MAİDE 33 “Ellerin Ayakların Çaprazlama...
Reklam
Reklam

MAİDE 33 “Ellerin Ayakların Çaprazlama Kesilmesi” İfadesi Ne Manaya Geliyor?

Mehtap Gözükan Yazıları / MAİDE 33 “Ellerin Ayakların Çaprazlama Kesilmesi” İfadesi Ne Manaya Geliyor?

MAİDE 33 “Ellerin Ayakların Çaprazlama Kesilmesi” İfadesi Ne Manaya Geliyor?

Mehtap Gözükan Yazıları / MAİDE 33 “Ellerin Ayakların Çaprazlama Kesilmesi” İfadesi Ne Manaya Geliyor?

MAİDE 33 “Ellerin Ayakların Çaprazlama Kesilmesi” İfadesi Ne Manaya Geliyor?
18 Ocak 2019 - 13:23

Allah’a ve Resûlü’ne karşı savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuğa çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri, asılmaları ya da elleriyle ayaklarının çaprazca kesilmesi veya (bulundukları) yerden sürülmeleridir. Bu, dünyadaki aşağılanmalarıdır, ahirette onlar için büyük bir azab vardır. Maide Suresi, 33
.
Bu ayeti anlamak için, pek çok ayetin hükmünü göz önünde bulundurmak ve öncesinde yer alan ayetleri de beraber okumak gerekir. Maide Suresi 27-30’da Adem’in iki oğlunun kıssası anlatılır. Birinin ameli Allah katında kabul olur, diğerinin ki olmaz. Bu nedenle ameli kabul olmayan kardeş diğerini öldürür. Öldürülen ise savunma yapmaz. Ardından gelen ayet, Maide Suresi 32’dir ve bu ayette, yeryüzündeki bir bozgunculuk, terör, savaş ve kısas gibi eylemler olmaksızın masum bir canı almak, tüm insanları öldürmekle eş tutulur. Bir insanın ölmesine engel olmak ise, “tüm insanları diriltmek gibidir” denir.
.
Bu nedenle, İsrailoğullarına şunu yazdık: Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın (haksız yere) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu (öldürülmesine engel olarak) diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibi olur. Maide Suresi, 32
.
Bozgunculuk çıkarmayan, kimseyi öldürmeyen, masum bir insanın canının alınamayacağını gördükten sonra, şimdi Maide Suresi 33. ayeti anlamaya çalışalım. Ayetin ilk cümlesinde Allah’a ve resulüne savaş açanlardan bahsedilir. Bu cümleye bakarak, sanki Allah ve resulüne savaş açan herkesin asılması, kesilmesi, öldürülmesi gerektiği zannedilir. Allah ve resul kavramı, Kuran’da kalıp olarak kullanılır. Resul, kitabı tebliğ ettiği anlarda nebinin (kitap gönderilen kişi) aldığı sıfattır. “Allah ve resulü” kalıbını gördüğümüz anda anlamamız gereken, Allah’ın Kuran’da bildirdiği sistem olmalıdır. Örneğin, “Allah ve resulüne hicret edenler” denildiğinde, şeytani sistemin terkedilip, Allah’ın Kuran’da bildirdiği barış, adalet, yardımlaşma ve merhamet sistemine geçildiği anlaşılmalıdır. Bu sistemi Allah, resulün diliyle insanlara açıkladığı için, Allah’ın resulü vesilesi ile bildirdiği sisteme hicret edilmiş olunur. “Allah ve resulüne itaat edin” denildiğinde, Allah’ın resulü vesilesi ile bildirdiği barış, adalet, merhamet, yardımlaşma, hukuk sistemine itaat anlaşılmalıdır. 
.
Nebinin beşer kimliğine itaat anlaşılmamalıdır. Dolayısıyla ayette bildirilen savaş, kişiye değil, sisteme açılmış bir savaştır. Bu savaş fikri de olabilir, fiili de olabilir. Örneğin, Bakara Suresi 277. ayetten itibaren Allah, “Salat edin, zekat verin, faizi, tefeciliği terkedin” der. 279. ayette ise bunu yapmayanların Allah ve resulüne karşı savaş açmış olduğunu söyler. Demek ki faizi terk etmemek, tefecilik yapmak da Allah ve resulüne savaş açmak olarak görülür. Ama ayetin hiç bir yerinde faizi terketmeyeni öldürün, asın denmez. Dünyevi hiç bir cezası da yoktur bunun.
.
Şayet böyle yapmazsanız, Allah’a ve resulüne karşı savaş açtığınızı bilin. Eğer tevbe ederseniz, artık sermayeleriniz sizindir. (Böylece) Ne zulmetmiş olursunuz, ne zulme uğratılmış olursunuz. Bakara Suresi, 279
