Karar mercî, hangisini seçecek?- Altına Hücum
Reklam
Reklam

Karar mercî, hangisini seçecek?- Altına Hücum

Hassas dengeyi korumak için daha çok vicdana! Akılcı ve koruyan yöntemlerle evrensel akışta kalmaya! Günü kurtarmaktan vazgeçip, uzak geleceğe yatırım yapacak zekalara ve yeni yasalara ihtiyacımız var!

Karar mercî, hangisini seçecek?- Altına Hücum

Hassas dengeyi korumak için daha çok vicdana! Akılcı ve koruyan yöntemlerle evrensel akışta kalmaya! Günü kurtarmaktan vazgeçip, uzak geleceğe yatırım yapacak zekalara ve yeni yasalara ihtiyacımız var!

Karar mercî, hangisini seçecek?- Altına Hücum
22 Eylül 2019 - 10:39

Serap Safiye Yıldız / Kayseri- Doğal, estetik, kültürel, ekolojik ve arkeolojik güzellikleri ile dikkat çeken Koramaz Vadisi'nin Unesco dünya kültür mirası listesine alınması için etkin ve harika bir dosya hazırlandı. Koramaz çevresinde ki yerleşik halkın umudu olan vadinin Unesco'da yer alması, bölgeyi yıllardır tehdit eden altın madeni açılmasını engelleyecek tek ihtimal.



Yerel idareler ve Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı ve Obruk Mağara Araştırma Grubu iş birliğinde Koramaz Vadisi’nde yapılan çalışmalar çoktan tamamlandı. Dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarının da yer aldığı 17 kişilik ekip, Koramaz Vadisi’ndeki doğal ve arkeolojik değerleri fotoğraflayarak haritalandırdı. Kültepe Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu, ÇEKÜL Kayseri Temsilcisi Prof. Dr. Osman Özsoy, Obruk Mağara Araştırma Grubu’ndan Ali Yamaç ve farklı ülkelerden gelen bilim insanları ile yapılan çalışmaları Finlandiya’daki Helsinki Üniversitesi’nden Dr. Sanna Aro ve diğer bilim insanları da Koramaz Vadisi’nin araştırılması ve haritalanmasının Türk ve dünya literatürü için çok önemli olduğuna dair vurgularda yapıldı. Sözün özü dosya hazırlandı ve Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’ne teslim edildi. 15 Nisan 2019 tarihinde Unesco’ya sunulmak üzere.



Siz okurlarımıza ve Kayseri’de sonuç bekleyen vadi halkına, ‘Koramaz vadisi Dünya Mirası geçici listesine alınabilecek mi?’ verecek bir cevap, henüz yok. Durum şu ki; Koramaz dosyası Unesco'ya henüz teslim edilmedi.

Dünya miraslarını seçen bu merkezin kurulma amacı, gelecek nesillere, evrensel değerleri aktarmak. Dünya Miras Alanı ilan edilen yerlerde yaşayanlar, ülkemizde sit alanları için yersiz şekilde yaratılan “çivi bile çakılamaz” yaklaşımı nedeniyle yaşam alanlarına müdahale edebilip edemeyecekleri endişesi ile Dünya Miras statüsüne mesafeli durabiliyor. Ya da yerel idareciler Dünya Miras statüsü kazanan alanların yönetilmesiyle ilgili olarak ulusal mevzuatımızın dışında bir tecrübe gerektirdiği için, bu listede yer almanın yararını sorgulayabiliyor.



Açılımı "Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu" olan Unesco Listesinde yer almanın getirdiği sorumluluklar var

Dünya Miras Alanlarının yönetimi, ulusal nitelikteki bir miras alanından daha geniş bir perspektifte ve duyarlılıkla yürütülüyor. Günümüzde insan yerleşimleri büyük bir hızla kentleşmekte, insanlar göçler ile yer değiştirmektedir. Buna paralel olarak küresel ölçekte karşılaşılan sorunlar iklim değişikliği, doğal kaynakların tükenmesi, bio-çeşitliliğin azalması, afetler ülkelerin ortak politika geliştirmelerini ve ortak tavır almalarını gerektiriyor, hatta bu neredeyse zorunluluk. İnsanlığın gelişimini, değişimini durdurmak mümkün mü? Tabi ki değişim devam edecek.

İdarecilerin yapması gerekense değişimi doğru yönetmek!


Hassas Yaşam alanlarımız gelişirken aynı zamanda doğal ve kültürel değerler nasıl korunabilir?

İşte bu noktada örnek teşkil eden Dünya Miras Alanlarının korunmasını gerektiren kurum ve kuruluşlara hatta biz insanlara büyük görev düşüyor. Evrensel değerleri tehdit eden risk faktörleri inceleyelim. Depremler ve savaş başta olmak üzere göçler, kentleşme, iklim değişikliği ve talan! Bu koşullar altında “Dünya Miras Alanlarının yalnızca kendi bulundukları çevre için değil, tüm insanlık için yenilenemez bir kaynak olduğunun kabulü” bundan dolayı özgünlük ve bütünlük değerleriyle korunması gerektiği bilincinin yaygınlaştırılmasının önemini bir kez daha vurgulamak isterim.



Diğer açıdan, turizm kalkınmanın itici gücü olduğu kadar aynı zamanda önemli bir tahrip sebebi. Günümüzde kitle turizmi, beraberinde doğal kaynakların tüketilmesi, çevre sorunları, alanların fiziksel olarak tahribi ve özgün değerlerin yitirilmesi yani sahte tarihi/kültürel alanların yaratılması gibi sorunlara yol açmaktadır. Doğal alanlar, ekolojik dengenin, bu alanlarda yaşayan toplulukların, dolayısıyla kültürel çeşitliliğin yeşerdiği alanlardır. Ancak giderek, insanın doğa ile etkileşiminden doğan kültürel peyzaj alanlarının önemine ve bu alanların korunması gereğinden hareketle ortaya atılan peyzaj yaklaşımına dikkat çekilmektedir. Özellikle tarihi kentlerin korunmasında peyzaj yaklaşımı, yaşam alanlarımızın sürekli değişmekte olduğunun bilinci ile bugünkü mevcudiyetimizi tarihsel süreklilik içinde, katmanlardan yalnızca biri olarak görüp, geçmişe ve geleceğe aynı oranda önem verir. Bu tür bir yaklaşım, sürdürülebilir kalkınma için gerekli olan ekonomik, çevresel, sosyal dengelerin gözetilmesi sırasında kültürel değerlerin bütüncül bir bakış ile ele alınmasını önerir.



Doğal ve kültürel miras alanları orada öylece terkedilerek yok oluşa bırakmak mı, bu değerleri gelecek nesillere aktarırken, ekonomik kalkınma için önemli fırsatlar sunan var olanı geliştirmek, korumak mı? Bize bahşedilen doğayı evrensel yasalara uygun şekilde korumak, iyiye kullanmak mı? Daha çok apartman yapıp, rant elde etmek için ağaçları kesen müteahhit zihniyeti, doğal güzellikleri siyanürlü atıklarla zehirleyeceğini bile bile maden işletmesini yanlış konumlandıran yetkililer, 5 yıldızlı otel atıkları ile denizi kirletmeyi göze alan tatil anlayışı v.s. örnekleri çoğaltabiliriz.



Bu yatırımlar yapılmasın demiyoruz, yerinde yapılsın istiyoruz. Mavi bayraklı plaja nükleer santral inşa etmek, vadinin, tarihin orta yerinde siyanürle altın ayrıştırmak hiç de akıllıca görünmüyor. Karar mekanizması, resmin bütününe bakarak, bölge halkı ve yaşam alanlarının, bitki örtüsünün, doğal kaynakların uzun vadede göreceği yarar ve zararları öngörmeli, çabuk getiri için doğal kaynakları kötülüğe sunmamalıdır. Hiçbir kişinin ya da kurumun, paraya, imkana, egosuna, koltuğuna, dostuna evreni sunmak gibi bir hakkı yoktur. Evren, hepimizin, tüm insanlığa ve gelecek kuşaklara ait, geçmişte de vardı, gelecekte de var olacak. Her insan yarına ne bıraktığına dönüp bakmalı. Yetkili ya da yetkililer, doğru ve akılcı kararlar alabilecek eğitimli nitelikte, anlayışta, zihniyette ve vicdani yapıda olmalı. Bürokrasi can çekişiyor, hatta bürokrasi eskidi, çürük, çağdışı ve bencil.



Hassas dengeyi korumak için daha çok vicdana ihtiyacımız var. Akılcı ve koruyan yöntemlerle evrensel akışta kalmaya ihtiyacımız var. Yakın ve uzak geleceğe yatırım yapacak zekalara ve yeni yasalara ihtiyacımız var.

Hükümetler gelir, Dünya’dan payını alır ve hükümetler gider, yerine yenileri gelir. Ne mutlu yarın için çalışan, doğayı korurken asıl koruduğunun insan ve bütün olduğunun farkında olanlara. Rahat uyuyun, günü kurtarma pahasına etikten ödün vermeyenler. 

Koramaz Vadisini tahripten koruyacak tek yolun Unesco olması, ilginç!!!

Karar mercî, hangisini seçecek?

Aczimizi görüp, tüm insanlığa, geçmişe ve geleceğe ait olana, dışardan bir kuruma ihtiyaç kalmadan sahip çıkmak mı? yakıp, yıkıp, tozu dumana katıp, yoluna çıkan her canlının yok oluşunu izleyerek, “altına hücum” etmek mi?


1- Altına Hücum
 
2- 
Neden Siyanür?

3- Madencilik Kazaları 


4- Koramaz Vadisi 

5-Su hayattır, yaşatır - Su zehirdir, öldürür


YORUMLAR

  • 0 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Erkekler, cinsel ilişkiye girdikleri kadın sayısını neden abartarak söylüyorlar?
Erkekler, cinsel ilişkiye girdikleri kadın sayısını neden...
Başkan İmamoğlu’ndan gar ihalesi için ikinci tepki: İstanbul adına çok öfkeliyim!
Başkan İmamoğlu’ndan gar ihalesi için ikinci tepki: İstanbul...