Reklam
Reklam

Ayrılık Mevsimi

Belgin Gülbağçalar Yazıları / Ayrılık Mevsimi

Ayrılık Mevsimi
07 Aralık 2020 - 08:59 - Güncelleme: 07 Aralık 2020 - 09:20

"Ayrılık mevsimidir bu aylar
Mevsim artık sonbahar
Bütün kuşlar vefasız
Yazlıkçılar döndüler
Bu aylarda renk çiçekten ayrılır
Güneş kumdan
Menekşe kırmızıdan
Salkım asmadan
Yaprak dalından
Küçük köpek kaç gündür arkadaşı çocuğu arıyor kumsalda arada bir koşuyor kendince
Koşunca arkadaşı gelecek sanıyor
Nereden bilsin
Bu mevsim ayrılık zamanıdır"...
      Bekir Coşkun


Güz bitti! Baharı evde karantinada geçirmiştik, yaz da zaten yaşanmamış gibi oldu, derken güz de bitti. Az kaldı bu sevimsiz yıl da bitecek ama geçen gün ömürdendir diyor şair...

Hepimiz çok yorulduk, özledik sevdiklerimizle doyasıya sarılmayı korkmadan aynı masada sohbet etmeyi, o kıymetini bilemediğimiz eski günlerimizi...

Zaman zaman umutsuzluğa kapıldığımız da oluyor bir daha o günlere dönememek endişesiyle, "yeni dünya düzeni" algısıyla.

Yolun yarısını geçtim ama iyi ama kötü, geriye ne kadar yolum kaldı bilmiyorum ama şimdiye kadar yaşadığım yıllardan çok daha kıymetli ve altın değerinde benim için.

Dünyanın hali hal değil, hayatın bize mutluluklar ve gülücükler sunacağı falan da yok. O halde kendi mutluluklarımızı ve gülücüklerimizi yaratmalıyız.

Yaşadığımız hayatın tekrarı yok, bugüne kadar yeterince fedakârlık yaptık ama kendimizi hep ihmal ettik.

Kendimi daha fazla önemseyeceğim; evde yalnız olsam da salatamı yapacağım yemeğin yanına mesela, hiç görmediğim yerlere gitmeyi planlayacağım. Dans kursuna yazılacağım, hayalimdeki o küçük kafeyi açacağım belki de kim bilir?

İstanbul'u gezeceğim doyasıya, ne kadarını gezdik acaba, en son Dolmabahçe'ye, Süleymaniye'ye ne zaman gittik? müzelerin çoğunun ismini bile bilmiyorum, Serpil hocamın paylaşımlarından öğreniyorum çoğunun ismini ve yerlerini...

Kendimiz için çok şey yapmadığımız doğrudur, Türk insanının genlerinde var galiba, misafir odası, misafir yemek takımları, misafir masa örtüleri onların hepsini kendim için kullanacağım!

Kışın St Petersburg'a gidip, kar altında yeni yılı kutlamak istiyorum, hayali bile çok güzel, biz hayal kurmayı bile unutmuşuz.

Corona yüzümüze tokat gibi vurmasaydı, bu güzel günleri, muhteşem Ekim ve Kasım aylarını yaşayamayacaktım burada. Yine en geç Eylül ortası falan dönmüş olacaktım İstanbul'a ama bu yıl programları Corona yapıyor biz ona uyuyoruz.

Buraya sonbahar bile gelmedi henüz, havalar hala ılık, geçen haftaya kadar denize de giriliyordu. İlk yağmurlar da yağmaya başladı. Harika yağmurlar yağdı, çatıya vurdukça ses çıkaran çocukluğumuzun yağmurları gibi hep uyumak istediğin, yataktan çıkmak istemediğin. Yağmuru da çok güzelmiş buranın mis korkularla yağan, ardından pırıl pırıl açan güneşle yaprak ve çiçeklerin üzerindeki damlaların kristal gibi parladığı.

Begonvilleri çiçekleri ve dallarıyla birlikte budadı İbrahim, benim için çok zor oldu onlardan ayrılmak. Hiç kıyamadım. Neredeyse tamamen kesti ama öyle oluyormuş, daha güzel çiçek açması için. Her yıl böyle yaparım diyor ama biz görmediğimiz için bilmiyorduk, yine de bir kısmını bıraktım, kıyamadım şimdilik ama sanırım o da kesilecek.

Yenilenmek için bir şeyleri göze almak ve fedakârlık yapmak gerekiyormuş!

Yağan yağmurlarla toprak yeşillendi, çimen oldu, papatyalar açtı, dere kenarlarında sümbüller yeşillendi bakalım çok merak ediyorum kış nasıl geçecek?

Tekneler kızağa çekildi, altları midyelerden temizlenip ilaçlanıyor, restoranlar, oteller tadilat yapıyorlar. Çok hoşuma gidiyor insanı umutlandıran bu hazırlıklar, hem ne kaldı ki şunun şurasında bahara?

Bu zor günlerin ardından beklediğimiz yeni yıla ve yeni bahara umutla…


FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum