Adalar Eski Noteri Berran Altuntecim...
Reklam
Reklam

Adalar Eski Noteri Berran Altuntecim Adalar'daki atlı fayton zulmünü anlattı. KANIMIZ DONDU! RUHUMUZ YANDI!

"...Dört yılda 1.000’den fazla atın ruam sebebiyle resmi makamlarca itlaf edildiğini, bunun dışında doğan tayların anneden ayrılması için ya adanın arkasındaki uçurumdan atıldığını ya da dövülerek adanın içindeki köpeklerin arasına atıldığını öğrendim"

Adalar Eski Noteri Berran Altuntecim Adalar'daki atlı fayton zulmünü anlattı. KANIMIZ DONDU! RUHUMUZ YANDI!

"...Dört yılda 1.000’den fazla atın ruam sebebiyle resmi makamlarca itlaf edildiğini, bunun dışında doğan tayların anneden ayrılması için ya adanın arkasındaki uçurumdan atıldığını ya da dövülerek adanın içindeki köpeklerin arasına atıldığını öğrendim"

Adalar Eski Noteri Berran Altuntecim Adalar'daki atlı fayton zulmünü anlattı. KANIMIZ DONDU! RUHUMUZ YANDI!
25 Aralık 2019 - 11:54

Jale Yanılmaz / İstanbul- Atları faytonculuk adı altında vahşice sömüren sisteme karşı gönüllü insanların yıllardır verdiği mücadele, yakın zaman önce İstanbul Büyükada’da ruam hastalığı teşhisi ile itlaf edilen 81 atın gündeme gelmesi ile yetkililerce çok geç kalınan birtakım önlemlere vesile oldu… Oldu, lakin alınan tedbirler yeterli mi, kapsayıcı mı, sorunları daha doğrusu atların yaşadığı vahşeti sonlandıracak mı? Bu soruların cevabı henüz yok!

Bir yandan geçimini başka bir canlının sömürülmesi üzerinden sağlayan faytoncuların “açlık grevi yaparız”, “Atları salarız” çıkışları, diğer yandan artık bu vahşetin sonlanmasını isteyen toplum. Yetkililerden beklentimiz ise bu sistemi toplumun vicdanında daha derin yaralar açmadan, hayvan yaşam hakkını gözeterek, toplumun bedensel ve ruhsal sağlığını koruyarak, hiçbir canlıyı mağdur, muhtaç yapmadan çözmeleri. Ve bunu ivedilikle yapmaları!



Bu meseleye kamuoyuna yansıdıkça, yansıyabildiği kadar vakıf olmak işin önemini hatta dehşetini anlamaya yeterli değil. Yaşamak, bizatihi görmek gerek.   

Adalar Eski Noteri Berran Altuntecim işte bu, okuduğunuzda kanınızı donduracak vahşeti yaşayan, bizatihi görenlerden biri. Altuntecim’in Adalar’daki atlı fayton zulmünü anlattığı, kamuoyuna haykırdığı, yüzümüze tokat gibi çarptığı yazısını sizlerle paylaşıyoruz. Bundan sonrasında söz toplumun vicdanında. Kanayan yarayı bir daha kanamayacak şekilde sarmak ise ülkeye hükümet edenlerin mutlak görevi!

“Üç seneye yakın Büyükada’da noterlik yaptım. Evim de orada olduğu için neredeyse 24 saatimi adada geçiriyordum. Önceleri yürüyüş yapmak için adanın arka tarafına doğru yürüdüğümüzde ilk dikkatimi çeken faytona koşulan atların üstündeki yaralardı. Sahiplerine sorduğumuzda umursamaz tavırlar gösterdiler. Israrcı davrandığımızda bize karşı hırçın davranışlarda bulunmaya başladılar. Bir gün karşıdan çoğu sakat 22 tane atın motora bindirilmek üzere getirildiğini gördüm. Sorguladığımızda bu atların sakatlandıklarında hiçbir şekilde tedavi edilmeden, kesim için karşıya kaçırıldığını öğrendim. Resmî birimlere ilettim, herkes haberinin olmadığını söylüyordu. Ama bu uygulama yıllardır devam ediyor.
 
Bu durumu derinlemesine araştırmaya başladığımda, Büyükada’da yasal olarak bulunan 1.600 atın dışında sürekli kaçak olarak at getirildiğini, tanesinin 1.000 TL. civarı olduğunu, adada çok ciddi ruam hastalığı olmasına rağmen kaçak getirildiği için aşılanmadığını, bu sebeple ruamın yayıldığını, dört yılda 1.000’den fazla atın ruam sebebiyle resmi makamlarca itlaf edildiğini, bunun dışında doğan tayların anneden ayrılması için ya adanın arkasındaki uçurumdan atıldığını ya da dövülerek adanın içindeki köpeklerin arasına atıldığını öğrendim.



İlk başta durumu Adalılara anlatmak için toplantılar düzenledim. Ancak gördüm ki Adalar’da 1500 faytoncu ve ailesi yaşadığından büyük bir oy potansiyeli var. Ve yerel idarenin susma ve göz yumma sebebi bu. Kaymakamlık ruam hastalığı yaygınlaştığı için kontrolleri sıklaştırsa bile geceleri adaya kaçak at sokuluyor, gece yarısı atların boynuna ip bağlayıp tekneden atları denize itiyorlar. Sonra Ada’dan atları boyunlardaki ipten çekiyorlar. Gecenin karanlığında kaybolan veya teknenin motoruna sıkışarak can veren atlar var. En son iki ay önce iki atın bacağı kaçak at taşıyan teknenin motoruna sıkışarak parçalandı. Biri Pendik sahiline biri de Ada’nın arkasındaki sahile vurdu.


 
En son yaşadığım olay bardağı taşıran son damladır. Gece yarısı yine ormanın içine dövülerek bırakılmış köpekler tarafından kovalanan bir tay haberi geldi. Anne, yavrusunu (tayı) görünce, onu bırakıp faytonda koşmak istemiyordu. Bir şekilde kurtulmak için dövüp ormana bırakmışlardı. Ona bunu yapanı tespit edemedik ancak bu uygulama faytoncular arasında sürekli vardı. Tayı beslemek maliyetli. Onun yerine “kullan- at - sürümden kazan” şeklinde sürekli at değiştirip, yaralanan atları ya kesim için karşıya götürüyorlar ya da adanın arkasından uçuruma atıyorlar. Dayanılacak gibi değildi. Benim üç gün baktığım tayla ilgili Adalar Kaymakamımız İBB ile temasa geçip ambulans getirtti. Ancak üçüncü günün sonunda ölmüştü. Bu olaydan sonra artık Ada’da yaşamaya yüreğim yetmedi. Faytonların kaldırılması için daha fazla mücadele edebilmek için adadan tayinimi isteyerek, ayrıldım.


 
Ada’da birçok arkadaşım atların kaldırılmasını istese de orada mücadele vermek çok zor. Şunu net olarak anladım ki adada yaralanan hiçbir atın şansı yok. Çünkü Ada’da veteriner yok. Faytoncular kendileri atların açık yaralarını dikiyor, üstüne atla aynı renkte ayakkabı boyası sürüyor. Ayaklarında çok koşturulmaktan doğan kan birikmesini kendileri şırıngayla çekiyor. Üstelik bunu hiçbir eğitimi olmayan hatta bazısının okuma yazması olmayan fayton kullanıcıları yapıyor. Çoğu enfekte oluyor. Atların bir kısmı tetanostan kıvranarak ölüyor. Kışın kesim için gönderilmedi ise yiyecek verecek kimse olmadığından insanların yaşam alanlarına inerek çöpten yemek bulmaya çalışıyorlar. Ayıklama şansı olmadığı için içindeki yiyeceği paketiyle birlikte yediklerinden bağırsaklarındaki rahatsızlıkla kıvranarak can veriyorlar. Birçoğu koştuktan sonra terli bırakıldığından zatürreden ölüyor. Kısacası Ada’ya gelen atlar bu şartlarda en fazla 2 sene hayatta kalabiliyorlar.



Sırtlarında onca yükle atların Ada yokuşlarında kamçılanarak yokuş tırmandırılmasına hangi merhametli gönül dayanabilir? Çok ağır şartlarda çalıştıkları için zaman zaman parlayıp faytonu sağa sola vurmaya başlıyorlar. Bu sebeple çevrede duran insanlar için de çok büyük tehlike. Geçen sene parlayan atlar sebebiyle fayton altında kalan turistlerden ölenler oldu. Bendeki kanaat asla bu faytoncularla ve Ada şartlarında düzeltme yoluyla bir çözüm bulunamaz. Geçenlerde Ada’da İBB tarafından Fayton Çalıştayı düzenlendi. Bir kere düzenlenme amacı ve çıkması istenen sonuç baştan belliydi. Çünkü tüm aktivistler bilir ki 1500 faytoncu (ve ailesinin) yaşadığı Ada’ya gelmek ve o Çalıştay’da konuşmak büyük risktir. Eğer Ada dışında İstanbul merkezde düzenlenseydi tüm hayvanseverler oraya gelir ve faytonların kaldırılmasını isterlerdi. Bu istenmedi. Ancak polis korumasında katılabilen sınırlı sayıda aktivist çalıştaya gelerek çalıştayın samimi ve çözüme yönelik olmadığını ifade eden bir basın açıklaması yaptı."


 
 


YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Hasan Cevad
    7 ay önce
    Noter yazınca doğru mu oluyor? Külliyen boş laflar, palavradan ibaret. Bire yüz bin katmış. 60 küsur yıllık adalıyım. Hasan Cevad facebook sayfasından noter hanımın öğreneceği derya var. Kedi köpeğiyle, noterliğiyle uğraşsın, bir de ak parisiyle, gölge etmesin. Eğer faytonlar kaldırılırsa yok edilecek atların bir vebali de onun olacak, hiç unutmasın. Acaba yazı göndersem 60 küsur yıllık bir adalının fayton hakkındaki görüşleri olarak yayımlar mısınız?
  • ucnoktacom
    7 ay önce
    Görüşlerinizi bulten@ucnoktacom.com e-posta adresine gönderebilirsiniz.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Kur 7.30’u aştı, merkez sözlü müdahale etti
Kur 7.30’u aştı, merkez sözlü müdahale etti
İçişleri Bakanlığından 32 ile “Bölücü Terör Örgütü Kış Üslenmesi” genelgesi
İçişleri Bakanlığından 32 ile “Bölücü Terör Örgütü...