Ölmek İstemiyorum-Anne Lütfen Ölme!
Reklam
Reklam

Ölmek İstemiyorum-Anne Lütfen Ölme!

Av. İzzet Doğan Yazıları / Ölmek İstemiyorum! Anne Lütfen Ölme!

Ölmek İstemiyorum-Anne Lütfen Ölme!

Av. İzzet Doğan Yazıları / Ölmek İstemiyorum! Anne Lütfen Ölme!

Ölmek İstemiyorum-Anne Lütfen Ölme!
31 Ağustos 2019 - 18:26

Önce Türkiye’de töre ve kadın cinayetlerinin simgesi haline gelen Güldünya ile sarsıldık. Türkiye seni unutmayacak dedik. Güldünya’nın öyküsü, Bitlis’in Budaklı köyünde başladı. Teyzesinin oğlu olan ve aynı zamanda da halasının kızıyla evli olan Servet Taş'ın tecavüzüne uğrayan Güldünya, hamile kaldı. Aile meclisinde sorgulanan Güldünya’nın tecavüzcüsüne kuma olarak verilmesi kararı verildi. Güldünya, bunu kabul etmeyince İstanbul’da yaşayan amcasının yanına gönderildi. Ancak abisi tarafından öldürülmek istendi. Güldünya pencereden atlayarak kaçtı, güvenlik güçlerine sığınarak öldürülmekten korktuğunu söyledi. Sonra ailenin tanıdığı A.C’nin evine yerleştirildi. Bir süre sonra ağabeyi İstanbul’a geldi ve Güldünya’yı Bursa’daki teyzelerine götüreceğini söyledi. Birlikte  evden çıktılar ancak biraz ileride Güldünya'nın kardeşi Ferit  ortaya çıktı ve ateş ederek Güldünya’yı yaraladı. Güldünya hastahaneye kaldırıldı ve ameliyata alındı. Aynı gece Güldünya’nın kardeşi Ferit refakatçi olduğunu söyleyerek hastahaneye geldi, Güldünya’nın başına iki el ateş etti. Güldünya’nın ölümünden sonra bir süre evinde kaldığı A., ‘‘Gül benim yedinci çocuğumdu. Biz 6 ay koruduk, devlet bir gece koruyamadı’’ diye konuşmuştu.
 
Nahide Opuz davasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ nin, kadını aile içi şiddetten etkili korumadığı için mahkûm ettiği tek ülke Türkiye oldu. Opuz’un annesi öldürülmüştü. Opuz Annesinin öldürülmesinden sonra 2012 yılında AİHM’ başvurdu, yetkililerce yaşam haklarının korunmadığını, katlanmak zorunda kaldıklarını şiddet ve tehditlere yerel makamların duyarsız kaldıklarını ileri sürdü. Mahkeme, kendi tarihinde ilk kez aile içi şiddete karşı vatandaşını koruyamadığı için bir devleti sorumlu tutmuş; Türkiye'nin şiddet gören bir kadını, savcılığa başvurduğu halde, kocasından koruyamayarak ayrımcılık yaptığına hükmetmiş ve Türkiye’yi tazminata mahkûm etmişti. Başvuru, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) "yaşam hakkı"nı güvence altına alan 2. maddesi ile "işkence ve insanlık dışı ve onur kırıcı muamele yasağı"nı düzenleyen 3. maddesiyle "mahkemelere etkin başvuru hakkı"na dair 13. maddesine dayandırılmıştı.
 
Ayşe Paşalı ise önce eski eşi tarafından tecavüze uğradığı ve şiddet gördüğü şikayetiyle savcılığa başvurmuştu. Gerekli önlemlerin alınmaması ve görevlilerin duyarlı davranmamaları sonucu, Aralık 2010’da eski kocası İstikbal Yetkin tarafından öldürülmüştü. Olaydan sonra Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, “Olay karşısında yasalarımızda eksik yok, cinayet münferit” açıklamasını yapmıştı.
 
Özgecan Aslan üniversite öğrencisiydi. Mersin’in Tarsus ilçesinde, 11 Şubat 2015 tarihinde bindiği minibüsün sürücüsü tarafından vahşice kesilerek öldürüldü. Mezarı başında anılan Özgecan’ın annesi:
  
“Kadın cinayetleri son bulsun. Artık devlet mi, dünya mı el atıyor ama son bulsun. 2018 yılında 448 kadın öldürülmüş. Özgecan’ın 2015 yılında öldürüldüğünde ben söyledim. Özgecan kanunu çıksın, güzel bir yasa çıksın. Devlet büyüklerine seslendim. Başkalarının canı yanmasın dedim. Ancak bu süreçte 2-3 bin kadın öldürüldü. Bunların hepsi suçsuz, günahsız. Ne günahları var da öldürüldü. …Artık erkeklere eğitim mi veriyorlar, seminerler mi veriyorlar, hasta olanları tedavi mi ettiriyorlar ama bir şeyler yapsınlar. Hep erkeklerden çıkıyor. Devlet büyüklerimize sesleniyorum. Lütfen herkes elini vicdanına koysun. Ben her gün kadın cinayeti izledikçe üzülüyorum, ağlıyorum. Yazık günah değil mi ya. El kadar çocuklarımıza zarar veriyorlar. İnsanlar artık tek yürümeyecek, tek gezmeyecek mi?” diye konuşmuştu.
 
Her cinayetin ardından ağıtlar yaktık, açıklamalarda bulunduk, protestolar yürüyüşler yapıldı, sanatçılar, siyasetçiler konuştu, besteler yapıldı şarkılar, şiirler yazıldı. Hatta kadın cinayetlerini konu edinen tiyatro oyunlarını, dizileri, filmleri izledik. Ama kadın cinayetleri 2018 yılına göre son 15 yılda yüzde 428 arttı. Türkiye'de son 3 yılda 932 kadın cinayete kurban gitti. En çok cinayet İstanbul, Ankara ve İzmir'de işlenirken, faillerin ve maktullerin yüzde 46'sının ilkokul mezunu olduğu belirlendi. Kadın cinayetlerinin yarısından fazlası ateşli silahlarla gerçekleşti. Bu silahların yüzde 83'ünün ruhsatsız olduğu belirlendi. Bu rakamı yüzde 31,9 ile kesici ve delici aletler takip etti.  Son günlerde olağanüstü artış gösteren kadın ve çocuk cinayetlerini bu bireysel silahlanma kolaylaştırıyor. Bir tıkla internetten tişört alır gibi silah alımı yasaklanmalıdır.
 
Şimdi de Emine Bulut cinayetinde bıçak yarası gibi yüreğimize ve beynimize kazınan şu sözleri unutamayacağız:
 
-ÖLMEK İSTEMİYORUM!
 
-ANNE LÜTFEN ÖLME!
 
Kadın ve çocuk cinayetleri bir insanlık suçudur, bir insan hakları ihlalidir, bir insanlık ayıbıdır ve bu cinayetlerden toplum olarak hepimiz sorumluyuz ve kadın cinayetlerinden insanlık utanmalıdır. Bu cinayetler ve cinsiyet ayrımcılığı sorunu aslında kadınlardan çok erkeklerin sorunudur.  Nikah sözleşmesi ya da bir kadını sevmek, erkeğe evlendiği, sevdiği kadın üzerinde mülkiyet hakkı sağlamaz. Eşlerin iyi günde kötü günde, hastalıkta ve sağlıklı günlerde, tasada ve kıvançta birlikte yaşamak ailenin mutluluğunu sağlamak ve çocukları iyi yetiştirmek yükümlülüğünü getirir. Şiddetin ve özellikle öldürmenin de hiçbir özrü, bahanesi, gerekçesi olamaz. Bir an önce kararlı bir devlet politikası olmalı ve kadına-çocuğa karşı şiddet konusunda toplumsal seferberlik ilan edilmelidir.
 
Bu cinayetlere tanık olan çocukların geçirdikleri ve yaşam boyu unutamayacakları psikolojik travmaları da unutmamak gerekir. O nedenle olay kamuoyuna yansıtılırken çocukların teşhir edilmemesine özen gösterilmelidir.

av.izzetdogan@gmail.com


YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Peker Sandallı
    1 hafta önce
    Çok güzel bir yazı. Bilginize ve elinize sağlık, ne olacak bu ınsanımın hali! Eğitim derslerinin ilk okullardan başlayarak lise sona kadar konması lazım her şey eğitimde bitiyor. Belki de Üniversitelerde de devam etmesi gerekli. Ama adam olmadıktan sonra.....,,,
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Lenf bezinde ağrısız şişkinlikleri önemseyin
Lenf bezinde ağrısız şişkinlikleri önemseyin
Prof. Dr. Nevzat Tarhan: Evlendikten sonra hayat senaryosunu yeniden yazmak gerekiyor
Prof. Dr. Nevzat Tarhan: Evlendikten sonra hayat senaryosunu yeniden...