Reklam
Reklam

Paradoks

Çetin Ünsalan Yazıları / Paradoks

Paradoks
19 Şubat 2021 - 13:24

Türkiye’nin şu anki fotoğrafını tek kelimeyle özetlemek gerekirse, sanırım en iyi tanımı kakofoni yapar. Kısaca ses uyumsuzluğu anlamına gelen bu kelimenin oluşturduğu bestenin de adı muhtemelen paradoks, yani çelişki olurdu.

Şimdi şöyle koltuğunuza yaslanın ve düşünmeye başlayın. İcraat yapması gerekenlerin sürekli konuştuğu; konuşması gerekenlerin konuştukları için yargılandığı, yargılanması gerekenlerin siyasileri tehdit ettiği, tehdit edenleri kınaması gerekenlerin sahip çıktığı, sahip çıkanların terörden anarşiden yakındığı bir ülke olduk.

Verilerden yakınanların verileri üreten kurumların başında oturduğu, enflasyondan yakınanların enflasyonu azdıracak zamlar yaptığı, zamları ödemesi gerekenlerin işsiz kaldığı, işsiz kalanların işsiz sayılmadığı, emekliliğe hak kazananların yaşa takıldığı, yaşı gelenlerin aldığı maaşla geçinemediği garip bir durumla karşı karşıyayız.

Gelen zamlardan yakınanların üreteni suçladığı, üreteni suçladığı için ithalat yaptığı, ithalat yaptığı için döviz ihtiyacının ortaya çıktığı, döviz bulabilmek için faiz verdiği, faiz verdikten sonra gelen parayla vatandaşın döviz mevduatlarını kasaya koymayı planladığı, yönetenlerin cari açık artarken de düşerken de övünmeyi başardığı, bu sorunlara neden olmanın değil, sorunları söylemenin kınandığı bir ortamda yaşar haldeyiz.

Döviz kurunu dış güçlerin oyunu olarak anlatanların, içteki güçlere mevcut dolar kurunun yüzde 40 fazlasından ödeme yapılmasını taahhüt ettiği, dış güçler söylemi geliştirenlerin dış dünyadan para aradığı, faiz lobisi diye nitelendirilenlere faizle davet çıkarıldığı garip bir fotoğraf verir olduk.

Asil ile vekilin karıştığı, asilin parasını kullanan vekilden hesap sorduğunda bunu anlatacak vaktinin olmadığı, asilin vekil karşısında ceket iliklemesinin istendiği, asilin vekile derdini anlatırken suçlandığı bir hale geldik.

Firma sahiplerinin maliyetlerden yakındığı, ama maliyetleri arttıracak ekonomi politikaları uygulayanlara ses çıkartmadığı, bankaların kredi vermesinin istendiği ama kredi ödemeleri aksayınca sorunlu alacak listesine atmamasının kibarca tavsiye edildiği, bütçe açığı verirken destek verilmesi gerekenlere kredi sunulduğu, krediler ödenemeyince ötelemenin müjde olarak verildiği bir yapıya büründük.

Kapı kapı dolar peşine düşmüşken 130 milyar doların ne olduğuna bakılmadığı, görevden alınanların, niye görevden alındığının açıklanmadığı, liyakatten bahsedilirken, Türkiye’nin dönüşümünü sağlayacak beyinlerinin terörist olarak suçlandığı, yurtdışından tersine beyin göçü yapılacağı söylenip, mevcut beyinlerin sopalandığı, gidince de vatana ihanet olarak suçladığı bir ülke haline geldik.

En garip olanı ne biliyor musunuz? Akşam evine çorba götüremeyenlerin, tüm bunlara sebep olanlardan hesap sormak bir yana, taraftarlığını yaptığı bir halk topluluğuna sahip olduk.

Sizce de bu durumun adı kakofoni, ortaya çıkan cümbüş bestesinin adı da paradoks değil mi? Gerçekten bu gürültüden yorulmadınız mı?

cetinunsalan@yahoo.com 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum