Pilav günü ve beklenilen sahne
Reklam
Reklam

Pilav günü ve beklenilen sahne

Melisa Evren Küçük Yazıları / Pilav günü ve beklenilen sahne

Pilav günü ve beklenilen sahne

Melisa Evren Küçük Yazıları / Pilav günü ve beklenilen sahne

Pilav günü ve beklenilen sahne
29 Nisan 2019 - 10:47

Her insan sizde iz bırakmaz, zamanında ufacık bir şeyi bile paylaştığınız insan sizde iz bırakır… Diye düşündü kadın. Hele de o paylaşımlar tatlı ise dedi ve gülümsedi elindeki çikolataya bakarken… Gözlerinde birkaç anı beliriverdi üstelik arkadaşının sözleri ile de perçinleniyor, gittikçe netleşiyordu görüntüler.

…………….

Yine günlerden bir gün; sıradan bir gün. Yani o gün sıradan bir gün gibi davranıyor ama -zamandan konuşulduğu esnada çekip çıkarılan günler var ya- konuşuldukça tat veren ve özelleşen günlerden işte… Lise yıllarındaydılar, en ön sırada oturan iki genç kızdılar. Aslında görüntüde bakacak olursanız pek bir ortak noktaları yok gibiydi. Ne fiziksel özellikleri ne memleketleri ne mesleki hedefleri ne hayata bakış açıları ortak değildi ama yine de ortak bir dil geliştirmeyi başarabilmişlerdi. Espri dili, hoşgörü dili… Esprileri; birbirleri ile paslaşabilen kıvamda kıvrak ve çoğu zaman diğerlerinin nedenini bilmediği gülüşmelerle biten, çok farklı bakış açılarını yansıtsa da hoşgörüyü asla elden bırakmayan cinstendi. Yaşadıkları o anların tadını çıkararak, sanki kıymetini bilerek yaşıyorlardı. Hatta kimselerin anlayamayacağı sadece ikisinin okuduğunda anlayabileceği, şifreli yazı dilleri bile vardı. Tek ortak noktaları ise, belki de o ünlü kırmızı paketli çikolataydı. Her gün ama her gün teneffüs zili çalar çalmaz aksatmadan döner sermayeden bir tane ama sadece bir tane alınırdı, itina ile ikiye bölünür ve paylaşılırdı. Tatlının fazla gelmesi mi dersiniz, harçlığın her kuruşunun düşünüldüğü öğrencilik mi dersiniz, yoksa paylaşmanın vermiş olduğu haz mı?  O an, nedeni düşünülmeden yapılırdı bu hareket. Yeri gelir ceplerinde para olsa dahi bu böyle yapılırdı ve esprisi de ihmal edilmezdi. “Şu an fakiriz ama ilerde zengin olunca iki tane ayrı ayrı alırız.”

İşte o günlerden birinde akıllarına bir insanlık deneyi(!) yapma fikri düştü iki genç kızın. Hani birisine yediğiniz bir yiyeceği ikram ettiğinizde, birlikte yedikten sonra, ağzımın kenarına bulaşmış mı diye sorarsanız, size bakıp cevabını verdikten sonra o da size mutlaka sorar “Benim, ya benim bulaşmış mı?” İşte bunu gerçekleştirmek, o sahneyi yaşamak istediler hatta bunun için çok sevdikleri çikolatalarından bir parça koparıp, arka sıradaki arkadaşlarına ikram ettiler. Birlikte yedikleri çikolatadan sonra arkadaşlarına sordular. “Ağzımın kenarına çikolata bulaşmış mı?” Tabi bu arada içleri kıpır kıpır, heyecanlıydılar büyük bir insanlık deneyi yapıyorlardı çünkü! Arkadaşları cevap verdi ve sustu. Evet sustu! Fakat baktılar, baktılaaar bir cevap gelmiyor. Yani tezleri çürüdü. Beklenen sonuç bu değildi! Sanki biraz moralleri bozuldu. Hayal ettikleri sahneyi yaşayamadılar. İçlerinden biri, “Demek ki herkes ortak yediklerinden kendilerine düşen kirlilik payını önemsemiyor!” dedi. Tam yeni bir tez ile önlerine dönüyorlardı ki, arkadan cılız bir ses geldi “Benim?” Tabi ki, bizimkilerin kahkaha patlatmaları ile öğretmenlerinden azar işitmeleri bir olmuştu. 

