Kocaeli’de Furkan Celep eylemi: "Buna...
Reklam
Reklam

Kocaeli’de Furkan Celep eylemi: "Buna intihar diyemeyiz. Furkan’ı bu düzen katletti"

Kocaeliler dün sabah saatlerinde çarpıcı bir intihar notuyla yaşamına son veren 18 yaşındaki kargo işçisi Furkan Celep için sokağa çıktı. Kocaeli Halkevleri’nin çağrısıyla düzenlenen eylemde “Buna intihar diyemeyiz. Furkan’ı bu düzen katletti” denildi

Kocaeli’de Furkan Celep eylemi: "Buna intihar diyemeyiz. Furkan’ı bu düzen katletti"

Kocaeliler dün sabah saatlerinde çarpıcı bir intihar notuyla yaşamına son veren 18 yaşındaki kargo işçisi Furkan Celep için sokağa çıktı. Kocaeli Halkevleri’nin çağrısıyla düzenlenen eylemde “Buna intihar diyemeyiz. Furkan’ı bu düzen katletti” denildi

Kocaeli’de Furkan Celep eylemi:
25 Eylül 2020 - 09:38

Kocaeli Halkevleri, ardından bir intihar notu bırakarak yaşamına son veren 18 yaşındaki kargo işçisi Furkan Celep için akşam saatlerinde Belediye İş Hanı önünde bir eylem yaptı.

Celep, intihar notunda maruz kaldığı eşitsizliğe ve değersizleştirmeye katlanamadığını dile getirmiş, çalışma hayatının çok yorucu olduğunu belirterek “Bir araba, bir ev uğruna yıllarımı harcamak istemiyorum” demişti.

“O mektupta kendimizi gördük”

“İntihar değil cinayet / Furkan’ı öldüren sizin sisteminiz” yazılı bir pankart açan Halkevciler adına basın açıklamasını okuyan Ali Doğan, “Furkan’ın intihar etmesinin altında yatan gerçekleri, onu bu noktaya getiren ne varsa hepsini ardında bıraktığı mektupla öğrendik. Aslında o mektupta kendini gören ve hala hayatta olan yüzbinlerce genci gördük. Kendimizi gördük” dedi.

Doğan, şöyle konuştu:

Sistemin çarkında heba olan binlerce gençten birisi Furkan. Daha 18 yaşında bütün hayatını sistemin çürüyen bir hayata karşılık hediyesi olan bir ev, bir araba için harcamamak için ölümü tercih etti. Buna intihar diyemeyiz. Furkan bu düzenin katlettiği gençlerden birisi.

İsmail Devrim’in intiharının yıldönümünde

Tesadüf odur ki bugün 24 Eylül. Yani iki yıl önce yine bu şehirde İsmail Devrim’i kurban verdik bu düzene. Oğluna pantolon alamadığı için kendisini banyoda doğalgaz borusuna asan İsmail Devrim. Tam da bugün. O gün bu sokaklardaki haklı isyanımızın adı İsmail’di, bugün Furkan.

Geleceksizlik, işsizlik ve açlık nedeniyle peş peşe intiharlar yaşandığına dikkat çeken Doğan, “Bütün bu intiharların, yok olup giden hayatların ardından Saray sofralarında Ejder suyu içen ülke yöneticilerine soracak bir hesabımız var ve o hesabın ağırlığı omuzlarımızda bir yüktür artık” dedi.

Tahammülümüz kalmadı!

Doğan sözlerini şöyle sürdürdü:

Bu düzenin mimarları, kendi yandaşlarına, kendi çocuklarına sınırsız zenginlik vaat ederken her gün bir gencimizi, kardeşimizi hayattan koparıyor. Bu bozuk düzen zengini daha çok zenginleştirdikçe, fakiri ölüme sürüklüyor. İktidar sahipleri beş tane müteahhidi daha da zenginleştirmek için ülkenin tüm kaynaklarını sınırsız ve şuursuz bir biçimde onların kontrolüne veriyor. Yağmalanan Türkiye’de hayatta kalmak için sebep arayanlar bulamadıklarında Furkan kardeşimiz gibi çareyi ölümde arıyor.

Ülkeyi yönetenlere seslenen Doğan, sözlerini “Her şeye rağmen, bu ülkenin evlatları olarak hayatlarımızı, gençlerimizi, arkadaşlarımızı koparan bu düzenin yıkıldığı güne kadar mücadelemiz devam edecek. Bir Furkan’ın daha aramızdan ayrılmasına tahammülümüz kalmadı” diye sonlandırdı.

Furkan Celep’in intihar notu:

Sözlerime başlamadan önce bir içki, uyuşturucu veya bir madde etkisinde olmadığımı belirtmek istiyorum. Bunalımda veya depresyonda değilim. Bu üzerine haftalarca hatta aylarca düşündüğüm ve sonucunda bu karara vardığım bir durum. Bu zaman diliminde birçok kişiyle dolaylı yoldan konuştum. Durumu bu kadar ciddi ve derinlemesine anlatmak istemedim. Paniğe kapılmalarını, bu konuya kafa yormalarını, saatlerini vermelerini, psikolojilerini ve yaşantılarını etkilemek istemedim. Olabildiğince yumuşattım ve gerektiğinde durdum. Kendi içimde kendi sorunumu çözmeye çalıştım. Vardığım sonuç ise bu.

Hassas kalpli diyebileceğiniz insanlardan birisiyim. Şu zamana kadar hep doğru olanı yapmaya çalıştım. Yalan söylememeye, küfür etmemeye ve argo kullanmamaya çalıştım. İnsanları incitmemeye özen gösterdim, onlara sürekli olarak elimden geldiğince yardımcı oldum, değerli hissetmelerini sağladım, verebildiğim kadar değer verdim. Çokça empati yaptım duygularını hissetmeye, onları anlamaya büyük özen gösterdim. Çok yönlü olabilmek için her kafa yapısına uygun şarkı dinledim, kitap okudum, araştırma yaptım. Herkesin görüşünü değerlendirdim, onlara saygı gösterdim.

Kendimi geliştirmek için spora gittim, yabancı dil öğrenmeye çalıştım. Herkese ve her şeye karşı merhametli oldum. Karıncayı bile ezmemeye özen gösterdim. Evde bir arı veya böcek olsa bile onu öldürmek yerine bardakla alıp özgür bıraktım, yemekten arta kalanları çatıya kuşların aç kalmaması için attım.

Zorbalıktan kaçındım, kimseye bulaşmadım, zorda kalanlara yardım ettim. Paraya ihtiyacı olana para, ilgiye ihtiyaçları olana ilgi verdim. Hayvanları sevdim onlara ilgi gösterdim, besledim. Doğayı kirletmemeye çalıştım. Uzayı, doğayı, ormanları, gökyüzünü ve hayvanalar için plastiklerimi çöp yerine istifleyip geri dönüşüme bile atmaya çalıştım. Daha iyi bir dünya için elimden geleni yaptım.

Ailevi duygulardan yoksun büyüdüm, hiçbir zaman babamla veya abimle doğru dürüst dertleşemedim, onlardan değer görmedim. (Bunun için onları suçlamıyorum sadece biraz değer, biraz şefkat görmek isterdim, sanırım bu iyi gelebilirdi.)

Kendi özümü, yeteneğimi öğrenemedim. Bunun için çok uğraştım ve çaba gösterdim. Neyi sevdiğimi bilmiyorum, ne olmak istediğimi bilmiyorum, ne okumak istiyorum, bunu dahi bilmiyorum. Benim yaşımdaki insanlarla aramda uçurum var, her konuda benden daha üstünler.

Zaman geçtikçe kendi kişiliğimden ayrılmaya başladığımı hissediyorum. Gittikçe yalan söylemeye, argo hatta küfür kullanmaya başladım. İnsanlardan uzaklaşmaya onları önemsememeye, doğaya ve hayvanlara zaman ayıramamaya başladım. Kendimi zamanla duygusuz bir insana dönüşüyormuşum gibi hissediyorum. Bunlar bana göre değil, ben böyle olmak, hayatımın geri kalanına duygusuz bir insan olarak devam etmek istemiyorum. Sorumluluk almak istemiyorum. Bir araba, bir ev veya herhangi bir şey uğruna yıllarımı, aylarımı harcamak istemiyorum. İş hayatı bana çok yorucu geliyor. Hem içten hem de dıştan yıpranıyorum. Bir şeyler uğruna bunca sorun yaşamak bana mantıklı gelmiyor. Bunun yerine her şeyi arkada bırakıp gitmek, her şeyi kapatmak daha mantıklı geliyor.

Aslında hiçbir şey için yaşamıyorum. Yaşamak için bir nedenim bir amacım yok. İnsanların yoluma sürekli taş koyup beni yoracaklarını biliyorum, bunun için çabalamak istemiyorum.

Burada kalmamı sağlayan birkaç şey vardı. Şarkılar, kitaplar, filmler, doğa, gökyüzü (özellikle bulutlar ve gün batımı) ve birkaç tane de dost. Bunlar benim bir süreliğine burada kalmamı sağladı, bunun için minnettarım.
Belki de bu kadar derin, bu kadar hassas bir insan olmamalıydım. Keşke tanrı beni böyle yaratmasaydı, deyip duruyorum kendime. Birisi en ufak hakaret bile etse buna üzülüyorum. Biraz üzülünce boğazımın yanıyor, sözcükler çıkamıyor boğazımdan. Merak ediyorum neden kimse bana değerli olduğumu hissettirmiyor? Neden kimse beni sevmiyor? Milyarlarca insan olmasına rağmen neden kendimi bu dünyada yalnız ve değersiz hissediyorum? Biraz daha eğlenceli, daha yakışıklı, daha çalışkan mı olmam gerek? Hayat bunları istiyor. Benim bunları karşılayacak ne gücüm ne de umudum var.

Daha iyi görünmek için, insanların beni sevmelerini sağlamak için kendimi yormak, yıpratmak, ruhumu bedenimi kirletmek istemiyorum. Neden beni böyle sevmiyorlar ki? Düşüncelerimi, fikirlerimi, değer verdiğim her şeyi sırf dış görünüşüm biraz kötü diye kestirip atıyorlar. Bu konuda önemseyeceğim birisini bulmaya çalıştım. (Değer vermek istedim, değer görmek istedim, özel hissetmek istedim.) Ama her seferinde ters tepti, dostluklar arkadaşlıklar kurmaya çalıştım olmadı.

Çok sevdiğim, uğruna her şeyimi verebileceğim iki dostumu bu konuda üzdüğüm için özür diliyorum. Benimle geçirdikleri vakitler için, her şeylerini benimle paylaştıkları için, bana karşı nazik ve iyi kalpli oldukları için, benimle yıllarca birlikte oldukları için ve bana kattıkları her şey için çok teşekkür ediyorum. Onlara buradan bir kucak dolusu kalp yolluyorum.

Her şeye rağmen bugünün geleceğini biliyordum, hiçbir zaman yaşlanmayacağımı, düzgün bir hayat yaşamayacağımı biliyordum. Sadece bana bu kadar yakın olduğunu bilmiyordum.

Bu dünya yaşamak için çok kötü bir yer, bunu istemiyorum. Son kez bugüne kadar birisini üzdüysem veya kalbini kırdıysam bunun için üzgünüm, özür dilerim. Belki burada bulamadığım huzuru gökyüzünde bulurum. Huzurlu, mutlu ve umut dolu hayatlar sürmeniz dileği ile hoşçakalın…

Kaynak: Sendika.Org


YORUMLAR

  • 0 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Mabel Matiz,
Mabel Matiz, "Toy" video klibiyle ilgili açıklama yaptı
İBB, yeni taksi sistemini kamuoyuna tanıtacak
İBB, yeni taksi sistemini kamuoyuna tanıtacak