Reklam
Reklam

İSO Başkanı Erdal Bahçıvan: Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası, yatırımlarda stratejik ortağımız oluyor

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) Haziran ayı Meclis toplantısı, video konferans yöntemiyle yapıldı. İSO Meclis Başkanı Zeynep Bodur Okyay başkanlığında yapılan İSO Meclisi’nin ana gündem maddesi “Sanayiye Dayalı Kalkınmada Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankasının Vizyonu ve Hedeflerinin Sanayimizin Geleceği Açısından Önemi”ydi.

İSO Başkanı Erdal Bahçıvan: Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası, yatırımlarda stratejik ortağımız oluyor
29 Haziran 2020 - 09:44 - Güncelleme: 29 Haziran 2020 - 10:03

 



haziran-meclis-05Bu konuyla ilgili olarak İSO Meclisi, düşüncelerini dinlemek, yeni yapısı ve uygulamaları hakkında bilgilenmek için  Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Genel Müdürü İbrahim Halil Öztop’u konuk etti.



İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, sürdürülebilir ekonomik kalkınmada bankacılık ve reel sektör ilişkilerinin önemine dikkat çekerek “Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası, ülkemiz ekonomisinin geleceğine dair çok güzel hayalleri olan sanayicilerimizin yüksek teknolojiye dayalı, katma değeri yüksek ürünleri içeren yatırım projelerine ortak olarak örnek teşkil ediyor” dedi. 



Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Genel Müdürü İbrahim Halil Öztop Meclis toplantısında yaptığı konuşmada: “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) kaynaklı 18 milyar TL’lik 10 yıla kadar vadeli Yatırıma Destek Kredisi ile yatırımcıyı faiz ve döviz kurundaki dalgalanmalara karşı koruyacağız. Pandemi nedeniyle işletme sermayesi eksikliklerinin giderilmesi için de çalışmalarımız sürüyor” dedi.



Haziran ayı Meclis toplantısı İSO Meclis Başkanı Zeynep Bodur Okyay tarafından açıldı. Okyay toplantıyı açarken özetle şunları söyledi:



“Sanayiyi canlı bir organizma olarak düşünürsek, sanayinin damarlarındaki kanın da finansman olduğunu söylemek yanlış olmaz. Finansmana erişim imkanlarımızın kısıldığı, maliyetlerimizin arttığı dönemlerde bizim de kimyamız bozuluyor. Odamızın medarı iftihar işlerinden olan 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırmasında bu manzarayı net olarak görüyoruz. Biz, Covid-19’dan sonra geçtiğimiz yeni normalde, üretim ekonomisinin merkeze oturduğu bir yapı bekliyor ve talep ediyoruz. Bu geçiş döneminde üretim, finansman ve istihdam kabiliyetimizi güçlü tutmaya dönük tedbirler; ardından da bize küresel pazarlarda rekabet avantajı yaratacak adımlar bekliyoruz. Finansman şüphesiz ki beklediğimiz bu adımların en hayati olanı.



Dünyada salgının getirdiği olumsuzluklarla mücadele için 9 trilyon dolara yakın finansman paketinin açıklanması, bunun önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Doğru politikalarla risk primimizin hızlıca makul seviyelere düşürülmesine dönük güven verici adımların atılacağına inanıyoruz. Bununla birlikte, yalnızca banka destekleriyle değil sermaye piyasamızın derinleşmesi, enstrümanların çeşitlenmesi, yatırım yapma ortamının iyileşmesi, yabancı sermayenin ilgisinin devam etmesi ve artması da çok büyük önem taşıyor. 







Bugün küresel finans merkezi endeksinde 53’üncü sırada bulunan İstanbul’u ancak bu adımları atıp, uluslararası yatırımcıların beklediği şartları yerine getirerek ilk sıralara taşıyabiliriz. Covid-19 sonrası dönemde bollaşması muhtemel küresel likiditenin itici gücünü arkamıza alıp, nitelikli üretim için sürdürülebilir bir finansman sistemi inşa etmemiz çok elzem. Sadece bankacılık sistemine yaslanan, alternatif finansman imkanlarından yoksun bir üretim ve yatırım anlayışıyla devam etmemeliyiz. Aksi takdirde, 2000’lerin başındaki likidite dalgasının bizi yönelttiği dışa bağımlı ekonomi tuzağından kurtulmamız kolay olmaz.”



İSO Meclis Başkanı Okyay, sonrasında sözü İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’a Meclis konuşmasını yapmak üzere bıraktı.



Sanayide yapısal dönüşüm yatırımları ile ileri teknoloji yoğunluklu sanayi yatırımlarının uzun vadeli, nitelikli finansman kaynağı olmadan gerçekleşmeyeceğini belirten Bahçıvan, Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası’nın finansmanda yerlileşme ve millileşme modelinin herkeste heyecan yarattığını söyledi. Bütün bu yatırım gerekliliğinin finansman ihtiyacını da beraberinde getirdiğini anlatan Bahçıvan, özel sektörün kendi kaynaklarıyla bu yatırımları finanse etme olasılığının oldukça düşük olduğuna değindi. Bahçıvan, bu nedenle dünyadaki pek çok sanayileşme örneğinde görüldüğü gibi Türkiye’nin de yeni nesil bir Kalkınma Bankasına sahip olması gerektiğini dile getirdi. Bahçıvan, ne mutlu ki, Kalkınma Bankası’nın ihtiyaçları olan büyük yatırımlar için uzun vadeli, uygun maliyetli yatırım ve proje kredileri sağlamak üzere “Kalkınma ve Yatırım Bankası” adıyla yeniden yapılandırıldığını ifade etti.  



Dünyada Çin, Güney Kore ve Almanya gibi örneklerin de bunu kendilerine açıkça gösterdiğini hatırlatan Bahçıvan, bu ülkelerdeki kalkınma bankalarının aktif büyüklüklerinin ülkelerin GSYH’sinin yüzde 15’i ile yüzde 18’i arasında değiştiğini kaydetti. Yine aynı ülke kalkınma bankalarının dağıttıkları kredilerin ülke GSYH’lerinin yüzde 10’u ile yüzde 13’ü oranında olduğuna işaret eden Bahçıvan, bu büyüklüklere ulaştığı takdirde Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası’nın Türkiye’nin aktif büyüklüğü olarak en büyük bankası haline geleceğini ve Türkiye sanayisinin bir üst lige yükselmesine önemli katkılar sağlayacağını anlattı.



Sermayesi güçlü, proje finansmanı modeli ile büyük yatırımları fonlayan ve gerektiğinde ortak olabilen, ucuz ve uzun vadeli finansman sunan bir kalkınma bankacılığı modelinin Türkiye için hayati öneme sahip olduğunu belirten Bahçıvan, AR-GE, inovasyon ve teknolojik ürün üretimi alanlarında sağlayacağı finansal desteklerle, Türkiye’de yer alan sanayi şirketlerinin yeni ve yüksek katma değerli ürünler geliştirmesini sağlayacağını ve uluslararası firmalarla rekabet gücünü artıracağını vurguladı.







Yatırım kredileriyle ilgili teminat sistemine de değinen Bahçıvan, “Ülkemizde projenin niteliği, yatırımın kendisi ne yazık ki bir teminat olarak değerlendirilmemektedir. Genellikle nakdi teminat istendiği için şirketlerimiz teminat bulmakta büyük güçlük çekmekte, yüksek maliyetlere katlanmak zorunda kalmaktadır. Ülkemizde artık nitelikli yatırımların tapuya, gayrimenkule bağlı bu tür eski tip teminat alışkanlıklarından kurtarılması gerektiğini düşünüyoruz. Bunun yerine proje bazlı bir bakış açısıyla, yatırımın sonunda ortaya çıkacak değer teminat olarak kabul edilmelidir. Özetle ifade edecek olursam; hep birlikte Türkiye’nin geleceğine güvenmeliyiz. Bu bağlamda Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası’nın ülkemiz ekonomisinin geleceğine dair çok güzel hayalleri olan, sanayicilerimizin yüksek teknolojiye dayalı, katma değeri yüksek ürünleri içeren yatırım projelerine ortak olmaya ve birlikte daha da geliştirmeye davet ediyorum. Bunu hep birlikte başaracağımızdan hiç kuşku duymadığımı özellikle ifade etmek istiyorum” şeklinde konuştu.



Kısa çalışma ödeneğinin istihdamın korunmasına önemli katkıda bulunduğunu dile getiren Bahçıvan, haziran ayı ile başlayan normalleşme sürecinde birçok sektörden işlerin açılmasına yönelik olumlu sinyaller almaktan memnuniyet duyduklarını kaydetti. Bahçıvan, ancak pandeminin etkisinin devam edeceği, birçok sektör için gerçek anlamda toparlanmanın uzun süre gerçekleşmeyeceği dikkate alındığında istihdamın korunması için kısa çalışma ödeneğinin en az üç ay ve hatta yıl sonuna kadar uzatılması ve istihdamın korunmasına katkıda bulunacak diğer desteklerin süratle hayata geçirilmesini zorunlu gördüklerini ifade etti.



İSO’nun Covid-19 ile ilgili yaptığı çalışmalara da değinen Bahçıvan, “Odamız organizasyonunda 5 Haziran Cuma günü Eximbank Genel Müdürü Sayın Ali Güney ve genel müdür yardımcılarının katılımıyla Yeni Normal Sürecinde İhracatımıza Eximbank Desteklerini ele aldığımız etkinliği gerçekleştirdik. Benzer şekilde 15 Haziran Pazartesi günü bu kez KOSGEB Başkanı Sayın Prof. Dr. Cevahir Uzkurt’u başkan yardımcıları ve daire başkanları ile birlikte geniş bir kadro ile Odamız etkinliğinde ağırladık. Sanayimize yönelik KOSGEB desteklerini ele aldığımız toplantı hem Odamız hem de KOSGEB açısından çok faydalı geçti. Sektörel derneklerimizden gelen davetlere bu dönemde de mümkün olduğunca katılarak hem sektörlerimizin güncel sorunlarını öğrenmenin hem de Oda olarak yaptığımız çalışmaları kendileri ile paylaşmanın gayreti içinde olduk. Geçtiğimiz ay başlattığımız ve önümüzdeki Yeni Normal sürecinde sektörlerimizi bekleyen fırsat ve riskleri ele aldığımız Covid-19 Sonrası Sektörel Riskler, Fırsatlar ve Yol Haritaları projemize yönelik çalışmalar bu dönemde de son hızıyla devam etti. Geçtiğimiz üç haftalık süreçte Meclis ve Meslek Komitesi Üyelerimizin katılımıyla 17 sektör toplantısı gerçekleştirerek sizlerin değerli görüş ve önerilerini raporumuza dahil etmenin gayreti içinde olduk. Temmuz ayı başında tamamlamayı hedefliyoruz.”



İSO-Covid-19 Özelinde Salgın Hastalıklara Mücadele Standardı çalışmasından bahseden Bahçıvan, projenin en önemli ve kapsamlı aşamasını oluşturan el kitabını tamamladıklarını ve 17 Haziran tarihinde bir basın bülteni ile kamuoyuna duyurup sanayimizin kullanımına sunduklarını aktardı. Yeni normale geçerken sanayi tesislerinde gerekli sağlık ve hijyen önlemlerinin alınmasını ve bunun bir standart şeklinde uygulanmasını kapsayan projede, el kitabını takiben prosedürler, talimatlar ve soru formlarının da süratle tamamlanarak önümüzdeki günlerde kullanıma sunulacağını anlattı.



Sanayi tesislerinde pilot uygulamalara başladıkları projeye özel bir web sayfası da oluşturduklarına değinen Bahçıvan, firmaların, bu web sayfasında Covid-19 özelinde risk gruplarını belirleyebileceklerini, standart ile ilgili tüm dokümanları ve gelişmeleri takip edebileceklerini ve eğitim filmleri ile çalışanlarını eğitebileceklerini ekledi.



Sonrasında Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Genel Müdürü İbrahim Halil Öztop, İSO Meclis Üyelerine bir konuşma yaptı. Öztop, Covid-19 salgını sürecinde devletçe ve milletçe sorumlu davranarak krizi aşmaya çalıştıklarını söyledi. Özellikle üretim sektöründeki şirketlerin salgın ile ilgili tedbirlere uymasının hayati önem taşıdığına değinen Öztop, mart ayında nakit akış aksaklıkları görülmeye başladığını anlattı. Ekonomik İstikrar Kalkanı paketine ek olarak, Merkez Bankası’nın tedbirler uyguladığını belirten Öztop, parasal ve mali tedbirlerin üretim potansiyelini destekleyerek ekonomideki olumsuz etkileri bertaraf ederek Türkiye’nin tekrar büyüme patikasına döneceğine inandığını iletti.



Kalkınma Bankası’nın yeniden yapılanmasında İSO Başkanı Erdal Bahçıvan’dan da büyük destek gördüklerini belirten Bahçıvan, banka olarak faaliyet alanlarını geliştirdiklerini anlattı. Genel merkezin Ankara’dan İstanbul’a taşındığını hatırlatan Öztop, 1975 yılında kurulduklarını ve kendilerini 45 yıllık yepyeni banka olarak tanımladıklarını kaydetti.  Yakın zamanda Türkiye Kalkınma Fonu’nu kurduklarını ifade eden Öztop, reel sektör yatırımlarına uygun koşullarda finansman imkanı sağladıklarını ve yaptıkları çalışmalar ile bölgesel kalkınma farkının azaltılmasına katkıda bulunduklarını dile getirdi.



Yatırım kredileri alanında uzmanlaşmış olmalarına rağmen işletme sermayesi eksikliklerini gidermek için de çalışmalarını sürdürdüklerine değinen Öztop, uluslararası kalkınma kuruluşlarından salgınla mücadele için Türkiye’ye ayrılmış fonları temin edip yılın ikinci yarısında işletme sermayesi olarak firmalara temin etmek için çalıştıklarını söyledi.



Son 15 yılda Hazine ve Maliye Bakanlığı garantisi ile uluslararası finansman kuruluşlarından sağlanan uzun vadeli kaynak tutarının toplam 3.6 milyar dolara ulaştığı bilgisini veren Öztop, 2020 yılında ilave kaynakların 1.5 milyar dolara ulaşacağını öngördüklerini kaydetti. Sağladıkları uluslararası kaynaklar aracılığıyla güneş, rüzgar, hidrolik, jeotermal projelerin yanı sıra çöp gazı ve enerji verimliliği projelerine de finansman desteği sunduklarını anlatan Öztop, kredi portföylerinin yüzde 54’ünü yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği projelerinin oluşturduğunu dile getirdi.







Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Genel Müdürü İbrahim Halil Öztop da verimliliği ve katma değeri yüksek üretim yapan sektörleri ve yatırımcıları desteklemek üzerine 8 Haziran’da 18 milyar TL’lik 10 yıla kadar vadeli %7,75 sabit faizle Yatırım Taahhütlü Avans Kredisini kullanıma sunduklarını belirterek şu bilgileri paylaştı:



“Böylelikle salgının Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerinin sınırlandırılmasına katkıda bulunacak, yatırımcıyı faiz ve döviz kurundaki dalgalanmalara karşı koruyacağız. İşletmelerde salgının etkisi ile görülen ‘işletme sermayesi’ eksikliklerinin giderilmesi için de çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kullandıracağımız kredilerin teminatları arasına KGF kefaletini de ekledik. Dünya Bankası’ndan Kayıtlı İstihdamın Artırılması Projesi kapsamında 316 milyon avroluk finansman temin ettik. Bu proje ile, belirlediğimiz 24 ilimizde işlerini büyütmek ve geliştirmek isteyen özel sektör işletmelerine teknik yardıma erişim imkanı sağlayarak kayıtlı istihdamın arttırılmasına destek olmayı hedefliyoruz. Bu yıl kalkınma finansmanı kuruluşlarından temin edeceğimiz ilave kaynakların yaklaşık 1,5 milyar dolara ulaşacağını öngörüyoruz. Sürdürülebilir kalkınmanın finansmanı için ekonomiye uzun vadeli yeni kaynaklar kazandırırken, yatırım bankacılığında da aktif rol oynadık. Ülkemizdeki birçok şirket ve girişime yatırım yapmak üzere Türkiye Kalkınma Fonu çatısı altında yer alan Teknoloji ve İnovasyon Fonu ile Bölgesel Kalkınma Fonu’nun kurulması için T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile bir protokol imzaladık. Teknoparkları canlandıracak 350 Milyon TL’lik Teknoloji ve İnovasyon Fonu aracılığıyla özellikle start up'lara ortak olmayı hedefliyoruz. 400 Milyon TL’lik Bölgesel Kalkınma Fonu ile de nispeten ölçeği daha büyük şirketlere ortak olmak suretiyle yatırımları desteklemeye devam edeceğiz. Önümüzdeki dönemde Eurobond ihracı ve yurtiçinde tahvil ihracı ile kaynaklarımızı çeşitlendirip sanayiye ve iş çevresine sunmayı planlıyoruz.”

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum