Reklam
Reklam
Reklam

HDP Kapatılsın, Kürtler Özgürleşsin!

Adil Adalet Hacıömeroğlu Yazıları / HDP Kapatılsın, Kürtler Özgürleşsin!

HDP Kapatılsın, Kürtler Özgürleşsin!
25 Şubat 2021 - 16:33

Uzun süredir HDP’nin kapatılması tartışılmakta kamuoyunda. PKK ile siyasal ilişkisi tartışma götürmeyecek bir durumda olan bu partinin siyasal yaşamımızda olması demokrasinin kamburudur. Ayrıca bölücü örgütün kanlı eylemlerinin birçoğu HDP tarafından türlü gerekçelerle savunularak kamuoyunda, bölücü eylemler konusunda olağanlık sağlanmakta. Bu olağanlık zamanla başka siyasal parti yönetici ve yandaşlarınca bir desteğe dönüşmekte.

HDP örgütleri, bir yandan PKK propagandası yaparken diğer yandan da bölücü örgüte eleman ve lojistik destek sağlamakta. HDP’li birçok yönetici, dağdaki teröriste yaşam gereçleri götürürken yakalandı. Teröristlerin dağdaki mağaralarda yaşamak için gereksinme duydukları tüm araç ve gereçler, HDP örgütlerince sağlanmakta.

HDP örgütlerinin PKK’nın asker alma bürosu gibi çalıştıklarını neredeyse bilmeyen kalmadı. Birçok çocuk ve gencin parti lokallerinde kandırılarak bölücü örgütün kamplarına götürüldüklerini bilmekteyiz. Bunu bilen aileler, evlatlarını dağdan indirerek geri almak için Diyarbakır’da HDP il binası önünde aylardır beklemekteler. Bu eylem, gittikçe başarılı olmakta ve bazı ailelerin çocukları PKK’nın elinden kurtulmaktalar.

PKK, yalnızca gençleri terör kamplarına götürmüyor. Bu kamplara götürdüğü kişilerin çoğu çocuk. Oysa dünyanın neredeyse her yerinde çocuklar korunur, çatışma alanlarından uzak tutulur. Bölücü örgütün çocukları kaçırıp silahlı eğitimden geçirerek savaştırması büyük bir insanlık suçudur. Bu insanlık suçunun işlenmesinde PKK’ya, yardım ederek çocukların kaçırılmasında aracılık eden HDP’dir. Yeri geldiğinde kadın ve çocuk haklarını savunma şampiyonu olan HDP’nin bu konuda hiç de duyarlı olmadığı çok açık. Kadın ve çocuk haklarını savunma nedeni, bu konuda işlediği ağır suçu bastırmak ve suçunu kamuoyundan saklamak içindir.

HDP, başta TBMM olmak üzere her türlü siyasal ortamda PKK’yı cansiperane savunmakta. Hatta TBMM koridorlarında PKK marşlarını söyleyecek kadar ileri gitmekte bu partinin vekilleri. Birçok kentimizde PKK’nın kanlı eylemlerde HDP yöneticilerinin kitlesel kışkırtmalarını açıkça gördük.

PKK, HDP aracılığıyla bazı muhalefet partileriyle üstü kapalı seçim işbirliğine girerek bu parti tabanlarında meşruluk kazanmakta. Çoğu kez bu muhalefet partilerinin yönetici ve yandaşları iktidar partisine karşı HDP’nin en olmadık düşünce ve eylemlerini savunmaktalar. Böylece PKK, bu siyasal kutuplaşma içinde kendisine propaganda ve düşüncelerini benimsetme alanı bulmakta. Millet İttifakı içindeki muhalefet partileri, siyasal açıdan HDP’yi etkileyemiyorlar. Onları terör örgütü ile bağlarını gevşetecek bir konumda değiller. Ancak HDP, Millet İttifakında yer alan partileri zaman içerisinde değiştirerek onlara kendi politikalarını benimsetmekteler. Bu da PKK/HDP’ye siyasal destek ve politikalarını anlatacak geniş alanlar yaratmakta. PKK’nın en kanlı eylemlerinde bile Millet İttifakı partilerinden usulen bir kınama dışında, teröre karşı güçlü bir ses işitilmemekte. Bunun en canlı örneği, Gara’da elinde silah olmayan on üç yurttaşımızın kıyımında gördük. Bundan da anlaşılıyor ki HDP, siyasal yaşamımızı olağanüstü kirletmekte. Bu kirlilik, demokrasimizi de ulusal bütünlüğümüzü de güvenliğimiz de tehlikeye düşürmekte.

PKK/HDP, Cumhuriyet’imizin kuruluş ilkelerine ve Kurtuluş Savaşı’mızın yapılma nedenlerine kaşı savaşım vermekte. HDP; Kurtuluş Savaşı’mızın lideri, ulusumuzun kurtarıcısı, Cumhuriyet’imizin kurucusu, devrimlerimizin öncüsü Atatürk’e derin bir düşmanlık duymakta. Çünkü Atatürk, yaptığı her şeyi emperyalizme karşı savaşarak gerçekleştirdi. Bu nedenle emperyalizmin düşmanıdır. Böyle olunca da emperyalistler de Atatürk’e düşmandır. HDP de efendilerinin yolundan giderek Atatürk düşmanıdır. Burada siyasal kutuplaşma yüzünden gerginleşen politik ortamda Atatürk’e karşı sevgisi, saygısı tartışılmayacak CHP ve İP tabanları, HDP’nin bu Atatürk düşmanlığını görmezden gelmekteler. Bu da devletimizin kurucu değerlerinin aşınıp unutulmasına neden olmakta.

HDP, özellikle Güneydoğu illerimizde PKK’nın tehdit ve yıldırmalarıyla yüksek düzeyde oy almakta. Bu tehdit ve yıldırmaları Güneydoğu’nun dışında kalan bazı illerimizde de görmekteyiz. Kürt kökenli yurttaşlarımız, kendi evlatlarını kaçırıp öldüren, kalkınmalarını engelleyen, güvenliklerini tehlikeye düşüren bir siyasal partiye canlarını kurtarmak için oy vermekteler. Burada HDP’nin mahalle baskısının da oy vermede etkili olduğunu belirtmeli.

HDP kapatıldığında PKK’nın asker alma şubeleri ortadan kalkacak. Bölücü örgüt militanlarına, yaşam gereçleri sağlayan örgüt yok olacak. Böylece PKK’nın dağlarda kalması olağanüstü bir biçimde zorlaşacak. Bu da ülkemizde yurttaşlarımızın kanının dökülmesini önleyecek.

HDP’nin yokluğunda Kürt kökenli yurttaşlarımızın özgürleşeceği kesin. Özgür iradeleriyle sandığa gidecek yurttaşın oyu değerli olacak. Özgür iradeli yurttaşın yeğlediği siyasal partiler, daha sorumlu davranacaklar. Böylece ülkemiz, ulusal birliğini sağladığı gibi demokrasisini de rayına oturtacaktır.

HDP’nin kapatılması yalnızca Kürt kökenli yurttaşlarımızı özgürleştirmeyecek, Millet İttifakı’nın seçmenlerini de özgürleştirecek. Özellikle CHP ve İP tabanları parmaklarıyla oy hesabı yaparak değil, parti programlarını tartışarak siyaset yapacaklar. Bu da Cumhuriyet değerlerimizin sağlamlaşmasına ortam hazırlayacak.

HDP’nin bir daha açılmamak üzere kapatılması hem Kürtleri özgürleştirecek hem ulusal bütünlüğümüzü güçlendirecek hem de Cumhuriyet’imizin sağlam temellerini ortaya çıkaracak. Ayrıca Kemalist Devrimin tamamlanma sürecini hızlandıracak.

Dünyanın hiçbir ülkesinde o devleti yıkacak bir düşüncenin örgütlenerek siyaset yapmasına izin verilmez. O zaman ne duruyoruz? O halde Cumhuriyet yargısı hemen harekete geçmeli, gereğini yapmalı.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum