Bilgi çağında tüketici hakları nerede?
Reklam
Reklam

Bilgi çağında tüketici hakları nerede?

Her yıl olduğu için bu yılda Tüyap Kitap Fuarında yerini alan Tüketiciyi Koruma Derneği (Tükoder), Beylikdüzü Şubesinin düzenlediği önemli bir etkinliğe de imza attı. Bir buçuk yıldır, “Birlikten güç doğar” anlayışı ile ortak çalışmalara imza atan, tüketici haklarının kazanılıp korunmasında ve geliştirilmesinde etkin roller üstlenen tüketici federasyonları bu kez TÜKODER’in düzenlediği "Bilgi Çağında Tüketici Hakları" panelinde bir araya gelerek tüketicinin güçlü sesi oldular.

Bilgi çağında tüketici hakları nerede?

Her yıl olduğu için bu yılda Tüyap Kitap Fuarında yerini alan Tüketiciyi Koruma Derneği (Tükoder), Beylikdüzü Şubesinin düzenlediği önemli bir etkinliğe de imza attı. Bir buçuk yıldır, “Birlikten güç doğar” anlayışı ile ortak çalışmalara imza atan, tüketici haklarının kazanılıp korunmasında ve geliştirilmesinde etkin roller üstlenen tüketici federasyonları bu kez TÜKODER’in düzenlediği "Bilgi Çağında Tüketici Hakları" panelinde bir araya gelerek tüketicinin güçlü sesi oldular.

Bilgi çağında tüketici hakları nerede?
07 Kasım 2019 - 14:31

Jale Yanılmaz- İstanbul / Yaşamsal varlığı yaptığı tüketime bağlı olan insanın onurlu yaşam sürecinde mağduriyet yaşamaması için haklarının bilgi ve farkındalığına varması, aynı zamanda da tükenmeden tüketebilmesi için, tüketim bilinç ve sorumluluklarına vakıf olabilmesi büyük önem taşıyor. Bu anlamda kurulan tüketici örgütleri Türkiye’de otuz yılı aşkın süredir gönüllülük çalışmaları ile bu sürece önemli katkı sağlıyor. Küçük dernekleşmelerden federasyonlaşmalara ulaşıldığı günümüzde örgütlü gücün büyüdükçe etkili olacağının farkındalığıyla yapılan çalışmalarla, tüketici örgütlenmesinde konfederasyonlaşma sürecine büyük adımların atıldığını da müjdeleyebiliriz.


 
Bir buçuk yıldır, “Birlikten güç doğar” anlayışı ile ortak çalışmalara imza atan, tüketici haklarının kazanılıp korunmasında ve geliştirilmesinde etkin roller üstlenen tüketici federasyonları bu kez Tüketiciyi Koruma Derneği TÜKODER’in Tüyap Kitap Fuarı’nda düzenlediği "Bilgi Çağında Tüketici Hakları" panelinde bir araya gelerek tüketicinin güçlü sesi oldular.
 
5 Kasım’da Tükoder Beylikdüzü Şube Başkanı Ruhi Orhan’ın moderatörlüğünde gerçekleşen panelde, Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Genel Başkanı Aziz Koçal, Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, Tüketici Örgütleri Federasyonu (TÖF) Genel Başkanı Fuat Engin, Ticaret Bakanlığı Tüketici Uzmanı Kutlu Köycü, ulusal ve uluslararası etkileşimde önemli mesafe kat edilen teknoloji ve bilgi çağında tüketici haklarının, tüketici bilincinin ve davranışlarının ulaştığı mesafeye ışık tuttu. Evrensel Tüketici Haklarının ülkemizde karşılığını bulabilmesi için daha neler yapılması ve hatta neler yapılmaması konusunda bilgilendirdiler.


 
Panelde ilk konuşmayı yapan Ticaret Bakanlığı Tüketici Uzmanı Kutlu Köycü, panel konusunun önemine dikkat çekti. Ticaret Bakanlığı bünyesinde üzerinde çalışmalar yürüttükleri, raporlar hazırladıkları bir konu olduğunu söyleyen Köycü, “Dünya artık dijital ekonomiyi tartışıyor. Dijital ekonomide tüketici güvenliğini, dijital ekonomide kişisel verileri, planlı eskitmeyi tartışıyor yani, 80’lerde 90’larda formüle edilen tüketici politikasından biraz daha farklı bir alana kaymak üzereyiz. Bu manada Avrupa Birliği, OECD, G20 gibi önemli uluslararası kuruluşların çok ciddi raporları var. Biz bunları Türkçeye çeviriyoruz ve federasyon başkanlarımızla müzakere ediyoruz, Türkiye’nin tüketiciyi koruma politikası stratejisi nasıl belirlenir onu hazırlamaya çalışıyoruz” dedi.


 
Bakanlıkça, 2 milyon Euro’luk yeni bir Avrupa Birliği katılım öncesi mali yardım projesi yürüttüklerini ifade eden Köycü, “Türkiye’nin dört bir yanında tüketici bilincini geliştiren, insanların hak arama hürriyetlerini ilerletmeye çalışan, tüketici hakem heyetlerini geliştirmeye çalışan ve en önemlisi tüketici derneklerinin Batı Avrupa’daki örneklerine yakın bir noktaya getirmeye çalışan bir Avrupa Birliği projesinde federasyon başkanlarımızla bir partnerlik, bir paydaşlık ilişkisi içerisinde çok yapıcı çalışıyoruz” diyerek federasyonlara teşekkür etti. 
 
 
 
İkinci konuşmayı “bilgi çağında tüketicinin hukuku” konusunda yapan Tüketici Örgütleri Federasyonu (TÖF) Genel Başkanı Fuat Engin, gelinen noktada tüketici haklarının, hukuku kullanmak sürecinden geçtiğini, vereceği örneklerin, geçen yirmi beş yıllık süreçte tüketicinin haklarının hukuksal olarak ne ölçüde aranabildiği ve ne ölçüde çözümler üretilebildiği konusunda ipuçları vereceğini söyledi.



Tüketicinin hukukunun işlemesi için belli mekanizmaların olduğunu, bu kapsamda Bakanlığın Tüketici Bilgi Sistemi (TÜBİS) diye de bir sistem kurduğunu fakat bu sistemin yirmi yılı doldurmasına rağmen aksaklıkların devam ettiğini ve çözüm üretmekten çok sorun ürettiğini, özellikle hakem heyetlerinin işleyişinde sıkıntılar oluşturduğunu ifade etti.

Engin, “Gerek raportörlerin çalışmalarından gerek karar süresinin ortaklaşmasındaki eksikliklerden bunu tespit edebiliyoruz” dedi.



Konuşmasında, tüketici mahkemelerindeki sakıncalara dikkat çeken Engin, “Birçok sakınca burada var. Davayı açıyorsunuz, mahkemelerin sayısı yetersiz, sekiz aydan önce duruşma günü alamıyoruz. Duruşma aralıkları yaklaşık bir yıl. Yani bir tüketici mahkemesinde hukuken hakkımızı alabilmek ya da bu konuda sonuca ulaşabilmek iki buçuk yıl, bir de bunun istinafını üstüne koyduğumuz zaman bazen üç yılı bulan, istisnai olarak da dört yılı bulan davalar olduğunu biliyoruz.  O yüzden bugün tüketici hukukunun işleyebilmesindeki temel konu, tüketici mahkemelerinin işleyişinin yeniden düzenlenmesi ve bu işleyişlerde basit usulde yargılamayı esas alan tüketici kanunu mantığının doğru ve pratik olarak kısa sürede uygulanmasıdır. Çünkü uzayan süre bazı haksızlıkların ortaya çıkmasına ve hak aramada caymalara neden oluyor” dedi.



Fuat Engin konuşmasında federasyonların son günlerde en çok karşı mücadele verdiği “arabuluculuk” şartına da değindi. Engin bu konuyla ilgili şunları söyledi:

“Bütün bunlar olmuyormuş gibi bir de başımıza “arabuluculuk” şartı getirdiler. Çok acıdır ki devlet eliyle bir afiş basılmış- Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığının hazırladığı bir afiş- tüm adliyelerde ve barolarda olduğunu biliyoruz. Ve bu afişi sosyal medyadan bulduk. Afişte diyor ki, “işçi- işveren, işveren-işveren, esnaf-tacir, kiracı-kiraya veren, alacaklı-borçlu, tüketici-esnaf, davacı-davalı bütün işler için hukuki uyuşmazlıklarında arabuluculuğu kullanın, kazançlı çıkın. Kaybedeni olmayan, her iki tarafın da kazandığı bir çözüm yoludur arabuluculuk.” Bu devlet eliyle tüketicinin yanıltılması ve aldatılmasının belgesidir. Neden? Burada ihtiyari bir durum yok. Bugün ikinci yargı paketinde tüketici işlemlerinde arabuluculuğun zorunlu olmasına ilişkin hükümler var ama daha TBMM’ye bile sunulmamış, hatta hakem heyetlerini kaldırıp burada da arabuluculuğu dayatması söz konusu olacaktı.

 

Yasa olmadan tüketici işlemlerinde arabuluculuk dayatması bir süre sonra hakem heyetlerinin kaldırılmasını getirecektir

Federasyonların ortak mücadelesi ve bakanlığın da bize verdiği destekle hakem heyetlerinin bu konudaki işlevi yerinde kaldı. Hakem heyetleri kararları ve hakem heyetleri kararlarına yapılan itirazların olası yasalaşacak olan arabuluculuk sisteminde olmayacağı ortaya çıktı. Fakat bugün bir bakıyoruz ki, geçen günlerde açtığımız bir davada İstanbul Anadolu 4. Tüketici Mahkemesi bir yazı gönderiyor ve diyor ki, “Dava dilekçenizde arabuluculuk şartına ilişkin belge eklenmemiştir. Ekleyiniz, eklemediğiniz takdirde davanızı reddedeceğim.” Biz buna zehir zemberek bir yazı yazdık, neden arabuluculuk sisteminin bu işlerde işlemeyeceğini anlattık. Şu ana kadar bir geriye dönüş yok. Bu yetmiyormuş gibi bütün bunları beklerken Türkiye’nin değişik yerlerinde münferit davaların arabuluculuğa gittiğini, arabuluculuktan dolayı istinaflara gittiğini biliyoruz. Ve en son Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Mahkemesinin yeni bir kararı geldi ki çok acı: bir üye hâkimin muhalefet şerhine karşı istinaf diyor ki, bu kredi kartı KMH hesaplarında açılan davaların tamamı ticari işlemdir ve bu yönüyle arabuluculuk şartı aranmalıdır. Bir diğer muhalefet yapan hâkim ise, aynen bizim gibi şartları koyuyor, "hayır" diyor, "burada bunu bu şekilde değerlendiremezsiniz, burada bir tüketici işlemi vardır"... Bir tek bankalarla yaşanıyor bu sorun. Adalet Bakanlığı ile Fransız kuruluşları arasında yaratılan-bu afişten de anlaşılıyor- bir sonucun olduğunu düşünüyorum. Buna karşı tüketicilerin direnmesi gerektiğini düşünüyoruz. Buna karşı ortak mücadelenin boyut kazanması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü bir biliyoruz ki yasa olmadan tüketici işlemlerinde arabuluculuk dayatması bir süre sonra hakem heyetlerinin kaldırılmasını getirecektir. Bunu kabul etmek mümkün değil.”  


 
Konuşmasını bilgi çağında tüketicinin bilgilenme hakkı üzerine yapan Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz, kurulduğu yıldan bu yana fuarın müdavimi olduğunu ve bu fuarın bilgilenme adına önemini dile getirdi. Deniz: “Tüyap’tayız, bilginin olduğu yerdeyiz. 38 defadır bu fuar yapılıyor ve bendeniz 38 defadır ziyaret etmeyi başardım, kendi rekorumu geliştirdim. Bu fuarı önemsiyorum. Kitabın, okurun, yayıncının, yazarın bir araya geldiği çok müstesna bir çalışma. Bu fuarda da her seferinde Tükoder stant açıyor, gelen gençlere, okuyuculara, ziyaretçilere tüketici hakları ile ilgili yardımcı olmaya, bir şeyler anlatmaya çalışıyorlar” dedi. 



Bilgilenme hakkının, 1985 tarihli Birleşmiş Milletler Evrensel Tüketici Hakları Bildirgesinde sayılan temel tüketici haklarından biri olduğunu söyleyen Deniz, tüketicinin bilgilendikçe rekabet ortamını oluşturma ve bu rekabet ortamında da kendi yaşam konforu içerisinde en doğru kararı verebilme ehliyetine sahip olacağını vurguladı.

Gözlerden kaçırılmaya çalışılan birçok konu da tüketicinin kendi gözünün önüne özellikle bu sosyal medya ile şap diye düşüveriyor

Deniz: “Bilgilenmeyle ilgili yıllar içerisinde gelişmeler kaydediliyor hiç şüphesiz. Daha önceden medya organlarıyla, yazılı basınla, daha sonra televizyonla, şimdilerde de artık internet üzerinden bu hakkımızı yerine getirmeye çalışıyoruz. Tüketici ne kadar çok bilgilenirse, seçeceği, satın alacağı, tercih edeceği ile ilgili o denli doğru karara ulaşacaktır. Kendisini belki de olumsuzluklardan koruyabilecek şekilde, o bilgi edinme hakkının yardımıyla kararını verecektir. Bu anlamda gözlerden kaçırılmaya çalışılan birçok konu da tüketicinin kendi gözünün önüne özellikle bu sosyal medya ile şap diye düşüveriyor. Bundan yaklaşık bir yıl önceydi, ithal edilen hayvanlarla ilgili bir hastalık çıkmıştı. Sosyal medyaya yansımasaydı belki de o hayvanların soframıza gelme ihtimalinin olabileceğini düşünüyorum. Sosyal medyaya yansıdı, biz tüketici örgütleri bilgi edinme hakkından yararlanarak Tarım Bakanlığına sorduk, "imha mı ettiniz, ne yaptınız?" diye.  Aynı şekilde özellikle Rusya’ya gönderilen narenciye ürünleri ile ilgili sorun her yıl birkaç defa yaşanır. Ürünler iade edilir, "iade edilenleri ne yapıyorsunuz, Türkiye tüketicisine mi yediriyorsunuz?" diye sormaktan geri kalmıyoruz” dedi.



Sosyal medyanın, salt tüketicinin örgütlenmesi değil, toplumun örgütlenmesi, insan haklarının, demokratik hakların kullanılması ve bir baskı oluşturulması noktasında çok ciddi bir aktivite ve kabiliyet sağladığını söyleyen Mehmet Bülent Deniz, diğer yandan sosyal medyadaki dezavantajlara da dikkat çekti:

Nefret suçu oluşturmadığı, suç işlemeye teşvik etmediği sürece düşünceler özgürce ifade edilebilmeli
 
“Bu noktada biz yine de bilgi çağında, internet çağında, ışık hızı çağında tüketicinin bilgilenme hakkını kullanırken bunun olumlu olduğunu söylüyoruz ama diğer taraftan her avantajın bir de bazı dezavantajları da gündeme gelebiliyor. Bunları tüketici hareketinin neferleri sizler çok iyi biliyorsunuz. Sosyal medya üzerinden yapılan dolandırıcılıklardan tutun da özellikle tüketici tercihini yanıltabilecek, tüketici algısını değiştirebilecek bir takım sosyal medya paylaşımlarıyla tüketici etkilenmektedir. Bu anlamda tüketicinin daha önce yaşadığı basın döneminde olduğu gibi, çarşı pazarda görerek, gözlemleyerek, sorarak bilgi edindiği dönemde olduğu gibi, şimdi internet döneminde de kendi algısı ile ilgili manipülatif yaklaşımları bertaraf etmesi yine kendisinin boynunun borcu haline geliyor. Biz sosyal medya veya internet ortamındaki bu bilgilenmenin dönem dönem sınırlanıp sınırlanmamasına yönelik birtakım tartışmaları izliyoruz, hatta tüketici örgütleri olarak biz de bu tartışmalara katılıyoruz. “Madem dezavantajları da var, madem şimdiki gençlerin deyimiyle fake haberler ve fake bilgilerle de tüketici veya insanlar yaratılabiliyor o halde bunları engelleyelim” diye kimi zaman içimizden geçen, aklımızdan geçen bir tartışma oluyor. Ben kişisel olarak özgürlüklerin sonuna kadar açık kapı içerisinde olmasını ve herhangi bir sınırlamanın olmamasının, nefret suçu oluşturmadığı sürece veya kişileri suç işlemeye teşvik etmediği sürece insanların düşündüklerini özgürce ifade edebilmeleri gerektiğinin tarafındayım. Dolayısıyla kendi kişisel tercihimden yola çıkarak, tüketiciye yönelik bazı mahsurlu bilgilerin, sakıncalı bilgilerin, tüketiciyi mağdur edecek yaklaşımların sosyal medyada veya bilgi kaynağında engellenmesine ilişkin girişimlerde veya buna ilişkin tartışmalarda tarafımı öbür taraftan yana kullanıyor ve "su akar yolunu bulur" tarzıyla meseleyi değerlendiriyorum.”



Tüketicilerin bilgilenme hakkını kullanmaları için çok doğru ve güzel bir enstrüman
 
Sosyal medyanın bilgileme adına önemli bir enstrüman oduğunu söyleyen Deniz şunları ifade etti:

Bütün bunlardan yola çıkarak 38 yıldır kitap fuarına gelen bir insan olarak ben bilgiye ihtiyacı olan bir insanım, bilgiye susamış, bilgiye aç bir insanım ve kitabın kendi selüloz kokusunu, matbaanın parmakta bırakan izini her zaman tercih eden biriyim ama çağımız artık sosyal medya iletişimi ile dünyayı küçük bir köy haline getiren, günü kısaltan, gündemleri yarımşar saatlik, on beşer dakikalık zaman dilimlerine hapseden, alabildiğine bilgiye de ulaşabileceğimiz bir alandır. Bu alanın tüketicilerin evrensel tüketici haklarının en kıymetli haklarından bir olan bilgilenme hakkını kullanmaları için çok doğru ve güzel bir enstrüman olduğunu düşünüyorum.


 
Öte taraftan bilgilenme hakkıyla ilgili Bakanlık Temsilcimizin de ifade ettiği gibi çağa uymak, çağın gereklerini yerine getirmek ve bu çağın gereklerini tüketici hareketinde bir avantaja dönüştürebilmek adına başta TÜBİS olmak üzere internet üzerinden tüketicinin bilgiye, hak arama noktalarına ulaşabileceği çok sayıda enstrümanı da kullanıma açtık, daha da açacağız, düşünüyoruz, planlıyoruz, tasarlıyoruz ve uygulamaya geçecektir.”  
 
Yeni bir bebek doğdu

Mehmet Bülent Deniz yaklaşık bir ay önce kurulan yeni bir derneğin bilgisini de paylaştı: “Bir bebek tanıtacağım şimdi size, yaklaşık bir ay önce doğdu. Tüketici örgütlerinin arasına yeni katılan bir bebek; Bilişim Tüketicileri Derneği. Örgüt bebek ama başkanı yirmi beş yıldır bu işin içerisinde. Ömer Keser’in yirmi beş yıllık deneyimi ile tüketici hareketine çok ciddi katkılar sağlayacak.”
 
Panelin son konuşmasını yapan Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Genel Başkanı Aziz Koçal, “Bilgi çağında o kadar çok konu var ki, yani teknoloji ilerledikçe tüketicinin sorunları da büyüyor aslında. Teknoloji ilerlemese tüketicinin belki de bu kadar sorunu olmayacak. Dolayısıyla yasamızın da her yıl teknolojinin gelişmesine paralel güncellenmesi gerekiyor” dedi.


 
Konuşmasında, tüketicinin algısında önemli rol oynayan, tüketici ihtiyaçlarının sıralamasını dahi değiştirebilecek düzeyde etkileyen “reklamlar” konusunu ele alan Koçal, reklamlardaki en önemli konunun aldatıcı ve yanıltıcı reklamlar olduğunu söyledi.

Koçal: "Aldatıcı reklamlar, tüketicide algı oluşmasına, tüketicinin ihtiyaç sıralamasını değiştirmesine, tüketici sağlığının ciddi boyutta etkilenmesine ve ileriye dönük kalıcı hasarlar oluşturmasına neden olmaktadır ve bu reklamlar o kadar ileri gitti ki gıdalarda bile bizleri etkileyebilmektedirler. Reklamlarla gerek yazılı basında gerek görsel basında gerekse en önemli etkileşim alanı sosyal medyada tüketici üzerinde çok ciddi algı operasyonları oluşturulmuştur” dedi.



Bir reklamda doktor varsa o reklam sahtedir

Federasyon bünyesinde “Reklam İzleme Komisyonu” oluşturduklarını ifade eden Koçal, komisyonun sadece 2019 yılında otuza yakın reklamı bakanlığa şikâyet ettiklerini belirtti.  Koçal: “Genel Başkan Vekilimiz Sinan Vargı’nın başkanlığında oluşturduğumuz reklam izleme komisyonumuz var. Üç beş arkadaşımız zaman zaman vakitlerini ayırıp gönüllülük temelinde reklamları izleyerek, reklamın aldatıcı olduğuna kanaat getirdiklerinde bu reklamla ilgili yayın tarihi, mecrası ve çektikleri birkaç fotoğraf ile bakanlığa şikâyette bulunuyorlar. Sadece 2019 yılında otuza yakın reklam şikâyet ettik bakanlığa.  Henüz iki tanesi sonuçlandı. Biri, izotermik sulu mendil dediğimiz yani bildiğimiz ıslak mendil ile ilgili olan başvurumuzdu. Henüz bir hafta önce bakanlık başvurumuzu haklı buldu ve firmaya 341.921 lira ceza kesti ayrıca reklamı durdurdu. Yine haziran ayında bir başvurumuzu sonuçlandırdı. Bildiğimiz şampuan… Kepeğe etkili gelir vs vs. Ve bu reklam, “Dermatoloji Derneğinin tavsiyesi üzerine” denilerek, bir üniversitede hocaların kurduğu derneklerin ismini kullanarak yapılan bir reklamdı. Bu reklam için de firmaya aynı tutarda ceza geldi” bilgisini paylaştı.


 
“Bir reklamda doktor varsa o reklam sahtedir” diyen Aziz Koçal, doktorların reklam yapamayacağını reklamlarda rol alamayacağını, bunun meslek etiği açısından yasak olduğunu vurguladı. Koçal bu konuda tüketicilere, inandırıcı bulmadıkları, aldatıcı oluğunu düşündükleri reklamları tüketici derneklerine, bakanlığın reklam kuruluna şikâyet etme hakları olduğunu hatırlattı.
 
Koçal: “15-20 gün önce bir televizyon kanalında zayıflatıcı ilaçlarla ilgili bir program vardı buraya katıldık. Bu ilaçların yanıltıcı yönü ile ilgili, tüketici sağlığını ilgilendiren yönleri ile ilgili gerekli açıklamalarda bulunduk. Dört defa tekrarı yayınlandı. Dördüncüsü yayınlanırken bir tüketici sosyal medyadan bana ulaştı. “Ben bunu kullandım, zayıflama yerine daha da kilo aldım” dedi. Şimdi dokümanlarını aldık ve Reklam Kuruluna, Sağlık Bakanlığına yönlendirdik” dedi.

Bilinçli tüketicinin, ihtiyaç sıralamasını yaptığında, reklamın o sıralamasını etkileyip değiştirmesine izin vermemesi gerektiğine dikkat çeken Koçal, tüketici örgütlerinin de eğitim çalışmalarında bu konuya önem vermeleri gerektiğini ifade etti.



Tüketicinin kazanılmış hakkını asla ve asla pazarlık konusu yapmayacağız
 
Birlikte hareket edildiğinde, ortak tepki oluşturulduğunda sonuç alınabildiğini söyleyen Koçal “Bizim sloganımız şu: "6502 sayılı yasayla tüketicinin kazanılmış hakkını asla ve asla pazarlık konusu yapmayacağız"... İki yıl önce meclisten bir yasa geçti. Onca mücadele verdik ama cezaları veren 77. maddeye bir madde eklendi. Tamamen bakanlık yetkilerinden kurulan ve içerisinde tek bir tüketici temsilcisi dahi olmayan bir uzlaşma komisyonu, verilen cezaları yüzde elli indirme yetkisi aldı. Komisyona, ceza alan firma müracaat ettiği takdirde cezayı yarıya kadar indirme yetkisi verildi. Efendim bunun gerekçesi de “firma bilmeyerek suç işlerse”… Peki tekerrüründe ne olacak!... Tekerrüründe bu maddeden yararlanmasın maddesini onca çabalamamızı rağmen koyduramadık. Burada kısmen de olsa bir kazanım elde ettik; indirim oranı yüzde 80 idi, yüzde 50’ye kadar diye bir esnek madde koydurabildik, o kadar esnetebildik.


 
Diğer önemli bir konunun sosyal medyadaki aldatıcı reklamlar olduğunu ve bunların çocuklarımızın üzerinde en çok etkiye sahip olan reklamlar olduğunu söyleyen Koçal:

Bir telefonun garantisi iki yıl ve iki yıl sonra bu telefonun birçok özelliği işlevsiz oluyor. Çünkü yenisini çıkarıyorlar ve yenisini satın almaya zorluyorlar. Biz tüketimden gelen gücümüzü kullanmazsak ve tüketici örgütleri olarak sadece yasayla sınırlı kalıp evrensel tüketici haklarının Türkiye’de karşılığını bulması için mücadele etmezsek, bilgi çağında tüketici haklarını tartışıyoruz ya; ne kadar tartışırsak tartışalım mağduriyetler ve haksızlıklar devam edecektir” uyarısı yaptı.
 
 


YORUMLAR

  • 0 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Pronet, Türkiye’deki operasyonlarını sonlandıran Prosegur’un üyelerini devraldı
Pronet, Türkiye’deki operasyonlarını sonlandıran Prosegur’un...
Halk Süt'ten sonra şimdi de Halk Yumurta!
Halk Süt'ten sonra şimdi de Halk Yumurta!