Bir Şey’ler oldu
Reklam
Reklam
Reklam

Bir Şey'ler oldu

Çağlar Çakır Yazıları / Bir Şey’ler oldu

Bir Şey'ler oldu

Çağlar Çakır Yazıları / Bir Şey’ler oldu

Bir Şey'ler oldu
17 Şubat 2020 - 10:39

Aslında bir yaşam tarzı olan eğitim serüveni yeryüzündeki tüm canlıların karakterinin büyük bir bölümüne etki etmektedir. Hatırlayalım! Yaradılış hikayemizin insanoğluna anlatılacağı ilk gün bile şunu işittik. ‘OKU’
 
Lakin ne yazık ki günümüzde artık pek de mümkün olmayan bu yaşam tarzımız hayatımızdan yitip giderken yerini aldığı şeyler korkunç ve içler acısı.
 
Küresel yaşam etkilerinin hızla hayatımıza girmeye devam ettiği bu günlerde her saniye yaşamımıza dahil olan yeni icatların hayal aşamasını , kurgu sürecini ve sonuca giden yolda çekilen cefanın sefaya dönüşmeden önceki verdiği zahmetlerle ilgilenmeden yaşananları izlemeyi ne yazık ki huy edinen bir toplum haline geldik. ( Kim bilir belki de getirildik.)
 
-‘Tüh ya! Nasıl da ben düşünemedim bunu..’ demecinin arkasına sığınarak bir günümüzü daha toz pembe hayallerimizin huzurunda sonlandırmaya devam ettik.
 
Günlerimiz böyle devam ederken hayatın bizden çaldığı her bir saniyenin ne kadar da kıymetli olduğunu ne yazık ki anlamayacak kadar algılarımızın kapandığı bir dönemde kendi yağımızda kavrulmuyoruz da adeta boğuluyoruz.
 
Neden mi? Şöyle devam edeceğim ki 2019 yılına damga vuran ve tarihe geçen o efsane cümleyi bir kez daha anarak asıl meseleye geleceğim. Nedir o diye soracak olursanız bknz: ‘Bakın burası çok önemli ve kesinlikle bir şeyler oldu’ evet evet ne yazık ki bir şeyler değil çok şeyler oldu , oluyor ve umarım daha fazlası olmaz!
 
Yeni bir asrın ilk çeyreğini bitirmeye ramak kala bir dönemdeyiz. Belki size çok uzun gelecek olan o 5 yılın, içinde bulunduğumuz durum itibariyle ne yazık ki kısacık bir zaman olacağını hatırlatmaktan huzursuzluk duyuyorum. Çünkü milyarlarca yıldır dönmekten sıkılmayan bu çılgın yaşam alanımız da neler değişti neler? Aslında tarih sahnesinin baş mimarlarından olan bizler çok da yabancı değildik… Her değişime yön veren ve aslında vermeye de devam edebilecek bir kapasiteye sahip olan bizlere ‘bir şeyler oldu’ … neyse?(!)…
 
Şu dönek dünyanın tarihine yön veren , nice alimler yetiştiren , nice destanlar yazan , bir çağı kapatıp başka bir çağı başlatan köklü milletimiz asırlarca enteresan hatalar yapmaktan da bir o kadar çekinmedi.
 
Birçok kültürle iç içe bağdaşmış olmamıza rağmen en az asimile olan soyumuz 2000’li yıllarda inanılmaz şovlar yapmaya devam ediyor. Tam bitti denildiği anda yeniden ayağa kalktığımız tüm dönemlerin aksine bir kalpazanlık bir vurdumduymazlık ‘-amaan ben mi kurtaracağım’ gibi acı cümleler işitir olduk.
 
Neden biliyor musunuz?

Birileri geldi ve bizim ayarımızla fena halde oynadı. Kim olacak? Tabii ki dış mihraklar!
 
Lakin onun öncesinde bilirsiniz ki bizler millet olarak şöyle bir süreç yaşadık…
 
Bakınız burası çok önemli’
 
Masmavi gözleri şanlı tarihimize ve geleceğimize öyle bir yansıdı ki nefes aldığımız şu an bile bize kattığı değer kitaplara sığamayacak kadar çokken onu sadece 5 sayfaya indiren tarih kitaplarına sahip oluverdik birden.  Biliyorsunuz değil mi kimden bahsettiğimi ? Başkomutandan , başöğretmenden, kurucu liderden , son asrın en büyük devrimcisinden bahsediyorum. Lakin bu yeni asırda ortaya çıkanından değil. Gerçeğinden bahsediyorum. Bilirsiniz , iyi de tanırsınız. Gazi Mareşal Mustafa Kemal ATATÜRK’ten bahsediyorum. Bütün hayatını tek bir davaya gözünü kırpmadan adayan ve bütün devrimlerin eğitimden geçtiğini bize her cümlesinde vurgulayan o muazzam Paşa… Geldi kurtardı , yetmedi yenisini kurdu , yetmedi üretti , yetmedi üretimin devam etmesi için üretene değer verdi ve destekledi yetmedi eğitti yetmedi yetmedi yetmedi. Yetmeyen aslında bazılarının sadece aklı idi…
 
Onlar bizim tüten bacamıza , kaynayan aşımıza ve geleceğimize göz dikti!
 
Geleceğimize kendilerince yön verebilmek için tek bir gerçek vardı ki… Eğitmeyelim , okutmayalım , öğretmeyelim. Peki bunu nasıl yapacaktılar?  şimdiye kadar neler yaptılar?  Ne yapmayı planlıyorlar?
 
‘Bakın işte burası çok önemli’
 
Neler mi oldu! Hadi üzülerek hatırlayalım ;
 
İlk olarak genel bir ‘iktidar’sızlıkla eğitim sistemimiz ne yazık ki 16 yılda 15 kez değişti ve bu değişken düzende gelecek kaygısının korkusuyla bir başarı elde etmeye çalışan yeni neslimiz maalesef ki bu süreçte tek bir edebi tekerleme öğrenebildi.
 
‘Minareden at beni in aşağıya tut beni’…
 
Peki bu değişen 15 sistemde ne mi eksikti?
 
Tabii ki de ‘Omurga’.. Nasıl ki bir canlıyı ayakta tutan en önemli gerçek ‘omurga’ ise bu sistemlerin hiç birinde geleceğimizi ayakta tutan bir omurga sistemi mevcut değildi. Sürekli olarak değişim gösteren bu süreç yeni nesli sille tokat eziyordu. Lakin tavşan dağa küsmüş dağın tavşandan bile haberi yoktu. Çünkü kararı alan yetkililer anlık süreçte dağın tükenmeyeceğine öyle bir inanıyordu ki göz ardı edilen gerçek kanayan en büyük yaramızdı.
 
Devam etmek gerekirse her saniye güncellenen ve içinde bulunduğumuz dijital çağın değişimini izleyerek gereken önlemleri alıp genç beyinleri eğitip ‘milli teknolojiyi’ üretmek yerine mevcut üretimi satın almayı öğrettiler. Bununla kalmayıp satın alınanı ne doğru kullanmayı öğrettiler ne de geliştirmeyi öğrettiler. Çünkü ne de olsa el oğlu üretiyordu ve bizler de alıyorduk. Elimize türlü türlü ürünleri icat edip verenlere bir bakalım. Ne bizde ki kadar fosforlu icatlarını kullanıyorlar ne de havasını atıyorlar. Düşünsene üretiyorsun , dünyaya satıyorsun ama övünmüyorsun? Yok kardeşim düşünemezsin çünkü düşünemiyoruz. Yitirdik o hissimizi. Yitirmesek biz üretir biz satardık.
 
Sonra ne mi oldu?
 
Kıymetli evlatlarımız bari ben fizik öğreneyim , matematik öğreneyim , edebiyat öğreneyim dedi. Baktılar ki oradan yürüyeceğiz. Dur! Ne yapıyorsun? Dediler. Oraya da uzandılar. Tek bir kütüphane , tek bir enstitü , tek bir bilim kurgu merkezi kurmadan ‘ne idüğü’ belirsiz cemaatler kurdular ve orada en büyük umudumuz olan yeni neslimizin çocukluğunu , gençliğini , geleceğini ellerinden aldılar ve ‘bir kereden bir şey olmaz’ deyip kenara çekilmeyi tercih ettiler!
 
Ve daha sonra okuyamayan , sorgulayamayan , öğrenemeyen bu çocukları ‘özel okul’ adı altında açılan sözde eğitim kurumu olan ama darphane modeliyle çalışan acımasız kapitalist düzenin içine rant uğruna bırakıverdiler. Tonlarca akan kâğıt paralar ve eğitim sonunda kırmızı kurdeleye sarılmış bir adet kuşe kâğıdı. Lakin yüzüne baktığında arkasını görebileceğiniz kadar bomboş beyinler , bomboş gelecekler…
 
Nereye mi gidiyoruz ? Yok aslında gidemiyoruz. Balçığın içinde yıllardır patinaj eden lastikler artık yandı bitti kül oldu. Üretim lastiğimiz YANDI , Eğitim lastiğimiz YANDI. Milli sermaye lastiğimiz YANDI. Demokrasi lastiğimiz YANDI.
 
Ancak daha önce birçok kez yanan bu millet küllerinden doğarak nice destanlar yazdı. Şimdi o destanı yazacak olan genç nesillerimiz. Göreviniz büyük lakin yol uzun ve meşakkatli. Eğer ki başarırım derseniz. Okuyun , çok okuyun ancak doğru olanı okuyun. O kadar çok okuyun ki sizler ‘kandırılan’ olmayın. Allah muhafaza sonra ‘bir şeyler’ oluyor ve inanılmaz acılar çekiyoruz.
 
Nice acılar çekmemek için , güneşli günler için , aydınlık gelecekler için sevgili kardeşlerim okuyun , okuyalım ve her daim okutalım…


YORUMLAR

  • 1 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
TÜKODER: Özel okullara, yurtlara ve servislere yapılan peşin ödemelerin tüketiciye iadesi yapılmalı
TÜKODER: Özel okullara, yurtlara ve servislere yapılan peşin...
TÜDER Genel Başkanından “Askıda Ekmek” kampanyası çağrısı
TÜDER Genel Başkanından “Askıda Ekmek” kampanyası...