İnsan yamyamlığının kısa tarihi
Reklam
Reklam

İnsan yamyamlığının kısa tarihi

İnsan Yamyamlığı (Kannibalizm), bir diğer ismiyle antropofaji, diğer insanların etlerini veya iç organlarını yiyerek beslenen insanların davranışları olarak tanımlanır. Yamyamlık (Kanibalizm) ifadesi, bir bireyin aynı türden bir başka bireye ait vücut parçalarını veya o bireyin tüm vücudunu tüketmesiyle zoolojiye genişletilmiştir.

İnsan yamyamlığının kısa tarihi

İnsan Yamyamlığı (Kannibalizm), bir diğer ismiyle antropofaji, diğer insanların etlerini veya iç organlarını yiyerek beslenen insanların davranışları olarak tanımlanır. Yamyamlık (Kanibalizm) ifadesi, bir bireyin aynı türden bir başka bireye ait vücut parçalarını veya o bireyin tüm vücudunu tüketmesiyle zoolojiye genişletilmiştir.

İnsan yamyamlığının kısa tarihi
05 Ağustos 2019 - 06:45

Geçmişte akrabalarımızın bulunmuş olduğu kültürlerde, belli bir aşamaya kadar kabul gören yamyamlık, günümüzde eski kabul edilebilirliğini yitirmiş gibi görünüyor. Ancak yine de bazı coğrafyalarda uygulanmaya devam edilmekte.

Tarihçe

Arkeolojik ve genetik incelemeler ışığında yamyamlığın tarihçesi, binlerce yıl önce yaşamış olan insansı akrabalarımıza dayanıyor. Uzun açlık ve kıtlık dönemlerinde Neandertaller'in yamyamlık sayesinde beslendiği, incelenen 43.000 yıllık Neandertal fosilleri sayesinde anlaşılmış oldu. İspanya, El Sidrón'daki bir yeraltı mağarasında keşfedilen kemik kalıntıları, bu bireylerin bir nevi kasaplık yaptığı sonucuna varmamızı sağladı.



Ancak genel anlamda bilinen eski yamyamlık vakalarının, beslenmeden ziyade, ölen insanların cenaze törenlerinin bir parçası olarak uygulandığı düşünülüyor. Örneğin binlerce yıl önce Britanya'da insanlar hem beslenme hem de ritüeli birleştiren karmaşık bir cenaze töreninin bir parçası olarak kendi türlerini yemiş görünüyorlar.

Ünlü antropologlar Richard E. Leakey ve Lewin, yamyamlığın, açlığın giderilmesi veya karın doyurmaya yönelik olmadığını, gerçekte tinsel ve büyüsel nedenlerden kaynaklandığını savunup yamyamlığı iki türe ayırdılar: İçe dönük yamyamlık (Endocannibalism) ve dışa dönük yamyamlık (Exocannibalism).



İçe dönük yamyamlıkta -iç yamyamlık- sadece akrabaların ve aynı kabileye ait olan ölülerin bedenleri veya yalnızca organları yeniyor. Örneğin, Güneydoğu Avustralya'da yaşayan Dieriler, ölen akrabalarının yüz, kol, bacak ve karınlarının yağlı kısımlarını yiyorlar. Bu kabilenin inancına göre insanın yağ dokusu, olağanüstü bir güce sahip ve yendiği takdirde yiyen bireye geçen bir unsur. Böylece, ölünün özellikleri ve ruhunun yine kabile içinde kaldığına inanılıyor. Güney Amerika'da yaşayan bazı kabilelerde ise, kişinin özelliklerinin onun kemiklerinde gizli olduğuna inanılıyor. Bu nedenle de, ölülerini yaktıktan sonra kemiklerini öğütüp toz haline getiriyorlar ve bu tozu içkilerine karıştırarak içiyorlar.



Dışa dönük yamyamlıkta ise, akraba ve kabile üyeleri değil, düşmanların yenme durumu söz konusu. Bazı Güney Amerika yerlilerinde görülen bu adet, öldürülen kişinin, ileride katillerinden intikam almaması için uygulanıyordu. Bunda da bedenin bazı kısımları yeniyordu. 

Codex Magliabechiano'nun folyosunda uygulanan ritüelistik Aztek yamyamlığını gösteren bir manzara .

Codex Magliabechiano'nun folyosunda uygulanan ritüelistik Aztek yamyamlığını gösteren bir manzara. Wikipedia

Yamyamlığın dolaylı bir örneği sayılsa da bir uygulama alanı olarak 15. yüzyılda, hastalıkların tedavisi için insanlara kahverengi bir toz veriliyordu. Bu tozun; epilepsiye, mide bulantısına ve kanamalara iyi geleceği ve diğer bazı ümitsiz hastalıkları tedavi edebileceği iddia ediliyordu. Kahverengi toz, içeceklere karıştırılıp içilebileceği, direkt olarak lezyonlara uygulanabileceği gibi doğrudan yenebiliyordu da. Bu kahverengi toz, mumyalanmış insanların öğütülmüş kalıntılarıydı. 



İnsanlık tarihi kadar eski olan yamyamlığa hemen hemen bütün kıtalarda rastlanmıştır. Eski yamyamlık öykülerinin birçoğu abartılı veya yanlış olsa bile Batı ve Orta Afrika'nın bazı bölgelerinde, Melanezya'da (özellikle Fiji), Yeni Gine'de, Avustralya'da, Yeni Zelanda Maorilerinde, Polinezya'daki bazı adalarda, Sumatra kabilelerinde ve Kuzey ve Güney Amerika'nın çeşitli kabilelerinde yakın çağa kadar yamyamlığın sürdüğü söylenebilir.

Etimoloji

Yamyamlık (Cannibalism) kelimesinin kökeninin 16.yüzyılda Kristof Kolomb’un Karayip Adaları’nı ve yerli Karip’leri (Carib) ziyaretine dayandığı söyleniyor. Kolomb, İspanya Kraliçesi’ne, ada ziyareti sonrasında edindiği izlenimlerle, yerli halkın çok arkadaş canlısı ve huzurlu olduğundan bahsediyor. Ancak halkın, suçluları pişirip yediğinden de söz ediyor. Kraliçe bu duruma sinirlenip, insan eti yiyenleri tutuklayacağına dair bir kanun çıkarıyor. Daha sonra altınlarından yararlandığı ada sakinleri, yeterince altın üretemeyince Kolomb, yağmalarına karşı gelenleri asi olarak damgalıyor. Dolayısıyla Karip (Carib) halkının isimleri, söylentiler dolayısıyla lekelenmiş oluyor ve Carib kelimesi zamanla Canib, sonra da Cannibal (yamyam) formuna dönüşüyor.

Modern Yamyamlık Örnekleri

Uzmanlar yamyamlığa sebep olabilecek 3 faktör sayıyorlar: kültürel ve sosyal nedenler, açlık veya kıtlık ve delilik veya sosyal sapkınlık.

  • 1972 yılında Uruguay rugby takımını Şili'deki bir turnuvaya taşıyan uçak, And Dağları'na çarpıp düştü. 3800 metre yükseklikte mahsur kalan 40 kişiden 16 tanesi, aylarca soğuğa ve açlığa karşı mücadeleyi kendi ölü arkadaşlarının etini yiyerek verdiler.

  • 1979'da bir askeri darbeyle koltuğunu kaybeden Orta Afrika Cumhuriyeti devlet başkanı Jean-Bédel Bokassa, çıkarıldığı mahkemede çok sayıda siyasi cinayetin yanı sıra yamyamlıkla da suçlandı. Diktatörün özel mülkündeki buzdolabında insan eti parçalarına rastlanmıştı.

  • Milwaukee canavarı olarak tanımlanan Amerikalı Jeffrey Dahmer, çoğu zenci çocuk olmak üzere 17 genci öldürmüş ve etlerini buzdolabında saklayarak yemişti. Mahkeme tarafından 999 yıl ağır hapis cezasına çarptırılan Dahmer, daha sonra kapatıldığı hapishanede çıkan bir isyan sırasında diğer mahkûmlarca öldürüldü.

  • 1960'ların ve 1970'lerin Güney Doğu Asya savaşları sırasında, Kamboçyalı askerlerin ritüel olarak katledilen düşmanın bazı kısımlarını, tipik olarak karaciğeri yediklerini bildirildi. Ancak Kamboçya’da bulunan birçok mülteci, yamyamlığın, bulunacak yiyecek bulunmadığında ritüel olmayan bir şekilde uygulandığını bildirdi.

  • Kuzuların Sessizliği filmine konu olan Albert Fish genellikle küçük ve savunmasız çocukları kurban seçiyordu. Cinayetlerinde mutlaka işkenceler uyguluyor, kurbanlarının etlerini yiyor, onlara tecavüz ediyor, acı çektirmekten büyük zevk duyarak bunları din adına yaptığını düşünüyordu.


Kaynak: Evrim Ağacı / İnsan Yamyamlığının Kısa Tarihi / Çevirmen Cansu Erdem


YORUMLAR

  • 0 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Erkekler, cinsel ilişkiye girdikleri kadın sayısını neden abartarak söylüyorlar?
Erkekler, cinsel ilişkiye girdikleri kadın sayısını neden...
Başkan İmamoğlu’ndan gar ihalesi için ikinci tepki: İstanbul adına çok öfkeliyim!
Başkan İmamoğlu’ndan gar ihalesi için ikinci tepki: İstanbul...