Reklam
Reklam
Reklam

Başımız Ancak Atatürk'ün Huzurunda Eğilir

Belgin Gülbağçalar Yazıları / Başımız Ancak Atatürk'ün Huzurunda Eğilir

Başımız Ancak Atatürk'ün Huzurunda Eğilir
04 Şubat 2021 - 11:23

Çanakkale savaşında gökten ölüm yağıyordu, her taraf yaralı ve ölen askerlerimizle doluydu. Silah ve cephane kadar ve hatta ondan da daha değerli bir şey vardı; "morfin".

O kadar az ki, ancak iyileşme umudu olan yaralı askerlere yapılabiliyor oysa iyileşme umudu olmayan askerlerimizin de ne kadar ihtiyacı var. Çok acı çekiyorlar!

Ameliyathanenin önünde bir masa, masanın başında bir doktor, gelen yaralı askerleri muayene ediyor, kurtulma umudu olmayanlara morfin yapmıyor, yapamıyor ve onların yüzüne bakmadan muayene ediyor, acıma duygusu olmasın diye...

Yine bir yaralı getirilir, ağır yaralı, çok acı çekiyor ama ameliyat olsa da kurtulma umudu yok!
"Baba" diyor yaralı asker, "baba"...
Yaralı asker oğludur ama kurtulma umudu olmadığı için o morfini yapmaz oğluna.
"Bunu gölge bir yere götürün" der.
Daha sonra görevini bir başka arkadaşına devredip gider o gölge yere, oğlu orada ölmüştür.
................................
Ameliyat edilen askerlerden birine komutanı derki;
"Burada senin iyileşmen zor, sen evine git". Şartlar çok ağır ve zordur yaralı bir asker için.
"Peki der komutanım, gideyim de ne zaman döneyim"?
"Yaran kabuk bağlayınca dön" diyor, komutan...

Asker evine döner, hiç görmediği bir kardeşi vardır, kardeşi bir abisi olduğunu bilir ama hiç görmemiştir onu sarılırlar.

Konu, komşu herkes çok sevinir, kimi tavuğun keser getirir, kimi süt, peynir, bir diğeri bal, çabuk iyileşsin diye yaralı asker.

... Ve bir gün kolunu sıyırır ve annesine gösterir; "Anne bak yaram kabuk bağladı ben cepheye dönüyorum" der.

Herkesle vedalaşır, sarılır sıra kardeşine gelir, biliyordur kardeşinin gizli gizli asker ceketinin kopçalarıyla oynadığını zira o güne kadar gördüğü en güzel şeydir küçük çocuğun gördüğü, o kopçalar...

Düğmelerden birini koparır, kardeşine verir "bu senin olsun" der ve gider. Bir daha da geri dönemez!

Kardeşi o kopçayı ömür boyu saklayacaktır, o çocuk "Hababam Sınıfı"nın da yazarı olan şair, yazar Rıfat Ilgaz' dır. Bu anısını yıllar sonra Sunay Akın'a anlatacaktır.

(Sunay Akın'ın Çanakkale'nin bilinmeyen öykülerinden)

Bu ülke Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün eşsiz kahramanlığı, askeri dehası, öngörüsü, onun askerlerinin inanılmaz kahramanlıklarıyla eşi benzeri görülmemiş bir direnişle ve zaferle kurulmuştur.

Aziz Atam'ın "iki büyük eserim" dediği CUMHURİYET'İ de CUMHURİYET HALK PARTİSİ'Nİ de sonuna kadar koruyacağız, bu ülkenin en değerli evlatlarına "terörist" diyebilen bu baskıcı iktidardan da "Atatürk demeyi tercih etmiyorum, deme cesaretini gösteren, Mustafa Kemal'in askerleriyiz sloganından rahatsız olup" yoldaş demeyi tercih edenlerden de... (Sanırsın ki o gün o Ameliyathanenin önündeki hastaları muayene eden doktordu) ...

CHP 'ye monte edilen yüreği HDPPKK' da olan geçici yöneticilerden de...

Sözde "Ermeni soykırımı yıldönümünde Taksim'de Ermeni vatandaşlarımızla birlikte olacağım, diyenlerden, Abdullah Gül ve türevlerinden de...

Bu cumhuriyet ve Cumhuriyet Halk Partisi" bunu gölge bir yere götürün" diyenler ve kardeşine ceketinin düğmesini koparıp vererek giden ve   bir daha geri dönemeyenlerin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ülkesidir, kimseye yedirmeyiz...

 #BUNU GÖLGE BİR YERE GÖTÜRÜN#
"BAŞIMIZ ANCAK ATATÜRK'ÜN HUZURUNDA EĞİLİR"


FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum