Reklam
Reklam
Reklam

AK PARTİ GRUP TOPLANTISI

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, son grup toplantısından bu yana gerek hükümet çalışmalarında gerekse parti faaliyetlerinde yoğun gündemleri olduğunu söyledi.

AK PARTİ GRUP TOPLANTISI
25 Kasım 2020 - 14:00

Bugüne kadar 19'unu tamamladıkları il kongrelerine, salgın tedbirlerine destek için bu haftadan itibaren bir süre ara vereceklerini bildiren Erdoğan, "Dünyanın tamamıyla birlikte ülkemizde de yükselişe geçen koronavirüs salgınının seyrini bir an önce aşağıya çekmemiz gerekiyor." dedi.

Bu kapsamda alınan tedbirlerin yol açtığı sıkıntıların elbette farkında olduklarını dile getiren Erdoğan, "Şimdi salgının seyrinin önüne geçemezsek daha sonra çok daha can acıtıcı tedbirler uygulamak zorunda kalabiliriz. Bunun için milletimden sabır ve destek bekliyorum. 'TAMAM' diye ifade ettiğimiz temizlik, maske, mesafe kurallarına ne kadar sıkı riayet edersek diğer tedbirlere o derece az ihtiyaç duyarız." diye konuştu.

Erdoğan, aşı geliştirme çalışmalarında artık uygulama aşamasına gelen projeler olduğuna değinerek, Çin, Rusya, Amerika ve Avrupa'da geliştirilen tüm aşıları yakından takip ettiklerini ifade etti.

Bunların bir kısmına şimdiden ön siparişleri de verdiklerini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

"İnşallah önümüzdeki ayın sonuna doğru aşıda ilk uygulamaları yapabilmeyi ümit ediyoruz. Daha önemlisi, kendi aşımızla ilgili de önemli bir yere geldik. En geç nisan ayında kendi geliştirdiğimiz aşıyı da uygulama seviyesine getirmiş olmayı planlıyoruz. Söz aldığımız tüm uluslararası platformlarda, aşı çalışmalarının siyasi veya ticari hırslara kurban edilmemesi, tüm insanlığın ortak malı olması çağrısında bulunuyoruz.

Kendi geliştirdiğimiz aşıyı da en uygun şartlarda inşallah tüm insanlığın hizmetine sunmak düşüncesindeyiz. Dünyanın tamamı salgın tehdidinden kurtulmadan tek tek ülkelerin kendilerini güvene almalarının manası olmadığına inanıyoruz. Bunun için Birleşmiş Milletler başta olmak üzere insanlığın ortak sorunlarının çözümü ve hakkı, hakkaniyeti, adaleti sağlama hususunda etkisiz kalan kurumların reform ihtiyacını tekrar tekrar vurguluyoruz."

G-20 Riyad Liderler Zirvesi'ni insanlık olarak koronavirüs salgınıyla mücadele edilen bir dönemde ve canlı bağlantıyla gerçekleştirdiklerini hatırlatan Erdoğan, Türkiye olarak meseleye ilk günden itibaren "Dost kara günde belli olur." anlayışıyla yaklaştıklarını söyledi.

"Biz yönetim sistemini 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.' prensibi üzerine bina eden bir milletiz." diyen Erdoğan, "İnancımıza göre de insan eşrefi mahlukattır yani yaratılmışların en şereflisi, en hürmete layık olanıdır. İnsana hizmet etmeyen, insana huzur, esenlik ve değer vermeyen, adaleti ve güvenliği sağlamayan bir sistemin başarı şansı yoktur. Hırs, tahakküm, adaletsizlik ve rant üzerine kurulu mevcut küresel ekonomik mimarinin ne insanı ne de tabiatı koruması mümkündür." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, dünya genelinde 1,5 milyona doğru giden can kaybını, yalnızca Kovid-19 virüsünün ölümcül etkisine bağlamanın sığ bir yaklaşım olacağına dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu vahim tablonun oluşmasında küresel sistemin artık çözüm yerine sorun üreten, sorunları derinleştiren çarpık yapısının da payı vardır. Salgın hem mevcut düzenin bu çarpıklıklarını gözler önüne sermiş hem de tüm insanların aynı gemide olduğunu bir kez daha hatırlatmıştır. Birlemiş Milletler kürsüsünden defalarca yaptığımız 'Dünya beşten büyüktür.' çağrımızın ne kadar isabetli olduğu daha iyi anlaşılmıştır. Aynı şekilde Suriye'den Libya'ya, Doğu Akdeniz'den Dağlık Karabağ'a, Irak'tan Filistin'e kadar farklı cephelerde yürüttüğümüz hak, özgürlük ve adalet mücadelesinin önemi ortaya çıkmıştır."

Türkiye'nin hak ve adalet eksenli attığı adımlar dolayısıyla eleştiriye hatta itibar suikastlerine maruz kalmasını, "haksızlık" olarak değerlendiren Erdoğan, şunları kaydetti:

"Ülkemizi ve şahsımızı hedef alan bu çirkin kampanyaların, kimler tarafından niçin yürütüldüğünü elbette biz biliyoruz. Ancak yine de burada bir hususu ifade etmekte fayda görüyorum; Türkiye olarak bölgemizdeki sorunlarla ilgilenirken küresel sistemin adaletsizliklerini dillendirirken veya krizlere müdahale ederken asla yayılmacı bir anlayışla hareket etmiyoruz.

Daha önce farklı vesilelerle dile getirdiğim üzere bizim kimsenin, hiçbir ülkenin toprağında, egemenliğinde, içişlerinde gözümüz yoktur. Biz sadece kendi milli güvenliğimizi, kendi vatandaşlarımızın can ve mal emniyetini sağlamaya, ardından da bölgemizin ve gönül coğrafyamızın istikrar, huzur ve iç barışına katkı sunmaya çalıyoruz. Bu anlayışla uluslararası toplumun yüzleştiği yeni meydan okumalar karşısında önemli sorumluluklar üstleniyoruz."


FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum