Reklam
Reklam
Reklam

Çocuk İşçilerin Sayısı, 20 Yılda İlk Kez Artış Göstererek 160 Milyona Yükseldi

Uluslararası Çalışma Örgütü ve UNICEF, COVID-19 küresel salgını nedeniyle dokuz milyon ilave çocuğun risk altında olduğu konusunda uyarıyor.

Çocuk İşçilerin Sayısı, 20 Yılda İlk Kez Artış Göstererek 160 Milyona Yükseldi
10 Haziran 2021 - 10:12 - Güncelleme: 10 Haziran 2021 - 11:10

CENEVRE, 10 Haziran 2021 – Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve UNICEF’in yayınladığı yeni rapora göre, çocuk işçi olarak çalışan çocukların sayısı son dört yılda 8,4 milyon artarak dünya genelinde 160 milyona yükseldi; COVID-19 salgınının etkileri nedeniyle de milyonlarca çocuk daha risk altında.  

12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü öncesinde yayınlanan “Çocuk İşçiliği: 2020 Küresel Tahminler, Eğilimler ve Önümüzdeki Yol” başlıklı raporda, çocuk işçiliğinin sona erdirilmesine yönelik kaydedilen ilerlemenin 20 yıldır ilk kez durduğu, 2000 ile 2016 yılları arasında çocuk işçilerin sayısında yaşanan 94 milyonluk azalma ile sağlanan düşüş eğilimini tersine çevirdiği konusunda uyarılar yer alıyor.

Raporda, şu anda dünyadaki çocuk işçi sayısının yarısından fazlasını oluşturan 5 ila 11 yaşlarındaki çocuk işçilerin sayısında önemli artış olduğuna dikkat çekiliyor. Çocukların sağlığına, güvenliğine veya ahlakına zarar verebilecek işler olarak tanımlanan tehlikeli işlerde çalışan 5 ila 17 yaşlarındaki çocukların sayısı ise 2016 yılından bu yana 6,5 milyon artarak 79 milyona yükseldi.

“Yeni tahminler bizim için bir uyarı niteliğinde. Yeni nesil çocuklar da riske atılırken, bu duruma seyirci kalamayız,” diyen ILO Genel Direktörü Guy Ryder, “Kapsayıcı sosyal koruma sayesinde aileler, ekonomik zorluklarla karşı karşıya olsalar bile çocuklarının okulda kalmasını sağlayabilmektedir. Burada, kırsal kalkınma ve tarımda insana yakışır iş konularına daha fazla yatırım yapılması son derece büyük önem arz ediyor. Birçok şeyin vereceğimiz tepkilere bağlı olduğu kritik bir noktadayız. Zaman, adanmışlığımızı ve enerjimizi yeniden göstererek ve bu kritik noktayı atlatarak, yoksulluk ve çocuk işçiliği döngüsünü kırmanın zamanıdır” diye ekledi. 

Sahraaltı Afrika’da nüfus artışı, yinelenen krizler, aşırı yoksulluk ve sosyal koruma önlemlerinin yetersiz kalması nedeniyle son dört yılda 16,6 milyon çocuk daha çocuk işçi olarak çalışmaya başladı. 

2016 yılından beri bu konuda gelişmelerin yaşandığı Asya, Pasifik, Latin Amerika ve Karayipler gibi bölgelerde bile, kaydedilen bu gelişmeler COVID-19 nedeniyle tehlike altında.

Rapor, küresel salgının sonucunda 2022 yılının sonuna kadar dünya genelinde dokuz milyon çocuğun daha çocuk işçiliğine sürükleneceği yönünde uyarıda bulunuyor. Bir simülasyon modeline göre, eğer çocuklar kritik öneme sahip olan sosyal koruma kapsamına erişemezse bu sayı 46 milyona kadar yükselebilir. 

COVID-19 nedeniyle yaşanan ekonomik sarsıntılar ve okulların kapanması da, halihazırda çocuk işçi olarak çalışan çocukların daha uzun saatler boyunca veya daha da kötüleşen koşullar altında çalışacak olması, çok daha fazla çocuğun ise kırılgan ailelerin yaşadığı iş ve gelir kayıpları nedeniyle en kötü biçimlerdeki çocuk işçiliğine zorlanacağına işaret ediyor. 

UNICEF İcra Direktörü Henrietta Fore, “Çocuk işçiliğiyle mücadelemizde zemin kaybediyoruz; geçtiğimiz yıl ise bu mücadelemizi daha da zorlaştırdı” dedi. “Küresel salgın nedeniyle uygulanan genel tecritler, okulların kapanması, ekonomik aksamalar ve milli bütçelerde görülen daralmaların ikinci yılına girdiğimiz bugünlerde, aileler yürek burkan seçimler yapmak zorunda kalıyor. Hükümetleri ve uluslararası kalkınma bankalarını, çocukları işgücünden çekerek okula geri döndürecek programlara ve ailelerin, en başta bu tür kararlar almamasını sağlayabilecek sosyal koruma programlarına yapılacak yatırımlara öncelik vermeye çağırıyoruz”. 

Raporda yer alan diğer temel bulgular da şu yönde: 

  • Çocuk işçilerin yüzde 70’i (112 milyon) tarım sektöründe, yüzde 20’si (31,4 milyon) hizmet sektöründe, yüzde 10’u (16,5 milyon) ise sanayide yer alıyor. 

  • Çocuk işçi olarak çalışan 5 ile 11 yaş arasındaki çocukların yaklaşık yüzde 28’i, 12 ile 14 yaş arasındaki çocukların ise yüzde 35’i eğitim dışında kalıyor. 

  • Çocuk işçiliği, her yaştaki erkek çocukları arasında kız çocuklarından daha yaygın görülüyor. Haftada en az 21 saat yapılan ev işleri hesaba katıldığında ise, çocuk işçiliğinde görülen cinsiyete dayalı fark azalıyor. 

  • Kırsal alanlarda çocuk işçiliğinin görülme sıklığı (yüzde 14), kentsel alanlardakinden (yüzde 5) neredeyse üç kat daha yüksek.



Çocuk işçi olarak çalıştırılan çocuklar bedensel ve zihinsel zarar görme riski altındadır. Çocuk işçiliği çocukların eğitimini tehlikeye atar, sahip oldukları hakları ve gelecekteki fırsatlarını kısıtlar ve yoksulluk ve çocuk işçiliğinden oluşan, nesiller arası sürecek bir kısır döngüye yol açar. Çocuk işçiliğinde görülen artış eğilimini tersine çevirmek amacıyla, ILO ve UNICEF şu çağrılarda bulunuyor: 

  • Evrensel çocuk yardımı da dahil olmak üzere, herkes için yeterli sosyal koruma.

  • Kaliteli eğitime ve COVID-19 öncesinde de eğitimden mahrum olan çocuklar da dahil, tüm çocukların okula geri dönmesine yönelik daha fazla para harcanması.

  • Aileler, aile gelirine katkıda bulunması için çocuklarının yardımına başvurmak zorunda kalmasın diye yetişkinler için insana yakışır işlerin teşvik edilmesi

  • Çocuk işçiliğini etkileyen zararlı toplumsal cinsiyet normlarının yok edilmesi ve ayrımcılığa son verilmesi. 

  • Çocuk koruma sistemleri, kırsal kalkınma, kırsal kamu hizmetleri, altyapı ve geçim imkanlarına yönelik yatırımlar yapılması.



Çocuk İşçiliğinin Sona Erdirilmesi Uluslararası Yılı kapsamında, UNICEF ve ILO’nun da ortakları arasında bulunduğu İttifak 8.7 küresel ortaklığı, Üye Devletleri, işletmeleri, sendikaları, sivil toplumu ve bölgesel ve uluslararası örgütleri, somut eylemler gerçekleştireceklerine dair söz vererek çocuk işçiliğinin sona erdirilmesine yönelik küresel mücadelede gösterdikleri çabayı artırmaları yönünde destekliyor. 

10-17 Haziran’da gerçekleştirilecek eylem haftasında, ILO Genel Direktörü Guy Ryder ve UNICEF İcra Direktörü Henrietta Fore, yeni küresel tahminlerin yayınlanmasını ve önümüzdeki yolu tartışmak üzere Uluslararası Çalışma Konferansı kapsamında üst düzey bir etkinlikte diğer üst düzey konuşmacılar ve gençlik savunucularıyla bir araya gelecek. 



*****

 

ÇOCUK İŞÇİLİĞİ: 2020 KÜRESEL TAHMİNLER, EĞİLİMLER VE ÖNÜMÜZDEKİ YOL

Yönetici Özeti

Çocuk İşçiliği: 2020 Küresel Tahminler, Eğilimler ve Önümüzdeki Yol başlıklı rapor, dünya genelinde gerçekleştirilen çocuk işçiliğinin sona erdirilmesine yönelik çalışmalarda ne durumda olduğumuzu değerlendirmektedir. Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SEKA’lar) kapsamındaki Hedef 8.7’nin ortak sorumluları olan Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) tarafından, Birleşmiş Milletler Çocuk İşçiliğinin Sona Erdirilmesi Uluslararası Yılı’nda yayınlanan raporda, çocuk işçiliğinin günümüzdeki ölçeği ve temel özelliklerinin yanı sıra zaman içinde yaşanan değişiklikler de açıklanmaktadır.
 

SKA Hedef 8.7:

Zorla çalıştırma, çağdaş kölelik ve insan kaçakçılığına son vermek, çocukların asker olarak kullanılması dahil olmak üzere, çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinin yasaklanması ve ortadan kaldırılmasını sağlamak için etkili acil önlemler almak ve 2025 yılına kadar, her türlü çocuk işçiliğine son vermek.


Çocuk işçiliği hakkında 2000 yılından itibaren ILO tarafından dört yılda bir yapılan tahminler ile uyumlu olarak, 2020 yılı için yapılan hesaplamalar da ulusal hanehalkı araştırmalarından elde edilen dışsal kestirim (ekstrapolasyon) verilerine dayanmaktadır. Son tahminler, dünyadaki 5 ile 17 yaş arasındaki çocuk nüfusunun üçte ikisini kapsayacak biçimde 100’ü aşkın hanehalkı araştırması kullanılarak oluşturulmuştur.

Raporda yer alanlar endişe vericidir. Dünyada çocuk işçiliğinin sona erdirilmesine yönelik kaydedilen ilerlemeler, yirmi yıl önce küresel tahminler üretmeye başladığımızdan beri ilk kez durmuştur. Ayrıca, acil önlemler alınmadıkça, COVID-19 krizinin milyonlarca çocuğu daha çocuk işçiliğine sürüklemesi olasıdır.

Bu sonuçlar, 2025 yılına kadar çocuk işçiliğinin sona erdirilmesine yönelik uluslararası taahhüdün yerine getirilmesinde bizi gerçeklerle yüzleştiren çok önemli bulgulardır. Daha önce benzeri görülmemiş bir şekilde derhal harekete geçmek için gereken isteği ve kaynakları bir araya getirmezsek, çocuk işçiliğinin sonlandırılması yıllarca sürecektir.

KÜRESEL TAHMİNLER VE EĞİLİMLER

Günümüzde, çocuk işçiliği önemli bir sorun olarak varlığını korumaktadır. En güncel küresel tahminlere göre, 2020 yılının başlarında dünya genelinde – 63 milyon kız ve 97 milyon erkek çocuk olmak üzere – 160 milyon çocuk, yani neredeyse dünyadaki her on çocuktan biri, çocuk işçiliği yapmaktadır. Yetmiş dokuz milyon çocuk, yani tüm çocuk işçilerin neredeyse yarısı ise sağlık, güvenlik ve ahlaki gelişimlerini doğrudan riske atan tehlikeli işlerde çalışmaktadır.

Çocuk işçiliğinin sona erdirilmesine yönelik dünya genelinde kaydedilen ilerlemeler 2016 yılından beri stabil seyretmektedir. Dört yıllık süreçte çocuk işçi olarak çalışan çocukların yüzdesi değişmezken, çocuk işçilerin mutlak sayısı 8 milyonun üzerinde artış göstermiştir. Benzer şekilde, tehlikeli işlerde çalışan çocukların yüzdesi aynı kalmış ancak mutlak sayısı 6,5 milyon kadar artmıştır.



Dünya genelindeki resim, çocuk işçiliğinin sona erdirilmesine yönelik Asya ve Pasifik’te ve Latin Amerika ve Karayipler’de kaydedilmekte olan ilerlemeleri maskelemektedir. Her iki bölgede de çocuk işçiliği, son dört yılda yüzde ve mutlak sayı olarak düşüş eğilimi göstermektedir. Sahraaltı Afrika’da kaydedilen benzer ilerlemelerin ise pek istikrarlı olmadığı anlaşılmıştır. 2012 yılından bu yana, bu bölgede çocuk işçi olarak çalışan çocuklar hem sayı hem de yüzde olarak artmıştır. Şu anda Sahraaltı Afrika’da, dünyanın geri kalanındaki çocukların toplamından daha fazla çocuk çalıştırılmaktadır. Bu bölgede önemli bir atılım gerçekleştirilmediği sürece, çocuk işçiliğine yönelik küresel hedeflere ulaşılamayacaktır.

Son dört yılda, 12 ila 14 ve 15 ila 17 yaşındaki çocuklar arasında ilerlemenin sürdürülmekte olduğu kaydedilmiştir. Her iki yaş grubunda da çocuk işçiliği yüzde ve mutlak sayı olarak azalmış ve geçmiş tahminlerde de görülen istikrarlı düşüş eğilimini sürdürmüştür. Ancak, 2016 küresel tahminlerinde bu yaş grubuna yönelik ilerlemelerde yavaşlama olacağına işaret edilmesinden sonra 5 ila 11 yaşlarındaki çocuklar arasında çocuk işçiliği artış göstermiştir. 2020 yılında, 5 ila 11 yaşlarındaki çocuk işçilerin sayısı 2016 yılına göre 16,8 milyon artmıştır.



Acil önlemler alınmadığı sürece, COVID-19 krizi çocuk işçiliğinin sona erdirilmesine yönelik küresel çalışmaları daha da olumsuz etkileyecektir. Yeni bir analize göre, küresel salgın nedeniyle artan yoksulluğun sonucunda, 2022 yılının sonunda 8,9 milyon çocuk daha çocuk işçiliğine dahil olacaktır.

Ancak çocuk işçiliğinin daha da artacağına yönelik öngörüler, sonucun şimdiden kesinleştiği anlamına gelmemektedir. Gerçek(leşecek) sonuç, politika önlemlerine bağlı olacaktır. Oluşturulan iki ilave senaryo, sosyal koruma kapsamının yakın gelecekte çocuk işçiliği üzerinde yaratacağı devasa etkiyi göstermektedir. Sosyal koruma yeterince yaygınlaştırılmazsa, 2022 yılının sonunda çocuk işçiliği çok daha kötüye gidebilecektir. Öte yanda, sosyal korumada yapılabilecek artışlar ise COVID-19 salgınının çocuk işçiliği üzerindeki etkilerini azaltarak, çocuk işçiliğini sona erdirme yönünde ilerlemenin sürmesini sağlayabilecektir.



2020 küresel tahminlerden elde edilen diğer temel sonuçlar şu yöndedir:

  • Çocuk işçiliği, her yaştaki erkek çocukları arasında kız çocuklarından daha yaygın görülmektedir. Tüm erkek çocukların %11,2’si çocuk işçi olarak çalıştırılırken, bu oran tüm kızlar arasında %7,8’dir. Mutlak sayı olarak, çocuk işçi olarak çalışan erkek çocuklarının sayısı kız çocuklarından 34 milyon daha fazladır. Çocuk işçiliği tanımının kapsamına haftada en az 21 saat yapılan ev işleri de girdiğinde, çocuk işçiliğinin 5 ila 14 yaşlarındaki kız ve erkek çocuklarında görülme sıklığındaki cinsiyete dayalı fark neredeyse yarı yarıya azalmaktadır.

  • Çocuk işçiliği kırsal alanlarda çok daha yaygındır. Kırsal alanlarda yaşayan çocuk işçilerin sayısı 122,7 iken, bu sayı kentsel alanlardaki çocuklarda 37,3 milyondur. Çocuk işçiliğinin kırsal alanlarda görülme sıklığı (%13,9), kentsel alanlardakinden (%4,7) neredeyse üç kat yüksektir.

  • Hem kız çocukları hem de erkek çocuklarında, çocuk işçilerin büyük bölümü tarım sektöründe çalışmaktadır. Toplamda 112 milyon çocuk olmak üzere, tüm çocuk işçilerin %70’inden fazlası tarım sektöründe yer almaktadır. Bunların birçoğu, tarım sektörünün çocuk işçiliğine giriş noktası olduğunun altını çizen küçük çocuklardır. 5 ile 11 yaşları arasındaki tüm çocuk işçilerin dörtte üçünden fazlası tarımla uğraşmaktadır.

  • Aile içinde çalıştırılan çocuklar, çocuk işçiliğinde en büyük paya sahiptir. Dünyadaki çocuk işçiliğinin %72’si, 5 ile 11 yaşları arasındaki çocuklarda görülen çocuk işçiliğinin ise %83’ü, öncelikli olarak aile çiftliklerinde veya mikro aile işletmelerinde olmak üzere, aile içinde gerçekleşmektedir. Aile temelli çocuk işçiliği, yaygın olarak görülen, aileler tarafından daha güvenli çalışma ortamlarının sunulduğuna yönelik algıya rağmen çoğu zaman tehlike içermektedir. Aile temelli çocuk işçiliğinde 5 ila 11 yaşlarındaki her dört çocuktan biri ve 12 ila 14 yaşlarındaki çocukların neredeyse yarısı, sağlık, güvenlik veya ahlaklarına zarar verebilecek işlerde çalışmaktadır.

  • Çocuk işçiliği sıklıkla çocukların eğitim dışında kalmasıyla ilişkilidir. Çocuk işçi olarak çalışan küçük çocukların büyük bölümü, zorunlu eğitim için belirlenen yaş aralığında bulunmasına rağmen okul dışında kalmaktadır. 5 ila 11 yaşlarındaki çocuk işçilerin çeyreğinden, 12 ila 14 yaşlarındaki çocuk işçilerin ise üçte birinden fazlası eğitimin dışındadır. Bu durum gençlere ve yetişkinlere yönelik insana yakışır iş imkanlarının yanı sıra genel anlamda yaşam potansiyellerini ciddi biçimde sınırlamaktadır. Çocuk işçi olarak çalışan çok daha fazla çocuk okulun ve çocuk işçiliğinin gereklerini dengelemekte zorluk çekmekte, bu durum ise eğitim ve dinlenme haklarını tehlikeye atmaktadır.




ÖNÜMÜZDEKİ YOL


ILO-UNICEF tarafından yayınlanan 2020 küresel tahminleri, dünyada çocuk işçiliğinin sona erdirilmesine yönelik çalışmalarda kritik bir dönemeçte olduğumuza işaret etmektedir. Sekiz yıl öncesinde önemli düzeyde yavaşlamış olan küresel ilerlemeler, son dört yılda durma noktasına gelmiştir. Sürmekte olan COVID-19 krizi ise geçmiş kazanımları daha da aşındırma tehlikesi oluşturmaktadır. Küresel seviyeleri ölçmeye başladığımız 2000 yılından bu yana çocuk işçilerin sayısı yaklaşık 86 milyon kadar azalmış olsa da, güncel eğilimlere göre çocuk işçiliğinin tüm biçimlerini 2025 yılına kadar sona erdirmeye yönelik toplu taahhüdümüzde çok geride kalmaktayız. Gireceğimiz Birleşmiş Milletler Çocuk İşçiliğinin Sona Erdirilmesi Uluslararası Yılı’nda, eskisi gibi ilerleme kaydetmeye yönelik eylemlerimize aciliyet kazandırmalıyız.

Devam eden COVID-19 krizinde daha da geri kalmamak için derhal harekete geçilmelidir. Küresel salgın, her şeyden önce yoksullukta görülen keskin artış nedeniyle ailelerin çocuk işçiliğine daha fazla bel bağlaması ve okulların kapanması nedeniyle ailelerin çocuklarını çalışmaya göndermekten başka mantıklı seçeneğinin kalmaması sonucunda çocuk işçiliği riskini açıkça yükseltmiştir. Bu risklerin azaltılması için ise, çocuk yardımları ile ve başka yollarla kırılgan durumdaki ailelere yönelik daha kapsamlı gelir desteği önlemlerinin alınması son derece önemli olacaktır. Okula dönüş kampanyaları ve koşullar izin verdiğinde çocukların sınıflara geri dönmesini sağlayarak eğitim bakımından eksiklerini gidermek için daha iyi telafi eğitimleri de bu risklerin azaltılmasını sağlayacaktır.



Krizin akut ve toparlanma aşamalarında, çocuk işçiliğinin sonlandırılmasına yönelik daha geniş politika zorunluluklarını gözden kaçırmamak gerekmektedir. Uzun zamandır bariz olan bu zorunluluklar şöyledir:

  • Çocuk işçiliğine zemin oluşturan yoksulluk ve ekonomik belirsizliklerin azaltılması amacıyla çocuklara ve ailelerine sosyal koruma sağlanması.

  • Çocuk işçiliğine işe yarar bir alternatif sağlamak ve çocuklara daha iyi bir gelecek fırsatı sunmak için, en azından asgari istihdama giriş yaşına kadar ücretsiz ve kaliteli öğrenim sağlanması.

  • Çocukların yasal olarak kimlik sahibi olabilmesi ve doğumdan itibaren haklarını kullanabilmeleri için her çocuğun doğum kaydının bulunmasının güvence altına alınması.

  • Ailelerin yoksulluktan kaynaklanan çocuk işçiliğinden kurtulmasını sağlamak için, özellikle kayıtdışı ekonomide çalışan işçilere odaklanarak, (yasal çalışma yaşındaki) gençlere ve yetişkinlere yönelik adil gelir sağlayacak insana yakışır işlerin teşvik edilmesi.

  • Ekonomik çeşitlendirme, temel hizmet altyapılarına yatırım yapma, sosyal koruma sağlama ve mahsullerin çeşitlendirilmesine yönelik tarımsal eğitim politikalarının geliştirilmesi gibi yollarla kırsal kesim için yeterli geçim imkanlarının ve dayanıklılığın teşvik edilmesi. Çocuk emeğine (genellikle ücretsiz olarak) bel bağlayan aile çiftlikleri ve aile işletmeleri, geçim imkanlarını iyileştirerek çocuk emeğine bağımlı kalmamak için daha fazla desteğe ihtiyaç duymaktadır.

  • Uygulatma mekanizmaları ve çocuk koruma sistemlerinin ve bunların uygulatılması için gereken hizmetler ile desteklenerek, çocukların korunmasına yönelik gerekli yasa ve düzenlemelerin mevcut olmasının sağlanması.

  • Özellikle kız çocukları için, ev işçiliğine ve ücretsiz ev işlerine ilişkin çocuk işçiliği risklerini artıran, toplumsal cinsiyete dayalı sosyal normların ve ayrımcılığın ele alınması.


Büyüyen kriz, çatışma ve afet durumlarında artan çocuk işçiliği daha dikkatle ele alınmalıdır. Çocuk işçiliğine ilişkin kaygılar, kriz hazırlığı ve acil durum planlarından insani yardım müdahalelerine ve kriz sonrası yeniden yapılanma ve toparlanma çalışmalarına kadar insani yardım faaliyetlerinin her aşamasında dikkate alınmalıdır.

Yurt içi ve küresel tedarik zincirlerindeki çocuk işçiliği risklerinin ele alınması önemini korumaktadır. Çocuk emeğinin ve insan haklarına yönelik diğer risklerin en belirgin olduğu, tedarik zincirlerinin daha düşük kademelerinde faaliyet gösteren kayıtdışı mikro ve küçük işletmeler bu konu bakımından özellikle önemlidir. Hükümetler, tedarik zincirlerinde çocuk işçiliği riskleri bakımından caydırıcı olacak kamu alımları yoluyla öncülük edebilirler.



COVID-19 krizi nedeniyle, tüm bu politika alanlarında ve bağlamlarda gerçekleştirilen eylemler, hükümetlerin sınırlı mali olanaklara sahip olduğu böyle bir zamanda çok daha acil hale gelmiştir. Politika tercihlerinin ve kaynak tahsisinin sağlam olması kritik önem taşıyacaktır. Çocuk işçiliğine ilişkin ülke düzeyindeki kanıt temellerinin güçlendirilmesi, yerel önceliklerin tanımlanmasında ve politika ve harcama kararlarının yönlendirilmesinde yardımcı olacaktır. Hükümetler, işveren ve işçi örgütleri arasında sosyal diyalog da her nerede gerçekleşirse gerçekleşsin, çocuk işçiliğinin ve buna ilişkin zorlukların ele alınmasına yönelik uygun ve duyarlı politikaların geliştirilmesinde son derece önemlidir.

Hükümetlerin, mali alanlarını genişletmek amacıyla yaratıcı kaynak seferberliği stratejilerini benimsemesi gerekecektir. Küresen salgın nedeniyle oluşan bütçe açıkları göz önüne alındığında, finansman açığının uluslararası toplum tarafından doldurulması gerekecektir. Sanayileşmiş ülkelerin birçoğu, resmi kalkınma yardımı (RKY) ve sürdürülebilir kalkınmaya yönelik finansman bakımından verdikleri uzun süreli taahhütler konusunda bekleneni verememektedir. Bu durumun değişmesi gerekmektedir.



Sosyal harcamaların yerini artan borç ödeme hizmeti ödemelerinin almasını engellemek için, halihazırda ağır borç altındaki ülkelerde borçların hafifletilmesi ve yeniden yapılandırılması sağlanmalıdır. En büyük zararı en muhtaç durumdaki çocuklara ve ailelere veren kemer sıkma önlemlerine bağlı olarak kredi akışlarına yönelik acil ihtiyaçların doğduğu geçmişteki hatalardan kaçınmalıyız.

COVID-19 krizi, küresel zorlukların aşılmasında uluslararası işbirliği ve ortaklığa yönelik ihtiyacın önemli bir hatırlatıcısı olmuştur. Bu durum 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi’nde yer alan diğer kritik kalkınma öncelikleri için olduğu kadar, çocuk işçiliğinin sona erdirilmesi için de geçerlidir. Çocuk işçiliğinin sona erdirilmesi, tek bir tarafın yalnız başına çözemeyeceği kadar büyük bir görevdir. Ülkeler, evrensel olarak kabul görmüş 182 Sayılı ILO Sözleşmesi, Madde 8’in ruhuna uygun olarak bu konuda iş birliği yapmalıdır.

 

182 sayılı ILO Sözleşmesi, Madde 8

Üyeler, ekonomik ve sosyal kalkınmanın, yoksulluğun ortadan kaldırılması programlarının ve evrensel eğitimin desteklenmesini de içerecek şekilde uluslararası iş birliği ve/veya yardımlaşmanın artırılması suretiyle bu Sözleşme hükümlerini yürürlüğe koymak üzere birbirlerine yardımcı olmak için uygun önlemleri alırlar.


İttifak 8.7, çocuk işçiliği konusunda hükümet ve hükümet dışı aktörler arasında iş birliğinin kolaylaştırılmasında önemli rol oynamaktadır. 2016 yılında faaliyete geçen İttifak 8.7 adlı küresel ortaklık, Hedef 8.7’ye ilişkin faaliyetlerin hızlandırılmasının yollarını aramak için hükümetler, çok taraflı kuruluşlar, işçi ve işveren örgütleri, hükümet dışı kuruluşlar, akademik kurumlar ve düşünce kuruluşlarını bir grupta toplamaktadır. İttifak, araştırmaların yapılması ve bilgi paylaşımı, yenilikçiliğe özendirme ve kaynakların artırılması ve harekete geçirilmesi olmak üzere üç stratejiye odaklanmaktadır.

Çocuk işçiliğinin sonlandırılmasına yönelik eylemlerin, küresel taahhütler ve hedeflere uygun olarak yeniden rayına oturtulması acil bir meseledir. Bu raporda yer alan kanıtlar riskleri özetlemekte ve çözümlere işaret etmektedir. Gereken önlemler ve yatırımlar iddialı olsa da COVID-19 küresel salgını, insanlığın refahı tehlike altına girdiğinde bunların mümkün olabileceğini fazlasıyla göstermiştir. Çocuklara, çocuk işçiliğine son vereceğimize dair söz verdik. Kaybedecek zamanımız yok.
 

 
Çocuk işçiliğine ilişkin eğilimlere genel bakış
 
 
Çocuk işçi olarak çalışan 5 ila 17 yaşındaki çocuklar
Tehlikeli işlerde çalışan 5 ila 17 yaşındaki çocuklar
 
2016
2020
2016
2020
 
Sayı
%
Sayı
%
Sayı
%
Sayı
%
Dünya genelinde toplam   151.600 %9,6 160.000 %9,6 72.500 %4,6 79.000 %4,7
Cinsiyet Kız çocukları 64.100 %8,4 62.900 %7,8 27.800 %3,6 28.800 %3,6
  Erkek çocukları 87.500 %10,7 97.000 %11,2 44.800 %5,5 50.200 %5,8
Age 5-11 yaş 72.600 %8,3 89.300 %9,7 19.000 %2,2 25.900 %2,8
  12-14 yaş 41.900 %11,7 35.600 %9,3 16.400 %4,6 18.100 %4,8
  15-17 yaş 37.100 %10,5 35.000 %9,5 37.100 %10,5 35.000 %9,5
ILO bölgeleri Afrika 72.100 %19,6 92.200 %21,6 31.500 %8,6 41.400 %9,7
  Sahraaltı Afrika 70.000 %22,4 86.600 %23,9 30.500 %9,8 38.600 %10,7
  Arap Ülkeleri 1.200 %2,9 2.400 %5,8 600 %1,5 1.900 %4,5
  Asya ve Pasifik 62.100 %7,4 48.700 %5,6 28.500 %3,4 22.200 %2,6
  Amerika Kıtaları 10.700 %5,3 8.300 %4,3 6.600 %3,2 5.700 %2,9
  Latin Amerika ve Karayipler 10.500 %7,3 8.200 %6,0 6.300 %4,4 5.500 %4,0
  Avrupa ve Orta Asya 5.500 %4,1 8.300 %5,7 5.300 %4,0 7.900 %5,5
Ulusal gelire göre gruplandırma Düşük gelir 65.200 %19,4 65.000 %26,2 29.700 %8,8 28.700 %11,6
  Düşük-orta gelir 58.200 %8,5 69.700 %9,0 33.500 %4,9 33.600 %4,3
  Üst-orta gelir 26.200 %6,6 23.700 %4,9 7.800 %2,0 15.300 %3,2
  Yüksek gelir 2.000 %1,2 1.600 %0,9 1.600 %1,0 1.500 %0,8

Not: Sayılar bin olarak ifade edilmiş ve yuvarlanmıştır.


 


FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum