Reklam
Reklam
Reklam

Kitap Okumanın Toplumsal Karşılığı

Adil Adalet Hacıömeroğlu Yazıları / Kitap Okumanın Toplumsal Karşılığı

Kitap Okumanın Toplumsal Karşılığı
29 Mart 2021 - 12:08

Kitap okumak, bilgi edinmenin en önemli yollarından biridir. Yazının bulunmasıyla başlamıştır okuma eylemi. Yazıyla kuşaklar arasındaki bilgi aktarımı sürmüştür. Zamanla gelişen teknolojiler sayesinde kitap basımları hem hızlanmış hem de okura kolaylıklar sağlamıştır.

Kitap okuyan toplumların diğerlerine göre birçok alanda daha çok ilerlediklerini görmekteyiz. Ekinsel, sanatsal, bilimsel, teknolojik gelişmelerin kitap okumayla koşut olarak ilerlediği bilinen bir gerçek. Yine bir toplumun demokrasiyi içselleştirmesi de okumayla ilişkili. “Beyaz Zambaklar Ülkesi (Grigoriy Petrov)” kitabı, okumanın toplumu nasıl olağanüstü bir biçimde değiştirdiğini anlatan en güzel örnek.

Ülkemizde kitap okuma, matbaanın gelmesiyle eskiye göre biraz artmış. Ancak toplumun büyük bir çoğunluğu okuma yazma bilmediğinden seçkinler arasında bir eyleme dönüşmüş.

Atatürk önderliğinde yapılan Türk Devrimi ile Türkiye her alanda atılım yaptı. Harf Devrimi ile ülkemizde okuryazar oranı arttı. Buna koşut olarak kitap basımı çoğaldı. Cumhuriyet’imizi yönetenler, yurttaşların kitap okuması için onları yüreklendirdi. Bu konuda topluma örnek oldular.

Türkiye’nin Atlantik sistemine girmesiyle bazı yazar ve kitaplar sakıncalı bulundu. ABD güdümündeki devlet yöneticileri bir kısım kitapların basılıp satılmasını, okunmasını yasakladılar. Bu kitapları okuyanların başlarına gelmedik iş kalmadı. Yasaklanmış kitap okudu diye tutukevlerine düşenler oldu. Her şeye karşın toplumumuzdaki kitap okuma alışkanlığı sürdü. Çünkü Cumhuriyet mayası tutmuştu.

12 Eylül Amerikancı darbesine dek kitap, toplumun saygı duyduğu ve yoldaşlık ettiği önemli bir arkadaştı. Yurttaşlar, kitaba önemli bir bilgi kaynağı olarak görürlerdi. Kitap okuyan kişiye de saygı duyardı okumayanlar. Kıraathanelerde, çay bahçelerinde, dost toplantılarında ve aile meclislerinde kitap okuyanın sözü dinlenirdi.

12 Eylül’le yakamıza yapışan ve toplumun neredeyse her kesimine bulaşan liberalizm, kitap okumayı gereksiz göstermeye çalıştı. Zamanın başbakanı Özal’ın yalnızca “Red Kit” okuduğunu söylemesi, kitapla dalga geçmenin belirgin bir örneği olarak gösterilebilir.

Darbecilerin gözaltına alınanlarla ilgili suç araçlarını sayarken “Yasaklanmış yayın bulundu.” demeleri kitap düşmanlığının adımıydı. Ülkemizin tek televizyonu olan TRT’de saatlerce yasak yayınların gösterilmesi, toplumu kitaptan soğuttu. Bu yasak yayınların içinde doğu ve batı klasiklerinin olması büyük bir ihanetti kitaba. Birçok aile, kitaplarını ya toprağa gömdü ya da sobada yaktı. Darbecilerin neden olduğu bu durum, yayın yaşamımızın silinmez kara lekesidir.

Önce televizyonun, ardından internetin toplumda yaygınlaşmasıyla yalan yanlış bilgilerin toplumsal katmanlara ulaşması kolaylaştı. Bilgi açlığı çeken yurttaşlar, bu iki teknoloji aracılığıyla bilgiye ulaştıklarını sandılar. Yalanlarla ve gerçek dışılıkla dolu bir sanal dünyanın büyüsüyle kitaplardan uzaklaştılar. Ne yazık ki bu kesim kitabı, kitap okuyanı da küçümsemekteler. Televizyonun karşısında oturan, eline telefonunu alan kişi her şeyi bildiğini sanmakta. Öğrendiklerini doğrulama yolunu seçmemekte. Günümüzün en büyük sayrılığıdır bu durum. Hem toplumumuzun geleceğini hem de kişisel gelişimi son derece olumsuz yönde etkilemekte.

Toplumsal ve kişisel gelişimi sağlamak için ne olursa olsun kitap okumak gerek. Çünkü onlar, en gerçek dostlarımız. Dostlarımızdan kopmanın olanağı var mı?


FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum