Konda, "Toplumsal Cinsiyet Raporu"nu...
Reklam
Reklam

Konda, "Toplumsal Cinsiyet Raporu"nu yayınladı!

KONDA’nın yeni raporu toplumda kadınlarla erkekler arasındaki farkları, kadının toplumdaki rolüne bakışı ve on yıldaki değişimi sayılarla anlatıyor.

Konda, "Toplumsal Cinsiyet Raporu"nu yayınladı!

KONDA’nın yeni raporu toplumda kadınlarla erkekler arasındaki farkları, kadının toplumdaki rolüne bakışı ve on yıldaki değişimi sayılarla anlatıyor.

Konda,
15 Kasım 2019 - 19:39

11 sene içinde farklı zamanlarda toplamda 20 bine yakın kişiyle görüşülerek gerçekleştirilen 3 farklı Hayat Tarzları araştırmasının karşılaştırmalı verilerine dayanan rapor Türkiye'de kadınlarla erkekler arasındaki dengesizlikleri çeşitli alanlar üzerinden ortaya koyuyor. Rapor ilk olarak temel demografik farkları ve toplumun toplumsal cinsiyete dair bakışını ele alıyor. Ardından yerleşim, eğitim, medeni durum, yaş gibi farklar üzerinden kadınların ve erkeklerin kamusal alanda yer alma, tüketim, beden ve sağlık, medya ve müzik, din ve değerler açısından kadınlarla erkeklerin nasıl ayrıştığını ortaya koyuyor. Son olarak 9 ayrı hayat tarzı kümesi içindeki cinsiyet farklarına odaklanıyor. Ayrıca, kadınların yarısını oluşturan ev kadınları da raporda ayrı bir konu başlığı olarak ele alınıyor.

Raporda ortaya çıkan çarpıcı bulgular:

• Genç kadınlar eğitimde genç erkekleri yakalamış durumda.

• Kadınlar arasında çalışanların oranı on yılda yüzde 18'den yüzde 22'ye yükseldi. Öğrenci olanlar yüzde 7'den yüzde 11'e geldi. Ev kadını olanlarsa yüzde 66’dan yüzde 53’e indi.

• Her 5 ev kadınının üçü hafta sonları evinde oturuyor, dışarı çıkmıyor.

• Her 5 kadının üçünün tuttuğu bir futbol takımı var.

• Kadınların çok daha azı içki içiyor ama içen kadınlarla içen erkekler dışarı içmeye benzer sıklıkta çıkıyor.

• Ev kadınlarının yüzde 93’ü, kadınların yüzde 85’i, erkeklerinse yüzde 17’si sık sık veya her zaman evde temizlik yapıyor.

• Kadınlar erkeklerden daha dindarlar ama daha az ibadet ediyorlar.

• Sağ-sol ölçeğinde en solda üniversiteli kadınlar, en sağda kırsalda yaşayan erkekler yer alıyor.

KONDA Araştırma 2008 yılından beridir toplumda farklı yaşayan, farklı değerleri olan kümeleri ortaya çıkarmak ve takip etmek amacıyla Hayat Tarzları araştırmaları gerçekleştiriyor. Demografik özellikler, değerler, algılar, beklentiler, korkular, gündelik pratikler, sahiplikler, kamusal alan, geleneksel medya ve sosyal medya, bankacılık ve zaman kullanımı gibi farklı alanlara dair toplanan verilerle, araştırma 9 farklı hayat tarzı kümesini ve bu kümelerin zaman içindeki değişimini ortaya koyuyor.

RAPORUN DEĞERLENDİRİLMESİ

Türkiye’de toplumsal cinsiyeti ele alan bu rapor boyunca özellikle kadınların durumlarını, değerlerini, alışkanlıklarını ve gündelik pratiklerini ortaya koyup, kadınları erkeklerle, toplumun farklı kesimlerinden kadınları birbirleriyle ve şimdiki durumu 10 yıl öncesiyle karşılaştırdık. Bulgular hem toplumsal cinsiyet konusundaki durum hem de Türkiye toplumu hakkında birçok tespit yapma fırsatı sağladı.
 
Demografik farkların etkisi
 
İlk olarak, bulgularımız Türkiye’de kadınlarla erkeklerin birbirinden birçok açıdan farklı yaşadığını ortaya koydu. Ancak bu fark temel demografik özelliklere dayanıyor. Temel Demografi bölümünde kadınların yüzde 20’sine karşılık erkeklerin yüzde 32’sinin bekar olduğunu ve kadınların yüzde 8’ine karşılık, erkeklerin ancak yüzde 2’sinin dul olduğunu belirtmiştik. Aynı zamanda kadınlar erkeklerden daha uzun yaşıyorlar. Ayrıca her ne kadar genç kadınlar hızla arayı kapasalar da kadınların eğitim gördüğü süreyle (7,8 yıl) erkeklerinki (9,3) arasında 1,5 yıl kadar fark bulunuyor. Kadınların bir yandan erkeklerden ortalamada daha az eğitim görmüş olmaları, diğer yandan oldukça daha erken evlenip, erkeklerin aksine ileri yaşlarda bir kısmının hayatlarına dul olarak devam etmeleri her alandaki farkları yaratan temel etkenlerden olduğunu iddia edebiliriz. Değerlerinden gündelik pratiklerine, kamusal hayata katılımdan dinin hayatlarındaki etkisine, sahipliklerinden tercihlerine hayatlarının neredeyse her alanı bu farklardan etkileniyor.
 
Diğer bir ifadeyle, bu raporda yaptığımız gibi, Türkiye’de 15 yaş üzeri kadınlarla erkekleri karşılaştırdığımız zaman, bekar ve yüksek eğitimli insanların görece daha fazla yer aldıkları bir grupla dul ve düşük eğitimli insanların görece daha fazla yer aldıkları diğer bir grubu, yani birbirleriyle birçok açıdan farklı iki grubu karşılaştırmış oluyoruz. Elbette kadınların daha genç evlenmeleri ve dul kaldıktan sonra evlenme olasılıklarının daha düşük olması toplumsal cinsiyet rollerinden kaynaklanıyor ve kadınlar erkeklere kıyasla daha uzun yaşıyorlar ama iki cinsiyet arasında rapor boyunca yaptığımız karşılaştırmalardaki farklar sadece cinsiyet özelliklerine değil, daha birçok farklı demografik özelliğe dayanıyor. Yani örneğin erkeklerin kültürel etkinliklere daha fazla gitmeleri erkeklerin “doğaları gereği” daha fazla ilgilenmelerinden değil, daha eğitimli ve daha fazla bekar bir kitle olmalarından kaynaklanıyor.
 
Kadınlarla erkekler arasında toplumsal cinsiyet rollerindeki farklılıklar Türkiye’de en belirgin şekilde çalışıp çalışmamakta ortaya çıkıyor. Türkiye’de halen kadınların yüzde 22’si, erkeklerinse yüzde 62’si çalışıyor. Kadınların yarısından fazlası ev kadını. Çalışma durumu aynı zamanda zaman kullanımlarını ve kamusal hayata ne derece dahil olduklarını büyük oranda etkiliyor. Kadınlar günlerinin önemli bölümünü evişlerine ve buna bağlı olarak yemeğe ve alışverişe ayırırken, erkekler yoğun olarak çalışıyor ve evişi neredeyse hiç yapmıyorlar. Ayrıca kadınlar, önemli bir kısmının evkadını olmasının da etkisiyle, okul arkadaşları veya iş arkadaşları gibi farklı gruplarla erkekler kadar sosyalleşmiyorlar. Daha az spor yapıyor, kültürel etkinliklere çok daha az katılıyorlar.
 
Eğitim, medeni durum ve çalışma durumundaki bu farkların etkisiyle Türkiye’de kadınlarla erkekler arasında birçok alanda fark olduğu görebiliyoruz. Kadınlar daha dindarlar, daha sık ibadet ediyorlar ve daha muhafazakâr değerlere sahipler. Gıda alışverişi hayatlarında daha önemli yer tutsa da genel olarak tüketim alışkanlıkları, sosyal medya üyeliği, geleneksel medyaya ilgi açısından erkeklerin gerisindeler.
 
Toplumsal cinsiyete bakışta alınacak mesafeyi doğru değerlendirmek gerek
 
Bulgular toplumsal cinsiyete bakışta alınacak mesafe olduğuna işaret ediyor. Örneğin kadının çalışmak için eşinden izin alması gerektiğini, isteyen kadının kürtaj yaptıramayacağını düşünenler çoğunlukta. Öte taraftan rapor toplumsal cinsiyet konusunda bazı ezberleri de bozuyor: Erkekler ağlamaz ifadesine katılanlar azınlıkta; kadınların önemli bir kısmı futbol takımı tutuyor; erkeklerin bir kısmı ev işi yapıyor. Tablo olumlu olmasa da son 10 yılda mesafe alındığını gösteriyor. Bu bulgular aslında toplumu bu açılardan pek doğru tanımadığımıza, toplumsal cinsiyet konusunda alınması gereken mesafenin ve bu mesafenin nasıl alınabileceği ile ilgili yöntemlerin tekrar düşünülmesi gerekebileceği anlamına geliyor.
 
Algılar arasındaki farklar
 
Rapor boyunca ortaya çıkan bir diğer bulgu, aynı durumu kadınlarla erkeklerin farklı algılamasına dair. Örneğin erkekler de kadınlar da evde televizyon izlenirken kumandanın kendilerinde olduğunu düşünmeye daha fazla meyilliler. Ayrıca kadının çalışmak için eşinden izin alması gerektiğine erkekler daha fazla inanıyorlar. Evliliklerle ilgili algı da farklı: evli erkekler karşılıklı karar vererek evlendiklerini düşünmeye kadınlara kıyasla daha meyilliler. Kadınlarsa aynı evliliği görücü usulü evlilik olarak değerlendirebiliyor. Bu tür algı farklarının demografik farklardan kaynaklanması düşük bir olasılık. Daha ziyade kadınlarla erkeklerin aralarındaki ilişkinin niteliğine ve cinsiyetler arası farklara dair farklı bakış açılarına sahip olduklarına işaret ediyor.
 
Kadınlar daha özgürlükçü
 
Bütün bu farklara rağmen benzer demografik özelliklere sahip olan kadın ve erkekleri karşılaştırdığımızda kadınların bireysel özgürlükler bağlamında erkeklere göre daha özgürlükçü olduğu ortaya çıkıyor. Kırsalda yaşayan kadınlar kırsaldaki erkeklere, orta yaş kadınlar orta yaş erkeklere, bekar kadınlar bekar erkeklere kıyasla kadının rolü, farklı kimliklere açık olmak gibi konularda daha özgürlükçüler. Bu fark üniversite mezunlarında çok daha belirgin ve üniversite mezunu kadınlar en özgürlükçü olan küme.
 
Siyasi anketlerde oy tercihleri sorulduğunda kadınlar arasında kararsız olduğunu söyleyenler hep erkeklere kıyasla daha fazladır. Bu durumu 10 yıldır her ay gerçekleştirdiğimiz Barometre araştırmalarında da görüyoruz. Bu rapor bu durumun siyasetle ilgilenmeyen, ailenin kararını bekleyen bireyselleşememiş olan kadınlar arasında değil, aksine daha bireyselleşmiş ve özgürleşmiş olan genç, üniversite mezunu kadınlar arasında daha yaygın olduğunu ortaya koyuyor.
 
On yıllık değişim
 
2018 yılında yapılan Hayat Tarzı Araştırması’nın bulguları 2008 yılında yapılan araştırmanınkiyle karşılaştırıldığında, toplumsal cinsiyet açısından Türkiye toplumundaki değişimler ve değişmeyenler hakkında saptamalar yapılabiliyor.
 
En önemli bulgu olarak kadınların eğitim durumunda bir ilerleme görülüyor. 49 yaşından büyük kadınlardan hiç eğitim almamış olanların (okuma yazma bilmeyen ve okuma yazma bilen ama diploması olmayanlar) oranı, 2008’te yüzde 40 iken 2018 yılında yüzde 29’a düşmüş durumda. 15-32 yaş grubundaki kadınlardan üniversite ve lisansüstü eğitim almış olanlar 2008 yılında yüzde 10 civarındayken, 2018 yılında yüzde 22 civarına çıkmış olması bu ilerlemeyi gösteriyor. Hatta bu yaş grubundaki üniversite ve lisansüstü eğitim almış kadınların oranı erkeklerden kısmen yüksek. Son on yılda kadın istihdamında yüzde 13 gibi bir artış gözlemlenmesi, beyaz yakalı olarak çalışan kadın oranının da son 10 yılda artmış olması da eğitim alanında yaşanan kısmi gelişmenin bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Buna rağmen kadınların eğitim düzeyi genel olarak erkeklere göre daha düşük düzeyde seyretmeye devam ediyor. Örneğin 15-32 yaş grubunda yer alan kadınlardan yüzde 5’lik bir kesiminin eğitimsiz olması dikkat çekiyor.
 
Son 10 yılda Türkiye’de kırlardan kentlere ve metropollere doğru yoğun bir hareketlenme olduğu somut biçimde görülüyor. Kırsalda yaşayan kadınların oranının yüzde 33’ten yüzde 16’ya indiği; metropollerde yaşayanların oranının ise yüzde 43’ten yüzde 49’a çıktığı dikkat çekiyor. 1-2 kişilik hane sayısının yüzde 15’den yüzde 20 düzeyine çıkarken geniş aile oranının azalması da kentleşmenin bir sonucu olarak yorumlanabilir. Oturulan evin tipi ve ev sahibi olma durumu da benzer sonuçlar veriyor: Müstakil evlerde oturanların oranı yüzde 60’lardan yüzde 30’lara düşerken, oturduğu evde kiracı olarak bulunanların oranı yüzde 20’lerden yüzde 30’lara çıkmış.
 
Metropolleşmenin yanısıra medya kanallarında da son 10 yılda değişimler oldu: Televizyon hakimiyetini korusa da etkisi azaldı, gazeteler neredeyse yok oldu ve 2008’de çok kısıtlı olan ve o dönem ele almadığımız sosyal medya hızla yaygınlaştı. Kadınlar ve özellikle ev kadınları, erkekler kadar hızlı benimsememiş olsa da ev kadınlarının dahi 10 yıl içinde yüzde 44’ünün sosyal medya kullanır hale gelmesi dönüşümün hızı konusunda ipucu veriyor.
 
Metropolleşme ve medyadaki değişimler, apartmanlaşma ve hanelerin küçülmesi birçok diğer değişimi de beraberinde getirmiş görünüyor. Kadınlar daha fazla çalışmaya başlarken, erkeklerin daha fazla ev işiyle uğraşmaya başlamışlar. Gençler daha geç evlenmeye başlamışlar. Farklı cinsel yönelimlere karşı anlayış az da olsa artmış. Özetle Türkiye’de toplumsal cinsiyete dair bu raporumuz kadınlarla erkeklerin durumları, değerleri, alışkanlıkları ve gündelik pratikleri arasında kısmen demografik özelliklerden kaynaklanan farklar bulunduğunu, cinsiyet rollerine dair temel farkın çalışıp çalışmamak ve dolayısıyla kamusal hayata dahil olup olmamak üzerinden şekillendiğini ortaya koyuyor. Ancak metropolleşme, sosyal medyanın yaygınlaşması gibi dinamiklerle kadınlar kamusal hayata gittikçe daha fazla dahil oluyorlar.
 

Raporun tümüne aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz

Toplumsal Cinsiyet Raporu


YORUMLAR

  • 0 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Kuran'da Nesh Edilen Ayet Yoktur!
Kuran'da Nesh Edilen Ayet Yoktur!
Haluk Levent, gerçekleştirdiği yardımlar ve platformu AHBAP ile 2019’da Twitter'da en çok konuşulan isim oldu
Haluk Levent, gerçekleştirdiği yardımlar ve platformu AHBAP ile...