İstanbul’da Ticaret Bakanlığı ve TÜKODER...
Reklam
Reklam

İstanbul'da Ticaret Bakanlığı ve TÜKODER işbirliğinde "Ürün Güvenliği" eğitimi gerçekleştirildi

Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilen “Ürün Güvenliği” eğitim seminerleri dizisinin İstanbul ayağı, Ticaret Bakanlığı Ürün Güvenliği Genel Müdürlüğü ve Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) işbirliği ile gerçekleştirildi.  2018 yılında başlayan ve Türkiye’nin birçok ilinde yapılan eğitim dizisi İstanbul’da ikinci kez düzenlendi.

İstanbul'da Ticaret Bakanlığı ve TÜKODER işbirliğinde "Ürün Güvenliği" eğitimi gerçekleştirildi

Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilen “Ürün Güvenliği” eğitim seminerleri dizisinin İstanbul ayağı, Ticaret Bakanlığı Ürün Güvenliği Genel Müdürlüğü ve Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) işbirliği ile gerçekleştirildi.  2018 yılında başlayan ve Türkiye’nin birçok ilinde yapılan eğitim dizisi İstanbul’da ikinci kez düzenlendi.

İstanbul'da Ticaret Bakanlığı ve TÜKODER işbirliğinde
01 Eylül 2020 - 10:56

28 Ağustos’ta Dedeman Bostancı Otel’de Ticaret Bakanlığı uzmanları, Dr. Zeliha Yıldırım ve D. Yağmur Bayraktar’ın sunumu ile gerçekleştirilen eğitimin amacı; 2021 yılında yürürlüğe girecek yeni Ürün Güvenliği Yasası hakkında bilgilendirmek, tüketicilerin ürün güvenliği konusunda bilinçlenmesini, farkındalığının artmasını ve sistemde etkin bir şekilde rol almasını sağlamak. Ve tabi, bu bağlamda tüketici bilincinin oluşması ve yaygınlaşmasında sistemin en önemli parçası, en önemli sac ayağı olan tüketici örgütlerinin donanımının artırılması.


 
Her ne kadar tüketiciler ve üreticiler bu konunun önemini bilseler de detaylarda yaşanan birçok sıkıntı mevcut. Oldukça teknik bilgiler içermesi, kullanılan terimlerin günlük hayatımızda çok yer almaması ve sistemin karışık yapısı söz konusu olsa da belli başlı kritik noktalardaki bilgi ve farkındalığın artırılması, bilgi eksikliklerinin giderilmesi, sistemin içerisinde daha etkin rol alınmasını sağlayacak.


 
Sunum öncesi konuşma yapan TÜKODER İstanbul Şube Başkanı ve TÜKODER Genel Başkanı, bilinçli tüketici kavramının ülkemizde hayat bulması ve yaygınlaşması adına bu eğitimlerin önemine dikkat çektiler.
 
Bilinçli tüketici ve çağdaş tüketicinin; araştıran, sorgulayan, kendine sunulanı değil, daha kaliteli, daha iyi ve daha sağlıklı ürünü talep eden, tüketimden gelen evrensel haklarını koruma bilinci ile yetinmeyip, haklarını daha da geliştirmek için uğraş veren bilinçli bir yurttaş olduğunu söyleyen TÜKODER İstanbul Şube Başkanı Abuzar (Talip) Koçan, “Bilinçli bir tüketici kalitesiz ve sağlıksız bir ürünü kaderci bir kabullenişle sineye çeken değil, taleplerini yüksek sesle haykırabilen bir yurttaştır. Yönlendirilen değil, tüketimden gelen gücüyle doğru ve güvenli ürüne ulaşmayı bilen, gerektiğinde üreticiyi de bu yönde yönlendiren yurttaştır” diye konuştu.
 
Bu projenin esas amacının; “Ürün güvenliği nedir?”, “Ürün güvenliğini oluşturan yasanın çerçevesi nedir?”, “Bu yasayla ilgili kimlerin ne gibi görevleri var?”, “Ürünler üzerindeki işaretler ne anlama geliyor” sorularına cevaplar bulmak, bazı yanlış bilinen doğrular ve bazı doğru bilinen yanlışlar konusunda bilgilenmek olduğunu belirten TÜKODER Genel Başkanı Aziz Koçal, Bilinçli tüketicinin örgütlü tüketici olduğunu vurguladı.
 