……………

Yıllar sonra okullarının pilav gününde bir araya geldiler iki genç kadın. İçlerinden birisi son anda toplu fotoğrafa yetişmişti. Sarıldıktan sonra çantasından bir çikolata çıkardı (evet aynısından) ve arkadaşına uzattı ve turuncu paketliyi alacaktım ama sen onu aldığımda kızıyordun illa kırmızılıyı istiyordun, ne yapayım o yoktu bunu aldım diyordum diye hatırlattı. Bir tane de kendine almıştı. Gülüştüler ve dedi ki diğeri, ben sana demiştim ileride zengin olunca iki tane alabileceğiz. Bunu söylerken asıl zenginliğin gönüllerinde olduğunu bilerek söylemişti. Gözlerindeki gülümseme hiç solmamıştı. Etrafta öğretmenleri, kendi dönemlerinden olup da yıllar sonra birbirini görmüş olmanın heyecanıyla sarılan insanlarla doluydu fakat o kadar ilginçti ki, kendi dönemlerinden sadece ikisi vardı. Sadece ikisi. Belki o gün gülüştüklerinde azar işittikleri öğretmenleri bile vardı ama arkadaşları yoktu. İstemezler miydi o deney yaptıkları gündeki arka sırada oturan arkadaşlarını görmeyi ve eski günleri yâd etmeyi. Belki birçok anı biriktirdikleri diğer arkadaşlarını da görmeyi… İsterlerdi ama sadece esprisini yapmakla yetindiler. Yaaa dedi bir tanesi, bu günlerimizi düşünmeliydik ilerde pilav gününde bir araya gelmek için daha çok insan biriktirmeliydik, irtibat kurmalıydık. Bilseydik hep ikimiz takılmazdık. Yine güldüler eski günlerdeki gibi. Paslaşmalı esprili halleri hiç değişmemişti…

………………..

Belki iyi irtibat kurulmamıştı, insanların haberi olmamıştı. Belki sıradan hayatın yoğunlukları daha önemli gelmişti, belki de gerçekten önemli bir sebepten bir lisenin bazı dönem öğrencileri tarafından pilav gününe gidilememişti. Her ne sebepten olursa olsun, gönüllerde beklenen sonuç, yani hayal edilen sahne; böyle günler özellikle kollanıp gidilmeliydi, yaşanılan sıradan günler yine dillendirilmeliydi ki, zamanın içinden çekip çıkarılıp özel olmalıydı, anılar bir çikolata kadar tatlı gelmeliydi… Sahi ya ortak yediklerinizden kendinize düşen kirlilik payını ne kadar sürede sorguluyorsunuz? Ya ortak paylaşımlarınızdan karşıdakine verdiğiniz hisleri. O iki arkadaş bunları sorgulamaya gerek duymuyorlardı çünkü, birbirlerinin gözlerine baktıklarında kendi oluşturdukları ortak dilden iyi hisler bıraktıklarını anlıyorlardı…


YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Murat Yulluk
    1 ay önce
    Aslında hayat mücadelesi dediğimiz yaşama öyle bir daldıkki yaşadığımız o güzel günlerimizi unutur olduk dostluklarımızı arkadaşlıklarımızı yazınızda bunları tekrar hatırlattığınız için bizi okul yıllarımıza tekrar götürdüğünü için teşekkürler.Bu tarz organizasyonlar eski arkadaşlarımızı görebilmek anılarımızı tazelemek için büyük bir fırsat ama yeterince duyuru yada paylaşım olmadığı için bunun farkına varamıyoruz bilemiyoruz. Bu yazınızla özellikle ben o günleri hatırladım çok teşekkür ederim size.Kaleminize yüreğinize sağlık.

Bu Haberler de İlginizi Çekebilir

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Bir ölüm üç öğrenme
Bir ölüm üç öğrenme
Zeydan Karalar: Cümle alem biliyor ki büyükşehir ve ASKİ’de çok sayıda bankamatikçi var
Zeydan Karalar: Cümle alem biliyor ki büyükşehir ve ASKİ’de...