Reklam
Reklam

Name-i Trump!

Kazım Çiloğlu Yazıları / Name-i Trump!

Name-i Trump!

Kazım Çiloğlu Yazıları / Name-i Trump!

Name-i Trump!
03 Kasım 2019 - 12:10

Bakın bir name ne işler açtı başımıza…

Gitsek mi, gitmesek mi?

Hani iki arada, bir derede ve karasız kalanlar için genelde böyle denir.

Bir başka ifade ile

İki ucu keskin bıçak…

Dış politika için eski monşerler, asla muhatabına niyetini belli etmeyeceksin.

Dokuz kere yutkunup bir kere konuşacaksın.

Zayıf taraflarını ya da yumuşak karnını ve muhatabınkini çok iyi bileceksin.

Ve asla tehditle değil, konuşarak, uzlaşarak ve de en alt düzeyde diplomatlarla işi götüreceksin ki sonunda geri adım ya da kararında bir değişiklik olduğunda, üzerindeki büyük elçi, dış işleri bakan yardımcı, müsteşarı ya da bakan, müdahil olabilsin değil mi?

Bunun tersi olursa, ne olur derseniz?

Bir yanlış durumda, tüm dış işleri kadroları, bu durumu düzeltmek için çabalar, belki de bir sürü ödün vermek zorunda kalırlar!

Hele hele devlet başkanı düzeyindeki bir kararın doğrudan açıklanması ise en zor düzeltilebilecek bir durumdur…

Yani aşağısı sakal, yukarısı bıyık, hangisini yolabilirsin ki?

Buradan ABD ziyaretine ve meşhur son tweet (cıvıldama ya da cik ciklere) ve mektuba (name) gelirsek, belli ki durum ve iç kamuoyu çok karışık, hatta biraz da çetrefilli bir durum içeriyor gibi!

Hal böyle olunca

Gitmek mi zor?

Kalmak mı zor?

Milletin ağzı torba değil ki büzesin

Gidilmese, bir sürü laf edilecek

Gidilse, bu seferde masaya yumruk vurdu mu, vurmadı mı? Durumu var…

Ama bizim bildiğimiz eski ve deneyimli diplomatlar görevde olsa idi, muhakkak bu mektup ve tweetlerin kokusunu, önceden alır ve bir hazırlık yaparlardı!

Ama artık iş, işten geçmiş gibi görülüyor…

Şimdiki dış işleri nasıl bir çözüm üretecek, bekleyip göreceğiz

İnşallah bu seferde gene muhalefet, baş sorumlu ve suçlu ilan edilmez?

Aslında tarihimizde bu tür vakalar hatta efsaneler o kadar çoktur ki mutlaka bu davranışa karşı uygulanmasın?

Okuyanlar hatırlayacaklardır;

Şah İsmail ile Osmanlı elçisi arasındaki o meşhur ve paha biçilmez incili kaftan hikayesi, tam da bu mektuba karşı, uygulanacak bir yöntem neden olmasın?

Deneyimli bir büyük elçi ile bu name altın bir kutuya konup, beyaz saraya gönderilse, o anda beyaz saray, tüm dünya milletleri önünde, "kara saray" olmaz mı?

El mi, yaman bey mi yaman cümle alem görmez mi?

Sözün özü;

Eğer devlet-i ali için bir şey yapıyorsanız? En doğrusu "miş ya da muş" gibi yapmamak, haddini aşanlara, haddini anladığı dilden ve hiç gecikmeden bildirmektir!


YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Celal Seyhan
    1 hafta önce
    Sn. Çiloğlu, meseleyi çok komprime ve başarılı bir şekilde özetlemişsiniz... Kutluyorum...
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Pronet, Türkiye’deki operasyonlarını sonlandıran Prosegur’un üyelerini devraldı
Pronet, Türkiye’deki operasyonlarını sonlandıran Prosegur’un...
Halk Süt'ten sonra şimdi de Halk Yumurta!
Halk Süt'ten sonra şimdi de Halk Yumurta!