TÜKODER’in tüzüğünde; tüketicinin bilgilenmesinin, bilinçlenmesinin, örgütlülüğünün sağlanmasının TÜKODER’in önünde bir görev olarak yer aldığını dile getiren Koçal, bu anlamda bu eğitim çalışmalarının da tüzüklerinin bir parçası olduğunu belirtti.
 
Bilginin paylaştıkça büyüdüğüne, çoğaldığına dikkat çeken Koçal, katılımcılara eğitimde aldıkları bilgileri, donatıları kendilerine saklamak yerine, yakın çevrelerinden, aile bireylerinden, dost ve arkadaş çevrelerinden başlayıp yaymaları gerektiğini salık verdi.
 
6502 sayılı tüketiciyi koruma kanunundaki tüketici hakları kadar ürün güvenliği kanunundaki hakları kadar önemli olduğunu vurgulayan Aziz Koçal, bu eğitimleri alan TÜKODER yöneticilerinin ve danışmanlık yapan üyelerin birer eğitmen konumuna geldiklerini, projenin sonunda Milli Eğitim Bakanlığına tüketici örgütlerinin yönetici ve danışmanlarının okullarda ürün güvenliği konusunda konferanslar vermeleri için öneri götürüleceğinin bilgisini paylaştı.


 
Teknoloji ilerledikçe, birçok konuda da eğitim ihtiyacının doğduğunu söyleyen Koçal, finansal okur yazarlık, etiket okur yazarlığı, gıda etiketlerinin okur yazarlığı, son zamanlarda özellikle internet üzerinden artan dolandırıcılıklar sebebiyle dijital okur yazarlığın da önem arz ettiğini dile getirdi ve bu konularda da eğitimlerin gerçekleştirilmesi yönünde öneri sundu.


 
Peki, ürün güvenliği nedir, neden önemlidir, tüketici bir ürünün güvenli olup olmadığını nasıl anlayacak ve güvenli olmadığını düşündüğü ürünler ile ilgili nasıl bir yol izleyecek?
 

Amacına uygun kullanıldığında, insan ve hayvan sağlığına zarar vermeyen, çevreye zararlı olmayan, tehlike oluşturmayan, risk taşımayan (ya da kabul edilebilir ölçülerde risk taşıyan) ürünler güvenli olarak kabul ediliyorlar.
 
Piyasaya arz edilen tüm ürünlerin güvenli olma zorunluluğu var. Günlük yaşamımızın ve çalışma hayatımızın her anını bir ürün kullanarak geçiriyoruz. Giysiler, ayakkabılar, yiyecekler, kozmetik ve temizlik malzemeleri, elektrikli ev aletleri, cep telefonları, bilgisayarlar, mobilyalar, kırtasiye malzemeleri, asansörler, oyuncaklar hayatımızın vazgeçilmezleri. Bu ürünlerin gerekli güvenlik koşullarını sağlaması ve tehlike arz etmemesi sağlık ve güvenlik açısından son derece önemli. Kullandığımız bu ürünler eğer güvenli değillerse, kurallara uygun üretilmemişlerse ciddi yaralanmalara hatta ölümlere neden olabiliyor.
 
Burada en büyük ve temel sorumluluk ise ürünleri piyasaya arz eden kişilere yani üreticilere, ithalatçılara ve dağıtıcılara düşüyor.
 
Ürünler nasıl ve kimler tarafından denetleniyor?
 
Ürünler, kamu kuruluşları tarafından denetime tabi tutuluyor. Bu denetimler ürünlerin arz, dağıtım aşamasında ve hata gerektiğinde üretim yerleri de dahil her aşamada yapılabilir olmakla birlikte, piyasadaki satış yerlerinden alınan örnekler üzerinden yapılan denetimler esas olarak alınıyor. Devlet kuruluşları bu denetimleri “Piyasa Gözetim ve Denetimi” faaliyeti kapsamında yurda giriş esnasında ithal ürünler ve iç piyasada yerli ve ithal tüm ürünler üzerinde gerçekleştiriyor.
 
Piyasa Gözetimi ve Denetimi (PGD), kamu kuruluşlarının sorumluluğunda, bağımsız ve tarafsız şekilde yürütülüyor. Yapılan kontrol sonucunda ürünün güvenli olmadığının tespit edilmesi halinde, yetkili kuruluş, ürünün piyasaya arzını (satışını) yasaklıyor ve/veya piyasaya arz edilmiş ürünleri toplatıyor ve/veya ürünlerin kısmen veya tamamen bertaraf edilmesini sağlıyor.
 
Ülkemizde PGD faaliyetlerinde bulunan 9 farklı kuruluş var ve bu kuruluşlar denetimlerini 10.000’den fazla denetim personeliyle gerçekleştiriyor. Bu kuruluşlar, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanlığı ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'dur.  Ulusal düzeyde koordinasyon ise Ticaret Bakanlığının sorumluluğunda.


 
Eğitimde birbiri ile karıştırılan hatta aynı gibi bilinen, güvensiz ürün ile, uygunsuz ürün arasındaki farka da dikkat çekildi.

“Güvensiz ürün” kavramı ile gerçek anlamda güvensizlik arz eden (insan sağlığı, can ve mal güvenliği, hayvan ve bitki yaşam ve sağlığı ile çevrenin ve tüketicinin korunması yönünden risk arz eden), dolayısıyla piyasaya arzın yasaklanması, piyasadan toplatma, ya da imha gibi müeyyidelerin uygulanmasını gerektiren ürünlere işaret edilirken,

“Uygunsuz ürün” kavramı ile, şekli ve tali eksiklikleri tespit edilen (işaret eksikliği, kullanım kılavuzu eksikliği gibi), dolayısıyla toplatma, piyasaya arzı yasaklama, imha gibi önlemleri gerektirmeyen, ancak idari para cezası ile düzeltici önlem uygulanması gereken ürünlere işaret ediliyor.
 
Tüketiciler sistemin neresinde?

İlgili kurumlar tarafından yapılan tüm bu çalışmalara, aktarılan kaynaklara rağmen piyasadaki milyonlarca ürünün tek tek denetlenmesi mümkün olmuyor. Bu nedenle tüketicilerin piyasada riskli ürünlerle karşılaşma olasılıkları var. Resmi kurumların piyasada daha etkin denetim yapabilmelerini sağlamak konusunda tüketicilerin önemi büyük. Tüketiciler, güvenli olmadığını düşündükleri ürünleri yetkililere bildirerek denetimlerin bu ürünler üzerinde yoğunlaşmasını sağlayabilirler.
 
Tüketicilerin ürün güvenliği ile ilgili temel kuralları bilmeleri ve güvenliğinden şüphe duydukları ürünleri yetkililere bildirmeleri hem kendileri, hem sevdikleri ve çevreleri, hem de toplum sağlığı açısından büyük önem taşıyor.
 
Güvenli olmadığı tespit edilen ürünlerin piyasadan toplatılması ve satışının yasaklanması sağlansa da bu ürünler daha önceden tüketicilerin evlerine girmiş olabiliyor veya yasadışı olmasına rağmen piyasada bulunabiliyor. Tüketicilerin bu ürünleri, marka/model bilgileri ile bilmeleri en doğal hakları. Bu kapsamda, yetkili kuruların denetimlerde tespit ettiği tehlikeli ürünleri www.urunguvenligi.gov.tr sitesinden takip etmeleri mümkün.


 
Tüketicilerin ürün güvenliği ile ilgili bilmeleri gereken bilgilerden bazıları özetle şöyle:
 
yes Kullanılan ürünlerin güvenli olup olmadığını anlamanın ilk ve en önemli yolu, ürün üzerindeki işaretlerin ve bilgilerin kontrolüdür. Ayrıca ürünün üzerinde veya ambalajında üretici veya ithalatçı bilgilerinin yer aldığından emin olmak gerekiyor.
 
Günlük hayatta kullanılan pek çok üründe, ürünün güvenli olduğunu belirten CE işaretinin bulunması zorunlu.
 
CE İşareti
 
CE işareti, bir ürünün amacına uygun kullanıldığı takdirde insanlara, hayvanlara, çevreye ve aynı ortamdaki diğer ürünlere zarar vermeyeceğini ifade eder. Burada farkındalık gerektiren durum CE işareti taşıyan ürünlerin üretilme amacına uygun olarak kullanılmasıdır. Örneğin, doğası gereği keskin olarak üretilen mutfak bıçağı sebze, meyve, gıda gibi ürünleri kesmek amacı ile üretilmiş ve satışa sunulmuştur. Bıçağın bu şekide kullanımı insan, hayvan ve çevre sağlığına zarar vermeyecektir. Diğer yandan bıçağın farklı kullanımı (fırlatma, saplama, oyun amaçlı kullanma vb) kasıtlı veya kasıtsız yaralama ve zarar verme sonucunu doğurabilecektir. Tüketicilerin CE işaretini, ürünün amacı dışında kullanımının risk oluşturduğuna dair bir uyarı işareti olarak da değerlendirmeleri yanlış olmayacaktır.
 
!!!!! CE işareti, ürünlerin gerekli bütün uygunluk değerlendirme süreçlerinden geçtiğini, yani güvenli olduğunu gösteren bir uygunluk işaretidir. Ürünün kaliteli veya kalitesiz olduğuna dair bilgi veren bir işaret değildir.


 
CE İşareti gerektiren ürünler
 
►Elektrikli ve elektronik ürünler, makineler, asansörler, ev aletleri, gaz yakan cihazlar, sivil kullanım amaçlı patlayıcılar, basınçlı ekipmanlar, düdüklü tencere, sıcak su kazanları, su ısıtıcıları, ölçü aletleri, otomatik olmayan tartı aletleri
 
►Oyuncaklar
 
►Tıbbi cihazlar, laboratuvar tanı cihazları, vücuda yerleştirilebilir aktif tıbbi cihazlar, ilk yardım bandajları, çeşitli test kitleri
 
►Kişisel koruyucu donanımlar, (Baret, koruyucu eldiven, güneş gözlüğü vs)
 
►Yapı Malzemeleri (pencere, beton, çimento vb.)
 
►Gemi teçhizatı ve gezi amaçlı tekneler
 
CE İşareti Gerektirmeyen Ürünler
 
•Hazır giyim, tekstil ve deri mamulleri, ayakkabı
•Dekoratif malzemeler
•Mobilyalar
•El aletleri
•Hobi ve spor ekipmanları
•Mutfak/pişirme gereçleri (düdüklü tencere hariç)
•Çakmaklar,
•Kırtasiye ürünleri,
•Çocuk bakım ürünleri,
•Gıda maddeleri,
•Kozmetikler,
•Deterjanlar,
•Kimyasallar, normal piller 
 
yes Satın alınırken ürün incelenmeli ve oluşturabileceği riskler düşünülmelidir.
 
Çocuklar ufak nesneleri ağızlarına kolayca götürdüğünden boğaza kaçma ve boğulma riski oluşur. Oyuncak satın alırken özellikle küçük parçalar açısından yaş grubuna uygunluğa dikkat edilmelidir. Ayrıca çocuk giyesilerinde uzun kordonlar ve büzme ipleri (özellikle kapüşonlarda), çevredeki başka cisimlere takılarak çocukların düşmesine, yaralanmasına ve boğulmasına yol açabilir. Kırtasiye ürünlerin de de özellikle küçük çocuklar için olası riskler göz önünde bulundurulmalıdır. Yiyecek görünümlü silgiler, kalemler ciddi riskler oluşturabiliyor.
 
yes Piyasada bulunan tüm kozmetik ürünlerin ambalajlarında üreticinin adı, unvanı ve adresi, ürün bileşenlerinin listesi, minimum dayanma tarihi ya da açıldıktan sonraki kullanım süresi gibi bilgilerin mutlaka bulunması gereklidir.
 
Özellikle kozmetik ürünlerinde kullanım esnasında ortaya çıkan belirtilere dikkat edilmesi gerekiyor. Bu belirtiler kaşıntı, kızarıklık, döküntü, alerjik reaksiyonlar, saç dökülmesi, baş dönmesi, mide bulantısı, sersemlik, solunum yolu ve sindirim problemleri şeklinde olabiliyor.
 
Tüketicilerin güvenli olmayan ürünlerle karşılaştığında yapması gereken ise yetkilileri bilgilendirerek bu ürünler için derhal önlem alınmasını sağlamak.
 

www.urunguvenligi.gov.tr
 
UNUTMAYALIM: HEPİMİZ BİRER DENETÇİYİZ!



YORUMLAR

  • 0 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
KARİD, saldırıya uğrayan kargo çalışanı Mehmet Ali İbin ile ilgili konunun takipçisi olacağını açıkladı
KARİD, saldırıya uğrayan kargo çalışanı Mehmet Ali İbin ile...
Telecoms World Awards’tan İBB WİFİ hizmetine ödül
Telecoms World Awards’tan İBB WİFİ hizmetine ödül