Reklam
Reklam
Reklam

Faiz bahane spekülasyon şahane!

M. Recep Erçin / Faiz bahane spekülasyon şahane!

Faiz bahane spekülasyon şahane!
27 Ekim 2020 - 12:13

Beklentilerin aksine Merkez Bankası faiz artışına gitmedi. Ancak örtülü faizi artırdı. Hafta başından beri faize 200-300 baz artış gelecek spekülasyonuyla yön bulan dolar kuru karar sonrası dakikalar içerisinde yaklaşık 20 kuruş birden yükseldi. Kim aldı, kim sattı; bu beklenti neden yaratıldı?

 

Merkez Bankası (TCMB), “piyasa beklentilerini boşa düşürme politikası” kapsamında dün politika faizini yüzde 10.25'te sabit tuttu. Banka eylül ayında ise enflasyon beklentilerindeki bozulma nedeniyle 200 baz puan faiz artırmıştı. Bu karar sonrası hem kurdaki hareket hem de enflasyon beklentilerinde bozulma uyarınca ekim ayında da faiz artışına yönelik bir beklenti oluştu. Özellikle son bir haftadır hem Türk hem de yabancı ekonomistlerin ve kurumların beklentileri 150-300 baz puan faiz artışı olacağı yönündeydi. Beklentiler iyice belirginleştiği için çarşamba akşamı Türkiye'nin kredi risk primi CDS'ler uzun aradan sonra 500 puanın altına geriledi. Dolar kuru dün karar öncesi 7.78 TL'ye kadar çekildi. Piyasada işlem görev iki yıllık devlet tahvilinin faizi çarşamba günü yüzde 13.91'di. Bu açıdan fonlamanın da bu seviyeye yakın bir yerlere çekilmesi öngörülüyordu.



150 BAZ PUANLIK GİZLİ ARTIŞ

 

Fakat Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (Kurul), faizi artırmadı. Oysa banka 16 Temmuz 2020'de yüzde 7.36 olan ağırlıklı ortalama fonlama maliyetini yani piyasayı fonladığı faizlerin bir bileşimi olan faizi çarşamba itibarıyla yüzde 12.52'ye kadar çıkarmıştı. Faiz politikasının tanıdığı esneklik anlamında burada sınıra gelindiği ve Kurul'un bu oranı yukarı çekebilmek için faizde adım atacağı kesindi. Oysa Kurul, politika faizini değiştirmedi. Ancak örtülü bir faiz adımı arttı. O adım da şöyle oldu: Geç likidite penceresi işlemlerinde uygulanan faiz oranı ile gecelik borç verme faiz oranı arasındaki fark üç puana çıkarıldı. Ekonomist Arda Tunca'nın kişisel blok sayfasında yayınladığı yoruma göre, “TCMB’nin piyasaya likidite sağlarken kullandığı üç temel kanal var: 1- Bir haftalık repo (politika faizinin belirlendiği kanal). 2-Gecelik borç verme kanalı. 3-Geç likidite penceresi. TCMB’nin, yukarıdaki üç kanal için uyguladığı bir kural var: her birinin arasındaki fark 1.50 puan olacak. Yani, politika faizi yüzde 10.25 ise, gecelik borç verme oranı yüzde 11.75 ve geç likidite penceresi oranı ise yüzde 13.25 olacak. Bugün, yukarıdaki ikinci ve üçüncü kanal arasındaki 1.50 puanlık fark kuralını üç puanlık farka çıkardığını PPK kararıyla ilan etti. Böylece, diğer iki kanalın faiz oranı sabit kaldığı halde geç likidite penceresinin oranı yüzde 14.75’e yükselmiş oldu.”

 

TL'YE BUNU YAPMAYA HAKKINIZ YOK!



Yani Merkez 150 baz puanlık bir gizli artırım yaptı. Bu da yukarıda yüzde 12.52'ye çıktığını ifade ettiğimiz ağırlık fonlamanın üst sınırını yükseltmek demek. Belli ki Merkez, fonlamada alt sınırı artırmayarak üstte bir alan açtı. Esasen faiz artırmış oldu. Ancak bu durum faiz politikasında sadeleşme diye çıkılan yolda daha karmaşık bir uygulamaya gidildiğini gösterdi. Böyle olunca da piyasadan aşırı bir tepki geldi. Esasen Kurul'un önceki toplantısında yaptığı açıklamada bir faiz artırım taahhüdü yoktu. Olabilir de olmayabilir de mesajı verilmişti. Piyasa ise kendi kendine beklenti oluşturdu. Dolar kuru geri çekildi. Dünkü karar sonrası ise kur 7.78'den 7.97 TL'ye fırladı. Bu kadar sert bir dalgalanma ancak spekülasyon ile açıklanabilir. Hem piyasanın hem de TL'nin değerini korumakla görevli Merkez Bankası ve ekonomi yönetiminin TL'nin bu derece speküle edilmesine müsaade etmemesi gerekir. Eğer bu oluyorsa birileri görevlerini eksik yapıyor demektir. Çünkü bu tür yüksek dalgalı hareketlerde birileri alır birileri satar dakikalar içinde birileri servetlerine servet katar. Arda Tunca yine blokunda yazıda piyasanın olumsuz tepki vermesinin nedenini ise şöyle yorumladı: “Geç likidite penceresi, günlük nakit akışlarını yönetemeyen bankaların TCMB’den borçlanma ihtiyacı içine düştüklerinde kullandıkları bir alandır. Yani, yukarıdaki satırlarda dile getirildiği üzere, TCMB’nin 2014’te ilan ettiği 'para politikası belirleme' kanalı değildir. Geç likidite penceresi üzerinden para politikası yönetilmez. İşte bu nedenledir ki, para politikası tekniğinin doğru kullanılmıyor olması karşısında 16 Temmuz 2020 ile 21 Ekim 2020 arasında 5.18 puanlık faiz artışına rağmen Türkiye Cumhuriyeti’nin para politikasını doğru kullanmıyor olmasına karşı piyasadan olumsuz tepki gelmektedir.”

 

M. Recep Erçin’in bu yazısı 23.10.2020 tarihinde aydinlik.com.tr’de yayınlanmıştır.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum