkan dedikodularla paniklemiş, ne yapacağını bilmeden endişe içerisinde yaşarken dönemin bakanı Cahit Aral, gazetecilerin karşısına geçip çay yudumlamış ve “bakın bakanınız hiç çekinmeden çay içtiğine göre çayda radyasyon yoktur. Yoksa içer miydim. Sizlerde gönül rahatlığı ile afiyetle çay içebilirsiniz” demişti.

 

Peşinden de ilave etmiştir.

 

“Kim ki Türkiye de Radyasyon var diyorsa o dinsizdir, imansızdır”

 

Sonra ne oldu?

 

Halkın sağlığı pek düşünülmedi ve Karadeniz’deki ölümlerin büyük çoğunluğu hep kanserden oldu.

 

Bu olaydan 16 yıl önceyi bir de hatırlayalım:

 

1970 yılında İstanbul Sağmalcılarda çıkan kolera salgınında halk patır patır ölürken dönemim AP hükümetini bakanı Edip Somunoğlu, gazetecilere verdiği bir demeçte, bu salgın için “Bu salgına kim kolera derse vatan hainidir” demişti.

 

Yine dönemin başbakanı Süleyman Demirel'de salgın için “İlahi taktir” diyerek halkı rahatlatmaya , kaderlerine razı oldurtmaya (!) çalışmıştı.

 

Ve yakın zamanda, 2014 yılında Soma'da meydana gelen maden faciası sonrası da dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, bu kazada ölen 301 kişi için” “bu ölümler, ölen kişilerin fıtratında vardı” demişti.

 

Gelelim yazımızın konusuna...

 

Ülkemize ve dünyamıza bir virüs belası bulaştı.

 

Bu belanın ne kadar büyük bir illet olacağını Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca, önceden tespit etmiş olmalı ki bizler daha neyin ne olduğunu anlamadan bakanımız gereken tedbirleri zamanında uygulamaya koymuştur.

 

(Umrecilerin konusu ile meyhaneler, pavyonlar kapatılırken Camilerin hemen kapatılmamasını ben bakanımızın Cumhurbaşkanını ikna edememesine bağlıyorum. Önceleri Cumhurbaşkanı olaya bilimsel değil de din penceresinden bakmış ama sonunda gerçeği kabul ederek bakanımızın görüşlerine gelmiştir.)

 

Her akşam TV ekranlarında Sayın Bakanımızı çok taktir ederek izliyorum.

 

Yukarıda yazdığım bakanlar gibi işin kolayına kaçıp halkı kandırıcı, yanıltıcı beyanatlar vermiyor. Büyük bir olgunlukla, konuyu taktir-ilah fıtrata getirmeden doğrudan gerekli bilgileri verip, olması gereken uyarıları güzel bir üslupla yapıyor.

 

Halkı panikletmiyor, sağlıkçılara büyük moral veriyor. Güven veriyor.

 

Kendisine sorulan tuzak sorulara hiç kızmadan büyük bir olgunlukla cevap veriyor.

 

Bana göre bu zamana kadar AKP hükümetinin en iyi bakanı hizmet yönünden Fahrettin Koca olmuştur. Bu geçirdiğimiz zor süreçte şimdilik yapmamız gereken,  bakanımıza, sağlık çalışanlarına belediyelere ve emniyet güçlerine destek ve moral vermektir.

 

Diğer hesaplaşmalara da şu virüs belası gittikten sonra hep birlikte bakarız

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum