Reklam
Reklam

GEÇMİŞ OLSUN GİRESUN'UM… Üzüntülüyüz, içimiz kan ağlıyor, bir o kadar da öfkeliyiz!

TÜDEF/TÜKODER Genel Başkanı Aziz Koçal: GEÇMİŞ OLSUN GİRESUN'UM… Üzüntülüyüz, içimiz kan ağlıyor, bir o kadar da öfkeliyiz!

GEÇMİŞ OLSUN GİRESUN'UM… Üzüntülüyüz, içimiz kan ağlıyor, bir o kadar da öfkeliyiz!
23 Ağustos 2020 - 16:04

Bir dönemler Yönetiminde bulunduğum, İstanbul Giresunlular Çevre Kültür ve Dayanışma Derneği olarak yıllar önce HES'lere karşı çıkarken, İstanbul’da adında “Çevre” yazılı Giresun derneklerinden, Federasyonlarından, Vakfından ses çıkmadığı gibi bizleri Giresun’a yapılan yatırımlara karşı çıkıyor diye memleketine ihanet eden vatan haini gibi görüyorlardı. Hatta bazıları “Bunlar huylarından vaz geçmiyor halen “gomonist”lik yapıyorlar” diyorlardı. Hiçbir zaman haklı olmak istemedik, ama bugün olacakları o zaman söyledik “ANDIR GALSIN HESLERİNİZ” diyerek. Sayıları az da olsa yürekleri kocaman olan köylülerimiz ile HES’lere karşı mücadele verdik. İstanbul’da bulunan Giresunluların duyarlılığını oluşturmak için bir dizi toplantılar yaptık. Diğer dernekler gibi siyasetin arka bahçesi olmadık. Doğruların, çevrenin, insan hakkının, bilimin, toplumsal çıkarların arka bahçesi olduk. O dönemler birlikte çalıştığımız yöneticilerimiz ve üyelerimiz ile ciddi çalışmalar yaptık. Bu günler yaşanmasın diye. Arkadaşlarımızın emeğine bir kez daha teşekkür ediyorum.

 

HES’lere karşı çıktığımız gibi, sahil yolundaki bilim dışı ve meslek odalarının uyarılarını dikkate almayan bir yöntemle yapılan yola karşı çıktık, yine vatan haini olduk...

 

“Dere yataklarında yapılaşmaya izin verilmesin, dere kenarları yerleşim yeri olmasın” dedik, “Özel mülkiyete müdahale ediyorsunuz” dendi.

 

Şimdi bakıyorum, birçok Giresun STK’sı taziye mesajları yayınlıyor. Bu facia neden niçin olduğunu halen sorgulayan yok. Adınızda çevre kelimesinin gereğini dahi yıllardır yapmadınız!

 

Şapkamızı önümüze koyup düşünelim, takdir-i ilahi mi yoksa doğal bir afetin insan eliyle faciaya dönüşmesi midir?

 

Yanlış kentleşme, HES’ler nedeniyle hapis edilen sular, boş kalan, suyu azalan dere yataklarına dolan molozlar, dere yataklarının değiştirilerek yapılan çarpık kentleşmeler, bölgedeki taş ocakları, maden ocakları, bilime aykırı yapılan sahil yolu nedeniyle derelerin denizle buluştuğu noktalardaki daralmalar, topraktan akan suyun yolun yüksekliği nedeniyle deniz ile buluşamaması, ormanların doğasını bozan projeler ve tek kelime ile toplarsak, EKOLOJİK DENGENİN RANT UĞRUNA BOZULMASINA destek veren ve bu tür projelere onay verenler, bunlara karşı mücadele vermeyen kitle örgütleri siyasiler suçludur.



Bugünleri yıllar önce gören bizler doğup büyüdüğümüz memleketimize İHANET etmedik, tam tersi ihanet edildiğini gördük, uyardık. Ama sizler İHANET ettiniz.

 

Bu bir doğa olayıdır diyerek kadere bağlamak, tek kelime ile kolaycılıktır. Sel felaketi ile oluşan can ve mal kayıplarını kadere bağlamak, sadece doğa olayı olarak görmek, bilim ile bağdaşmamaktadır.

 

Üzüntülüyüz içimiz kan ağlıyor, bir o kadar da öfkeliyiz, neden mi? Yazıyı okuduysanız anlamış olmanız gerekir.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Nigar SEVİM
    3 ay önce
    Tabiat zorla alınanı kabul etmiyor. İlim bilim yamaçlara ev yapın ; ormanları kesmeyin; dere yatağına ev yapmayın diyor...