.
Allah, Bakara Suresi 60. ayette, “Yeryüzünde bozgunculuk (fesad) yaparak karışıklık çıkarmayın” der. Bozgunculuk, soygun, fesad, silahlı eylemler, bugünkü karşılığı ile terör, İslam’da kınanır. Maide 33’te, bu tür bozgunculuk çıkaranlara verilmesi gereken dünyevi cezalar bildirilir. Toplumun düzeni ve güvenliği için bu tür tedbirlerin alınması önemli ve gereklidir. Ayette, “Yeryüzünde bozgunculuğa çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri, asılmaları ya da elleriyle ayaklarının çaprazca kesilmesi veya (bulundukları) yerden sürülmeleridir” der. Dört aşamalı bir ceza anlatılır burada. Öldürülmeleri, asılmaları, ellerin ayakların kesilmesi ve hapis/sürgün. Burada bildirilen cezalar, bozgunculuk çıkaran kişilerin suçları ile doğru orantılıdır. 
.
Örneğin kişi, sivillerin bulunduğu bir ortamda bomba patlatıp masum can/canların ölmesine sebep olmuşsa, o zaman Maide 32 ve kısasın hükmünü bildiren Maide 45 ve Bakara 178’e göre öldürülebilir veya idam edilebilir. Elbette bu, devletin kurumları tarafından gerçekleştirilir. 
.
Kamuoyuna mal olan bir olay üzerinden ayeti düşünelim. Bir üniversite öğrencisi olan Özgecan’ın öldürülmesi, bileklerinden ellerinin kesilmesi ve bedenin yakılması sonucu herkes ayaklanmış ve bu vahşete tepki göstermişti. Sosyal platformlarda her görüşten insan, Özgecan’a bunu yapanların idam edilmesini istemişti. Bu olaya bakıldığında kısas hükmüne göre öldüren kişinin öldürülmesi, yani idamı, Kuran’a gayet uygun bir hükümdür. Ancak Bakara 178’e göre öldürülen kişinin ailesi bağışlarsa, öldürülmesine gerek kalmaz. 
.
Özgecan’ın ailesi ise yargıya güvendiklerini söylemiş ve mahkeme sonucunu beklemişlerdi. Mahkeme ise, katile ağırlaştırılmış müebbet hapis vermişti. Şayet idam edilseydi de bunu kimse acımasız bulmaz ve yadırgamazdı. İslam’da işlenen suçun cezası, o suça karşılık gelecek şekilde olmalıdır. Maide 33’teki suça verilen ceza sistemini anlamak için aşağıdaki ayetleri de göz önünde bulundurmak gerekir.
.
Kötülüğün karşılığı, onun misli (benzeri) olan kötülüktür. Şura Suresi, 40
.
Kötülük kazananlara ise kötülüklerine denk ceza vardır. Yunus Suresi, 27
.
Eğer ceza ile karşılık verecekseniz, ancak size yapılan kötülüğün türü ve miktarı ile karşılık verin. Nahl Suresi, 126
.
Gelelim “ellerin ayakların kesilmesi” hususuna. EYD kelimesi Arapçada “güç, kuvvet” ve “eller” manasına gelir. Kuran’da bu kelimenin kullanımına bir kaç örnek verelim:
.
Şüphesiz Biz göğü EYD ile bina ettik ve Biz onu genişleticiyiz. Zariyat Suresi, 47
.
Sen onların söylediklerine karşı sabret ve Bizim EYD sahibi kulumuz Davud’u hatırla. Sad Suresi, 17
.
EYD ve basiret sahibi olan kullarımız İbrahim’i, İshak’ı ve Yakup’u da hatırla. Sad Suresi, 45
.
Bu üç ayette EYD kelimesi güç, kuvvet manasında kullanılmıştır. “El” kelimesinin mecazi anlamda kullanıldığı ayetler de vardır. 
.
Yahudiler, “Allah’ın eli bağlı” dediler. Aslında elleri bağlı olanlar kendileri. Halbuki O’nun iki eli de açık olup dilediği gibi harcamaktadır. Maide Suresi, 64
.
Allah’ın eli olmaz. Burada, “Allah’ın gücü, imkânı kısıtlı dediler” manasında kullanılmıştır. Ayette, “çaprazlama” olarak çevrilen “min hilaf” kelimesi aynı zamanda, “ard arda, birbirinin arkasından” manasına da gelir. Yine ayette geçen “kataa” yani “kesmek” fiiline gelince; Yusuf Suresi 31. ayette, kadınların meyve soyarken bıçakla ellerini kesmesi de aynı kelime ile anlatılır. Oysa Yusuf 31’de, kadınların meyve soyarken Yusuf resulün odaya girmesi ile dikkatlerinin dağılıp ellerini kestikleri anlatılır. Burada ellerin bilekten itibaren vücutlarından ayrılması değil, çizilmesi kastedilir. Aynı zamanda mecazi bir anlatım vardır. 
.
Kadınların şaşkınlıktan donakaldıkları, hareketten kesildikleri anlatılır. Mesela su kesildi dediğimizde de kata fiilini kullanırız. Bu fiil, bir şeyin durdurulması manasına gelir. “Elden ayaktan kesilmek” deyimi halk arasında çok kullanılır. Bu deyimi işiten kişi, elin ayağın kesici bir aletle kesildiğini zannetmez. “Güçten düşmek”manasında kullanıldığını anlar. Bu ayette de benzer bir anlatım vardır. Ancak biz, “ellerin ve ayakların kesilerek bedenden ayrılması” manasını da gözardı etmeyelim. Şayet kısas gerektiren bir konu varsa el ve ayakların kesilmesi de gerçekleşebilir. Örneğin terör eylemleri, ya da içkili olarak araba kullananların sebep olduğu kazalarda, insanların kol ve bacaklarının koptuğuna çok şahit olmuşuzdur. İşte böyle bir durumla karşılaşıldığında kısas uygulanabilir. 
.
Biz onda, onların üzerine yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve (bütün) yaralara (karşılık da) kısas vardır. Ama kim bunu sadaka olarak bağışlarsa o kendisi için bir kefarettir. Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, zalim olanlardır. Maide Suresi, 45
.
Ayetten de anlaşıldığı gibi kısas, bedendeki her hasara karşılık uygulanabilir. Kısas, caydırıcı ve son derece adaletli bir ceza yöntemidir. 
.
Ey temiz akıl sahipleri, kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki sakınırsınız. Bakara Suresi, 179
.
Toparlayacak olursak Maide 33’te, toplum düzenini bozan, bozgunculuk yapan her suçlunun, işlediği suçun karşılığı olan cezayı alması gerektiği anlatılır. Bozgunculuk çıkaran kişi öldürme eylemini gerçekleştirmişse kısas yapılabilir. Kanunların öngördüğü şekilde öldürülebilir veya idam edilebilir. Şayet öldürme eylemini gerçekleştirmemişse, işlediği suçun karşılığı olarak ard arda gücünün kesilmesi, hapis veya sürgün edilmesi gerekir. Ayetin bu bölümünü okuduğumda aklıma tecavüz vakaları gelir. Genç bir kıza veya çocuğa ve hatta öz evladına tecavüz eden kişilerin hadım edilmesi ve hapsedilmeleri, güçlerinin ard arda kesilmesi ve ayetin sonunda bildirilen “dünyadaki aşağılanmalarının” karşılığı olabilir. 
.
Aynı şekilde toplumda hırsızlık arttıysa, insanları hırsızlığa iten sebepler ortadan kaldırılmalıdır. Maddi imkânların yetersizliğinden dolayı hırsızlık yapmak zorunda kalınıyorsa, zengin fakir uçurumunu ortadan kaldırmaya vesile olan “salat ve infak” ibadetleri toplumda yaygınlaştırılmalıdır. İhtiyaç içinde olmadığı halde hırsızlık yapan kişilerin psikolojik olarak tedavi edilmeleri ve ardından işledikleri suçun karşılığı cezayı almaları gerekir. (Allah en doğrusunu bilir.)
.
Ancak onları ele geçirmenizden önce (kendiliğinden teslim olup) tevbe edenler bunun dışındadır. Artık Allah’ın çok bağışlayıcı, çok merhamet edici olduğunu bilin. Maide Suresi, 34
.
Allah Barışa Çağırır sayfa 96-102

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • ALİ KIZILIRMAK
    1 hafta önce
    Anahatlarıyla güzel anlatım. Bazı yerlerde farklı alternatifler düşülünülebilir. Ama önce zâhire bakılır, ona göre karar verilir.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Lenf bezinde ağrısız şişkinlikleri önemseyin
Lenf bezinde ağrısız şişkinlikleri önemseyin
Prof. Dr. Nevzat Tarhan: Evlendikten sonra hayat senaryosunu yeniden yazmak gerekiyor
Prof. Dr. Nevzat Tarhan: Evlendikten sonra hayat senaryosunu yeniden...