Bakırköylü ne diyor?
Reklam
Reklam

Bakırköylü ne diyor?

Melisa Evren Küçük Yazıları / Bakırköylü ne diyor?

Bakırköylü ne diyor?

Melisa Evren Küçük Yazıları / Bakırköylü ne diyor?

Bakırköylü ne diyor?
24 Şubat 2019 - 14:05

Bakırköy halkı; duyarlı bir halk, duygusal bir halk, sanata, çevreye, doğaya, hayvanlara duyarlı, insanların onlar için yaptıklarını yap-ma-dıklarını, etrafta olanları, ol-ma-yanları, ellerini uzatabildikleri engellilerini ve uzatamayıp en-gel-len-diklerini farkında olan, kaliteyi, özellikle de kaliteyi farkında olan bir halktır. Örneğin kendi insanına sahip çıktığı gibi, sokaktaki hayvanlarına da sahip çıkar. Mutludur Bakırköy'ün kedisi, köpeği hatta kuşları ve güvercinleri bile mutludur. Yemek yemeye ve sevilmeye her gün doymaktadırlar çünkü. Öyle ya, kalite için elinden ne gelirse ardına koymaz da, elinden gelemediği olursa da, yapmak isteyip de yapamayacağı kadar büyük planlarının ise, sadece hayalde kalmasını da istemez buranın insanı. Hayallerine sahip çıkar.

Hayal kurmanın değerini bilir misiniz? Sadece kısaca diyebilirim ki, şu anda gördüğünüz ve sizi mutlu eden, yaşam kalitenizi arttırabilecek her şey de bir hayal ile başlamamış mıydı? Belki küçük bir çocuğun, belki de içindeki çocuğu hala yaşatabilen büyük birinin hayali ile...

Ya Makriköy’e ne demeli? Tarihte adı, önceleri Makriköy olarak bilinen Bakırköy’ün tarihi, İstanbul’un tarihidir derler. Öyle ya Ruslar, Fransızlar ve nice görüp âşık olanlar, İstanbul’un eğlence merkezi olmasını uygun görenler, burayı seçerek; bu günlerin 3. bölgesinin belki de göze bu denli girmesini sağlayanlar da, buranın değerini biliyorlardı diyebiliriz.

Nasıl ki, Türkiye’nin ve İstanbul’un jeopolitik konumu tüm sahip olamayanları kıskandırıyorsa, Bakırköy’ün de konumu; gerek tüm ilçelerin arasında bulunup geçiş bölgesi olması, gerek hava, kara ve raylı ulaşımın merkezi olması, deniz ulaşımının olması ve alışveriş deyince ilk akla gelen yerlerden biri olması dolayısıyla içinde yaşayamayanları kıskandıracak kadar akılda kalıcıdır. Bakırköy 1990’larda tümüyle kentleşmiş bir yönetsel birime dönüşmüş, 1989’da Küçükçekmece çıkarılarak ayrı bir ilçe yapılmış, 1992’de Bakırköy ilçe sınırları yeniden düzenlenerek Bahçelievler, Güngören, Bağcılar ve Esenler adıyla yeni ilçeler oluşturulmuş olsa da bu yeni ilçelerdeki insanlar hala merkez olarak Bakırköy’ü görmektedirler. İşte böylesine önemli olan bu ilçenin Avrupa’daki gerek kentleşmesiyle, gerek yaşam standartlarının yüksekliği ile Paris, Brüksel gibi veya Londra gibi gözde olan yaşam merkezleri standardında olmaması için bir nedeni olmadığını da biliyoruz. Ancak bunun olabilmesi için gerekli olan ne para, ne pul, ne imkân, ne şu, ne de bu… Bunun olabilmesi için gerekli olan; hayallerini hedefleri haline getirebilmiş bir kalp…

Gazeteciler olarak yaptığımız kamuoyu araştırmaları olsun, yılların Bakırköylüsü olan yerel halkı olsun ya da Bakırköy’de ikamet etmemesine karşın ticaret için burada bulunan esnaf ve vatandaşı olsun hepsine kısaca BAKIRKÖYLÜ dediğimizi varsayarak isimlendirirsek; bu günlerde bir Bakırköylü ile konuşursanız size diyeceği de budur. Bakırköy’ün yönetiminde söz sahibi olabilecek bir kişi, Türkiye’nin, belki de dünyanın gözünde parmakla gösterilecek düzeye getirecek ve o düzeyde tutabilecek kişi, hayallerine sahip çıkan biri olmalı, Makriköy’den geldiğimizi unutmadığı gibi, kendi tarihini de belki de burada yazmış olmalı. Sokaklarında koşturan bir çocuk gibi saf duygularda ve halkın her türlü sorunlarına duyarlı olmalı. En önemlisi de Bakırköy halkına sahip çıkmalı. Tıpkı içindeki çocuğa da sahip çıkabilen bir insan olması gerektiği gibi…

YORUMLAR

  • 1 Yorum

Bu Haberler de İlginizi Çekebilir

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Şükran Eroğlu: Yaşamak en önde gelen insan hakkıdır. SESİMİZİ DUYUN ÖLMEK İSTEMİYORUZ!
Şükran Eroğlu: Yaşamak en önde gelen insan hakkıdır....
Pinpon topu olmayalım?
Pinpon topu olmayalım?