Reklam
Reklam
Reklam

12 Mart Muhtırasının 50. Yılı

Yusuf Kadıoğlu Yazıları / 12 Mart Muhtırasının 50. Yılı

12 Mart Muhtırasının 50. Yılı
12 Mart 2021 - 08:12

Faşizmin ve gericiliğin bugünlere tırmanmasının ve taşınmasının ilk kilometre taşı olan 12 Mart Muhtırasının verilişinden bugüne tam yarım yüzyıl geçti.

27 Mayıs devriminden hemen sonra siyasi tarihimizin en ilerici ve demokratik, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan, hukukun üstünlüğü ilkesine dayalı, bağımsız yargıyı oluşturan, getirdiği cumhuriyet kurumları ile ülkemizin aydınlık geleceğe taşınmasının önünü açacak 1961 Anayasası yapılmış ve yürürlüğe konulmuştur.

1961 Anayasasının getirdiği bu özgürlük ortamı elbette emperyalizmin ve onun yerli işbirlikçilerinin hoşuna gitmeyecekti ve onu tamamen ortadan kaldıramıyor olsalar da hiç değilse tırpanlamaları gerektiğinden hareketle faşizmin görev adamları aydınlığa gidecek yolu kapatarak ülkemizde karanlık günlerin başlamasının nedeni olan 12 Mart Muhtırasını devreye sokmaları gerekecekti.

12 Mart Muhtırası ile özgürlükler askıya alınmış, baskı rejimi tüm kurumları ile yürürlüğe konulmuş, ülkemiz bir kaos ortamına sokulmuş, gençlik hareketleri orantısız şiddet kullanılarak sindirilmeye çalışılmış ve geleceğe gözdağı verilmek için olsa gerek üç fidan hukuksuz ve zalimce duygularla idam edilmiştir.

12 Mart'ı getiren egemen güçler bununla da yetinememişler ve 1961 Anayasasının diğer kalıntılarını da ortadan kaldırmak ve tam olarak istedikleri düzeni yerleştirmek için 12 Eylül 1980 darbesini ABD'nin desteği ile "bizim çocuklar başardı" denilerek sırtları da sıvanır şekilde gerçekleştirmişler ve hep ayak bağı gördükleri 1961 Anayasasını bu kez tümüyle ortadan kaldırmışlardır.

12 Eylül darbesi, öncüsü ve destekçisi 12 Mart'ı da gölgede bırakmış, onu tamamlayacak baskıyı çok daha şiddetle uygulamaya koymuş, demokrasiyi ortadan kaldırmış, cumhuriyet yerine faşizm ülkenin idari rejimi olmuştur.

Bu sistem önce Özal'ı iş başına getirmiş, emperyalist dış güçlerin isteği ile bağımsızlığımızı ortadan kaldıran meşhur 24 Ocak kararları uygulamaya sokulmuş ve daha sonrasında da ılımlı İslam adını verdikleri FETÖ ile de ortaklık oluşturmak suretiyle şu anda görevde bulunan iktidara ülkemiz idaresi teslim edilmiştir. Bu iktidar gücünü gerçek anlamda halktan değil, onları kendi adamları olarak seçen ve BOP eş başkanlığı görevi veren başta ABD ve onun işbirlikçilerinden almaktadır.

Yukarıda da belirttiğim gibi, ülkemizi aydınlık gelecekten ayrılarak, karanlığa ve gericiliğe götüren, islami harekete teslim edilmesini sağlayan, cumhuriyetin ve başta laiklik olmak üzere tüm kurumlarının ortadan kaldırılmasını sağlayan, tek adam rejimi ile idare edilir olmanın yolunu açan ilk kilometre taşı 12 Muhtırası olmuştur.

12 Mart Muhtırası verildiğinde İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1. sınıf öğrencisiydim ve derslerimizden biri Anayasa Hukuku idi, Anayasa Hukuku kürsü başkanı Prof. Dr. Hüseyin Nail Kubalı idi ve çok değerli hocalarımızdan oluşuyordu. Anayasa hukuku ve 61 anayasasını bu değerlerden öğrenmiş olmanın onurunu yaşarken, ülkemizin geldiği şu aşamada 12 Mart'ı da, 12 Eylül'ü de görmüş (12 Eylül 1980 de iki yıllık avukattım) ve yaşamış bir hukukçu olarak utanç duyuyorum.

12 Mart'ı 50. yıl dönümün de ne yazık ki bu duygularla anımsıyorum ve ülkemizin cumhuriyet yıkıcıları tarafından getirildiği bu durumdan kurtarılması ve yeniden Atatürk Devrim ve İlkeleri rotasında cumhuriyetin kurucu ayarlarına döndürülmesi için çok daha fazla çalışmamız ve bu doğrultuda örgütlenmemiz gerektiğine inanıyorum. Aksi halde, bunu başaramazsak bizlerin, çocuklarımızın ve torunlarımızın özgürce ve aydınlık içinde yaşayacak bir ülkemiz olmayacaktır.


FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum